308- YARALAMA VEYA KOPARMAYA RIZA:

 

İmam Azam ve taraftarları yaralama ve koparmaya rızanın cezanın önleyleceğini kabul etmektedirler. Onlara göre herhangi bir organa yapılan tecavüz, mala yapılan tecavüz mesabesindedir. Malın korunması ise mal sahibine düşen bir görevdir. Öyleyse, herhangi bir organı koparma ve yaralama halinde buna izin ve müsaade vermek cezanın düşmesini gerektirebilir. Fakat Henefi fakihleri yaralama ve koparmanın ölüme sebeb olması halinde ortaya çıkacak sonuç hususunda ihtilafa düşmüşlerdir. Bu durumda İmam Azam, işlenen fiilin kasıtlı öldürme olduğunu kabul etmektedir. Zira verilen izin, yaralama ve koparmaya mütedair olup tecavüze uğrayan kişi ölünce fiilin yaralama ve koparma olmadığı aksine katl olduğunu ortaya çıkmaktadır. Öyleyse kasıtlı katl cezası uygulamak gerekir. Ancak izin konusu şüphe bahis konusu olduğu şüphe de kısası durdurduğu için ceza kısas değil diyet olmalıdır. İmam Ebu Yusuf ve Muhammed ise, yaralama ve koparma fiili ölümle sonuçlandığı takdirde suçluya sadece tazir cezası verilebilelceğini kabul etmektedir. Onlara göre yaralama ve koparmanın affı bu fiillerden doğacak suçun da afı demektir, öyleyse, katl durumunda tazir cezasının uygulanması icab eder342.

(342) Bedai’üs-sanai, C: 7, S: 236, 237.

İmam Malik ve mezhebinde olanlar yaralama ve koparma için izin vermeni nhiçbir değer ifade etmeyeceğini, ancak tecavüze uğrayanın yarlama ve koparma filinin vukuunda sonra da razı olmasının hukuken geçerli olabileceğini kabul etmektedirler. Eğer yaralanan veya uzvu koparılan kimse; yaralama ve koparma fiilinden sonra yaralayan ve koparan kişiyi affetmezse suçlulcezlandırılır. Bu durumda verilecek ceza ya kısasdır yahut da -kısası önleyen meşru bir sebeb bulunduğu takdirde- diyettir. Fakat tecavüze uğrayan kişi fiilin işlenmesinnden sonra da mütecavizi affedecek olursa, bu suç için takarrür etmiş bulunan ceza- ki kısas ve diyettir- sakit olur ve onun yerine tazir cezası verilir. Tebii bu dumda yaralama ve koparmanın ölümle sonuçlanmaması şarttır. Ama ölümle sonuçlanacak olursu suçlu kasıtlı katil  olarak kabul edilir ve kasıtlı katl cezası vermek gerekir243.

(243) Şeh’ül-kebir, Derdir, C: 4, S: 212.

Şafii mezhebinde; yaralama ve koparma izni, toplum tarafından tazir cezasıyla cezalandırmayı gerektiren hallerde cezayı iskat eder. Ancak yaralama ve koparma fiili ölümle neticelenecek olursa, Şafii mezhebi fukahasından bir kısmı; suçlunun kasıtlı ölüm suçundan sorumulu tululacağını, izinle şühe durumu varid olduğu için kısas uygulanamayacağı ancak diyet cezası verileceğini kabul ederker, bir kısmı da ceza verileceğini kabul ederler, bir kısmı da ceza verileceğini kabul eder.. Bunlara göre ölüm müsaade edilen bir fiilden doğmuştur344.     

(344) Nihayet’ül-Muhtac, C: 8, S0 248, 296. Tuhfet’ül-Muhtac, C: 4, S: 30, 31.

Müsasade ise cezayı ortadan kaldırır.

Ahmed İbn Hanbel’e göre; yaralama ve koparma izni katl izni gibidir ve bu durumda, izin fiili müzak kılmasa de cezayı iskat etme hakkı vardır ve fiilin işlenmesine izin vererek bu hakkını kullanmıştır345.

(345) El-İkna, C: 4, S: 371.