313- KARŞILIKLI DÖVÜŞME VE CEZAİ

SORMULUK:

 

İki kişi arasındaki karşılıklı döğüş ya önceden anlaşmalı olarak vuku bulur veya önceden hiçbir anlaşma  olmadan vukubulur. Döğüşenlerden herbiri diğerini öldürmek de isteyebilir, yaralamak da. Maksadı karşısındakini döğüşemez hale getirmektir. Döğüşmenin karşılıklı olarak belirli bir silahla vuku buması şartı yoktur. Kılıçla veya kamayla iki taraf birbirine girebilir. Ateşli silah da kullanılabilir. Sopayla olabileceği gibi yumrukla da olabilir. Karşılıklı doğuşta önemli olan iki tarafın birbirini öldürmeye, yaralamaya veya eziyet etmeye gayret sarfetmesidir. Sadece üstünlük ve maharet gösterisi olur da eziyet etmeye gayret sarfetmesidir. Sadece üstünlük ve maharet gösterisi olur da, eziyet kastı güdülmezse bu bir nevi yarış oyunudur ki islam hukuku bunu mübah kabul eder. Bu konuda ayrıca söz edeceğiz. Başkasına eziyet, öldürmek ve yaralama kastıyla yapılan döğüş islam hukukuna göre tamamen yasaktır. Çünkü bu durumda öldürme, yaralama ve işkence etme kastından başka bir şey söz konusu değildir ki, islam hukuku bu gibi fiilleri haram kabul eder. Bir kimseyle döğüşürken onu öldüren kişi öldürmek kastıya döğüşmüşse kasıtlı katildir. Öldürmek kastıyla vurup da yaralayacak olursa, ve bu yaralama ölümle sonuçlanırsa suç kasıtlı katildir. Fakat döğüşemez hale getirmek kastıya yaralar da öldürmek kastı olmadığını ispat ederse kasıtlı yaralama suçundan ceza görür. Eğer bu yaralama ölümle sonuçlanırsa kasta benzer bir şekilde öldürme suçundan sorumlu olur.

İslam hukuku hasma eziyet vermek için karşılıklı döğüşmeyi harab hali dışında mübah kabul etmez. Harb halinde savaşan kimselerle karşılıklı olarak döğüşmek mübah olduğu gibi, savaşçıyı öldürmek, yaralamak ve rahatsız etmek de mübahtır. Çünkü savaşan kişinin kanı hederdir. Keza iç savaş esnasında asilere karşı döğüşmek ve saldırmak da -asiler müslüman dahi olsa-caizdir. Çünkü iç savaş sırasında asilerin kanları heder saylır. Nitekim Allahın Reslü uhud savaşında karşıkılı döğüşme talebi üzerine bu teklilfi kabul etmiş ve ashabına bu noktada müsaade vermiştir. Bedir Ve Hendek savaşında da aynı durumlar olmuştur. İslam hukukçuları karşılıklı döğüş için ortaya atılmayı, döğüşe ilk davet eden kişi ister savaşçı olsun, isterse bir başkası olsun mübah kabul eder. Ancak İmam Azam savaşçının ilk  olarak ortaya atılıp döğüş için çağırmasını mübah kabul etmez. Ona göre bu davranışı, böbürlenme ve şarı gitmedir. Hal bu iken bu bazı fakihler başlangıçta döğüş için davetin müslümanlardan gelmesi gerektiğini kabul etmekte ve bunun bir nevi kuvvet izharı ve düşmanı korkutmak olduğunu kabul etmektedirler347.

(347) Ahkam’üs-sultaniye, S: 31 ve devamı. Mevahib, Hattab, C: 3, S: 359. Esna’el-metalib, C: 4, S: 192. El-Muğni, C: 10, S: 394 ve devamı.

Yasaklanan karşııklı döğüş durumunda döğüşenlerden birisinin diğerinin kanını akıtmasının helal olduğu haller ile haram olduğu halleri birbirinden ayırmak icab eder. Birinci durumda, yani, karşıklı döğüşlerden birinin diğerinin kanını akıtmasının helal olduğu halde,tecavüze uğrayanın rızasıyla katl ve yaralama konusundaki hususi kaidelerin ahkamı tatbik olunur ki, bunları az önce beyan ettik. Karşıklıklı olarak döğüşenlerden birisinin kanının diğerine helal olmaması halinde ise katile veya yaralayana katl ve yaralama ile ilgili özel hükümler tatbik olunur. Döğüşenlerde iki tarafın biribirleriyle döğüş konusunda ittifak etmelerinin verilmesi gereken cezaya hiçbir tesiri yoktur. Zira döğüşmek konusunda ittifak (düello) demek öldürmeye veya yaralamaya rıza göstermek değildir.

