307- RIZA İLE ÖLDÜRME:

 

İmam Azam ve Hanefi fakihleri katle izin vermenin katli mübah kılmayacağını kabul etmektedirler. Onlara göre; her kişinin canı masumdur ve şeriatın koyduğu hükümler dışında cana kıymak mübah olmaz. Katli izni ise şeritan koyduğu hükümlerin haricindedir. Binaenaleyh böyle bir izin yok saylır ve fiilin üzerinde müessir olmaz. İşleyene kasıtlı öldürme suçundan takibat açılır. Fakat Hanefi fakihleri bu durumda suçluya verilecek ceza konusunda ihtilaf etmişlerdir. İmam Azam, Ebu Yusuf ve Muhammed izin durumunda suçluyu kısas cezası uygulanamayacağını, bunun yerini diyet cezasını tatbik olunacağnı kabul etmektedirler. Çünkü katle izin halinde şüphe bahis konusudur: Allah Resulü ise: “Şüphelerle hadleri durdurunuz” buyurmaktadır. Kısas ise had cezasıdır. Dolayısı ile cezası kısas olan suçu oluşturan her fiilde varid olacak şüphe kısas haddinin uygulanmasını önler. İmam Züfer ise, iznin şüphe olamıyacağını kabul etmekte, bunun için de, izinle katil halinde kısası gerektirdiğini kabul etmektedir337.

(337) Bedai’üs-sanai, C: 7, S: 236.

Malik’in mezhebinde tercihe şayan olan görüş; katle izin katil fiilini mubah kılmaz ve cezayı iskat etmez. İsterse tecavüze uğrayan kişi mütecavizden kan taleb etmeyeceğini ve affettiğini önceden söylemiş olsun. Çünkü tecavüze uğrayan kişinin mütecavizi önceden affetmesi henüz hakkı olmayan bir konuda hak vermesi demektir. Binaenaleyh bu takdirde suçlu kasıtlı öldürme suçunu cezasına çarptırılır. Maliki mezhebinde bu görüşü benimseyen fakihlerin bir kısmı iznin şüphe olmadığını kabul ederek kısas cezasının uygulanacağını öne sürerken, bir diğer kısmı iznin şüphe olduğunu, şüphenin ise kısası durduracağını, kısas yerine diyet cezasının uygulanmasının gerektiğini kabul etmektedirler. Maliki mezhebinden bir diğer görüş ise (bunu İbn Urfe Sahnun’e nisbet eder.” Katil izninin fiili mübah kılmayacağını, ama hem kısas hem de diyet cezalarını iskat edeceğini belirtmektedir. Urbiye’de338Sahun’dan rivayet edilen görüşü kısasın şüpheden dolayı durdurulacağını ve bunun yerine diyetin verileceğini belirtir339.

(338) İmam Malik mezhebinde bir fıkıh kitabının adıdır.

(339) Mevahib’ül-celil, Hattab, C: 6, S: 235, 236. Şerh’ül-kebir, Derdir, C: 4, S: 213.

a) Katil izni kısas ve diyet cezalarını iskat eder ama fiili mübah kılmaz.

b) Katil izni fiili mubah kılmaz, cezayı da iskat etmez.

İkinci görüşü benimseyen Şafii fakihlerinden bir kısmı katil izninin şüphe durumunu doğurduğunu, şüphenin ise kısası durduracağını, binaenaleyh diyet cezasını gerekli kılacağını kabul etmektedir. Buna karşılık bir diğer kısmı da katle izin vermenin şüpheyle ilgisi olmayacağını, bu bakımdan kısas cezasının tatbik edilmesi gerektiğini kabul etmektedirler340.

Ahmed İbn Hanbel  etarftaları ise, katl izninin suçludan cezayı iskat edeceğini kabul etmektedirler. Çünkü tecavüze uğrayan kişinin, affetme yetkisi bulunduğunu öne sürmektedirler ve demektedirler ki; katle izin verme katl cezasının affedilmesini gerektirir341.

(340) Nihayet’ül-muhtac, C: 7, S: 428.

5341) El-İkna, C: 4, S: 171.

Şafii mezhebinde birinci şıkta serdettiğimiz görüşü benimseyenler de aynı sebebi öne sürmektedirler.