336- MÜDAFAA HUDUDUNU AŞMA HALİ:

 

Meşru müdafaa yapan kişi müdafaa hakını kullanırken salırıyı önlemek için zaruri olan sınırı aşmamak zorundadır. Meşru müdafa hududunu aşan davranışlarından sorumludur. Eğer saldırgan tehdidle defedilebilir de, saldırıya uğrayan kişi tehdid etmek yerine kalkıp döverse dövmekten sorumulu tutulur. Eğer elle dövülerek defedebilmek imkanı var da sadırıya uğrayan saldıranı yaralarsa yaralamaktan sorumlu olur. Eğer yaralamkla defedilmesi mümkün de öldürmüşse öldürmekten sorumludur. Eğer saldırgan yara aldıktan sonra kaçarsa saldırıya uğrayan onu takib eder ve ikinci defa yaralamadan sorumlu duruma düşer. Eğer saldırıya uğrayan saldırganın mukavemetini kırıp sonra elini ve ayağını koparırsa veya öldürürse mukavemetini kırmaktan sonra teşekkül eden fiillerden sorumlu tutulur. Şu halde saldırıya uğrayan saldırıyı defetmek için gerekli olmayan her fiilden sorumludur.

(394) Tuhfet’ül-muhtac, C: 4, S: 126.

Saldırıyla müdafaa arasında kuvvetli bir bağ vardır. Çünkü müdafaa saldırıdan doğmaktadır. Saldırı hali başladığı anda müdafaa hali başlamıştır, saldırı hali son bulduğu anda müdafaa da son bulmuştur. Bunun için  saldırı hali durdurulduğu anda müdafa durumu ortadan kalkar.  Ve saldırının son bulmasından sonra işlenenn her fiilden sorumlu olur. Sadece saldırgan bir mal alıp kaçarsa saldırıya uğrayanın onun takib etmesine ve malını almasına kadar saldırı son bulmuş saylımaz. Malını almak için gerekli olan kuvveti  kullanabilir. Eğer saldırganın kaçırdığı malı geri almak için öldürmekten başka bir yol yoksa ölürür ve sorumlu olmaz395.

Müdafaa halinde işlenen fiillerde aslolan mübah olmaktır. Binaenaleyh bu fiiller cezlandırılmaz. Ama saldırgan biden fazla olur da saldıry uğrayan silah çeker ve haten başkasına isabet ettirirse, isabetin saldırya uğrayanın ihmalinin ve hatasının sonucu  olduğu belirtilebilire normal kabul edilmez. Mesela, saldırgana atıp yanlışlıkla başkasına isabet ettirir ve onun ölümüne veya yaralanmasına sebep olursa, saldırıya uğrayan bir başkasını hataen öldürmekten veya yaralamaktan sorumlu olur. İsterse fiili kasıtlı olarak işlesin. Çünkü aslında işlemiş olduğu fiil saldırgan için mübahtır. Ama netice saldırgana değil başkasına hataen vuku bulmuştur. Buna benzer bir halde bir kişin av avlamak isteyip de yanılarak başka birisine isbet ettirmesi durumudur. Aslılna av avlamak mübah bir fiildir, ama avcı ava atarken kasıtlı olarak atmış, fakat bilmeyerek bir şahsa isabet ettirmiştir396.

 

(395) Haşiyetü ibn Abidin C: 5, S: 347.

(396) Haşiyetü ibn Abidin, C: 5, S: 524. Tuhfet’ül-muhtac, C: 5, El-Muğni, C: 9, S: 517.

İmam Azam, Şafii, Ahmed İbn Hanbel’e göre, saldırganları öldürmek veya yaralamak maksadıyla yollara, duvarların, yahut kapıların ardına kemend atmak, kapan ve ağ kurmak caizdir ve bu durumda ev sahibine sorumluluk terettüb etmez. Çünkü, bu gibi hallerde de savunma bahis mevzuudur. Hem eve giren kişi eve saldırarak meskene tecavüz ettiği için kendi kendisini ölüme terketmiş demektir. Sadece İmam Malik397  eve girenlerin kapana düşmesini veya helak olmasını sağlamak maksadıyla kurulan ağ ve benzeri şeylerden failini sorumlu kabul etmekte, ama evin ihtiyacını defetmek için yapılan hallerden ev sahibine sorumluluk düşmeyeceğini belirtmektedir. Öyle sanıyoruz ki İmam Malik’in bu görüşü müdafaa kaidelerinin tatbiki için en makul bir görüştür. Çünkü müdafaa, tecavüzü mümkün olan en kolay yolla önlemektir. Bazı hallerde saldırgan öldürmekten ve yaralamaktan daha kolay bir yolla defedilebilir. Modern hukuk bilginlerinden, kimisi sözünü ettiğimiz davranışın müdafaa olduğunu kabul ederken, kimileri de kabul etmemektedir. Mesala, benzer bir olay Fransız mahkemelerine intikal etmiş ve ev sahibinin yaptığı fiil meşru müdafa kabul edilerek beraat hükmü verilmiştir398.