İslam hukukunda karşılıklı döğüşme; katli ve yaralamayı yasaklayan umumi hükümlere bağlıdır. Zira karşılıklı döğüş her zaman ölüm veya yaralamayla sonuçlanmaz. Kaldı ki, karşılıklı döğüşü yasaklayan bir çok hükümler mevcuttur. Bunlardan birisi Ebu Bukre’nin, Allahın Resulünden rivayet ettiği şu hadisi şerifdir: Allahın Resulü buyurdu ki “İki müslüman (birbirlerine girmek üzere) karşılaşırsa katil de maktül de cehennemdedir.”

Ebu Bükre diyor ki: “Ey Allahın Resulü! Hadi katil cehennemdedir, ya maktul ne oluyor?” denildiğinde. Allahının Resulü buyurdu ki: “O da arkadaşını öldümek için gayret sarfetmektedir.” Bu konuda Allahın Resulü birbaşka hadisi şerifte şöyle buyurur: “Müslümanın birbirine küfretmesi fasıklık, karşılıklı savaşması ise küfürdür.

Biz karşılıklı döğüşün yasak olduğunu belirtmek için özel hükmleri araştımak zorunda değiliz. Çünkü katl ve yaralamaları yasaklayan imumi hükümler karşılıklı döğüşen de haram olduğunu belirtmeye kafidir. Karşılıklı döğüşme, döğüşenlerden birisinin ölümüne veya yaralanmasına vesile olursa meydana gelen öldürme ve yaralama fiili sadece faaline nispet edilir. İki tarafa birden nispet edilmez. Binaenaleyh iki tarfın döğüşmek üzere (dülello) ittifak etmesi ve bunun netcesinde öldürme veya yaralama durumunun ortaya çıkması, iki tarafın da -karşılıklı çatışmaya kıyas ederek- öldürme ve yaralama suçuna ortak olarak kabulünü gerektimez. Karşılıklı müsademede meydana gelen yaralama ve öldürmelerde ortaya çıkan netice müsademe eden iki tarafın fiilinin sonucudur. Karşlıklı döğüşme halinde meydana gelen öldürme ve yaralama fili ise döğüşenlerde bir tarafın fiilinin ve gücünün neticesidir, diğerinin bunda bir tesiri yoktur. Şöyle ki: İki otomobil çarpışsa, ve bu çarpışmadan herhangi bir kişi ölse, yahut yaralansa yaralama veya ölüme sebeb olan kuvvet iki otombilin karşılıklı hızına ve bu hızın çatışmasına racidir. Eğer bu iki güç karşılıklı olarak çarpışmamış olsa ölme ve yaralama olayı meydana gelmez. Karşılıklı döğüşmede ise her döğüşenin kudreti e kuvveti ortaya çıkan fiili doğuran unsurdur. Eğer döğüşenlerden biri diğerine vurur veya yaralarsa yahut tabancasını sıkar ve isabet ettirirse, vurulanın veya yaralanın kuvvetini veya davranışının etkisi söz konusu değildir348.

İslam hukukunun karşılıklı döğüşme konusundaki görüşü, günümüzdeki beşeri hukuk çoğuna uymaktadır. Beşeri hukuk düelloyu yasaklamakta ve bunun neticesinde meydana gelecek öldürme ve yaralama ve eziyet olaylarını cezai müeyyide konusu yapmaktadır. Mısır ceza kanunuyla, Fransız ceza kanunu bunu amirdir. Diğer hukuk sistemleri dülelloyu yasaklamakla beraber ortaya çıkacak sonuçlar hakkında özel hükümler uygulamaktadır. İslam hukuk sistemi gibi katl ve yaralama cezasını tatbik edeceğine özel cezalar uygulamaktadırlar. İtalya ve Polonya kanunları bunlar arasındadır349.

(348) Bkz. Kitab’ül-kısas, Ahmed Muhammed İbrahim, S: 113 ve devamı, Adı geçen müellif, mubarezeye çatışma hükmünü vermektedir ki, bu hüküm mantıki değildir. Nitekim böyle bir hükmü her türlü çatışma vtecavüzü müsademe olarak kabul etmeyi gerektirir ki, bu da gayrımantıkidir.

(349) Ceza kanun şerhi, Dr. Kamil Mersa ve Sait Mustafa, S: 461.