334- İSLAM HUKUKUYLA BEŞERİ HUKUK

ARASINDA KARŞILAŞTIRMA:

 

İslam hukukunun meşru müdafaayı nasıl kabul ettiğini yukarda açıkladık.Beşerei hukukda meşru müdafaanın aldığı şekil ise, tabiatıyla zamanla mütenasip olarak değişik olmuştur.

Eskiden meşru müdafanın beşeri hukukdan değil tabii hukuddan doğma olduğu kabul edilirdi. Orta çağlarda ise meşru müdafaa cezayı önleyemeyecek bir hal olarak kabul edilirdi. Ancak cezanın bağışlanması için yeterli bir sebeb olarak benimseniyordu. 18. yüzyılda beşeri hukuk meşru müdafaayı şöyle yorumladı: Meşru müdafa,  kişinin kendisini koruması için yapması normal olan zaruri haldir. Zaruret hali sosyal grublardan kendisini koryuacak bir gücün bulumamasından doğmaktadır. 19. yüzyılda ise, meşru müdafaa zorlama hallerinden bir hal olarak kabul edirdi. Çünkü meşru müdafaaya girişen kişinin karşılaştığı büyük tehlike onu irade durumunu ortadan kaldırmaktadır. Öyelyse, meşru müdafaa yapan kişi sevkitabiisiyle hayatını korumak için harekete geçmektedir. Meşru müdafaanın böyle bir şekli alması, başkasının veya mülkü müdüfanın sebebi durumunda olmaktan çıkardı. Meşru müdafanın geçerli olabilmesi için hakkın kullanılması ve görevin yapılması şartı kabul edildi.

Çağdaş hukuk ise, meşru müdafaayı hukukun normal saydığı bir hakkın kulanılması veya bir vazifenin ifiası olarak değerlendirmektedir. Zira her insanın, kendi hayatını, malını koruması hakkı, hatta vazifesidir. Kaldı ki, toplumun ona bir ceza yüklemesi halinde menfaatı söz konusu değildir. Çünkü meşru müdafaaya girişen kişi toplumun şerrinden çekindiği bir suçlu durumunda değildir.

Değişik yüzyıllarda ortaya çıkan bu görüşler ve meşru müdafaa anlayışının asırlar boyu geçirdiği evrim kıyaslandığında görülür ki, beşeri hukukun yirminci yüzyılda kabul ettiği görüş; islam hukukunun onüç asır evvel kabul etmiş olduğu görüşten başka bir şey değildir. Zira islam hukuku ekseri ahvalde meşru müdafaanın bir vazife olduğunu, bazı hallerde de hak olduğunu kabul eder. Beşeri hukuk da buğün meşru müdafaanın vazife  olmadığı takdirde hak olması gerektiğini belirtmektedir. Belki de kısa bir süre sonra çağdaş hukukçuların meşru müdafaa konusunda tamamen islam hukukçularının görüşlerini benimsemeleri mümkündür.   

Modern hukukçular meşru müdafaa hakkının çocuğa veya deliye kaşı (her ikisi cezadan muaf da olsa) kullanmanın hak olduğunu kabul ederler. Onlara göre meşru müdafaa tecavüz edene karşı işlenmiş bir suç değil, aksine düşmanlığın reddidir. Bu görüş islam hukukçularının çoğunluğunnun görüşüne uymaktadır. Sadece modern hukuk bilginleri hayvanların sadırısı halinde defetme imkanı bulunursa bu defetme durumunu meşru müdafaa hakkına mı, yoksa zaruret haline mi dayalı olduğu hususunda ihtilaf etmektedirler. Bu konuda bazı hukukçular Hanefi fakihlerinin görüşü olan yabani hayvanın saldırgan veya suç işleyici olarak kabulü mümkün değildir, ancak zaruret hali hayvanın öldürülmesini gerketirir fikrini kabul ederken, diğer bir grub da Maliki, Şafii ve Hanbeli373 mezheblerinin görüşü olan hayvana karşı da meşru müdafaanın mümkün olacağı fikrini kabul etmektedirler. Mısır ceza kanunu, saldırganın filinin suç olması şartında Hanefi mezhebinin görüşüne uymaktadır. Buna göre saldırganın fiili suç olmazsa müdafaa hali de mvcut olmaz374.

(373) El-Mevsuat’ül-cinaiye, C: 5, S: 525.

(374) Mısır ceza kanununun 466. mad. bkz.