300- HATALI FİİLLERDEN DOLAYI SORUMLULUK İSTİSNAİDİR:

 

İslam hukukunda cezai sorumluluk, şariin yasaklamış oluduğu fiili hatalı olarak değil kasıtlı olarak işleyen kimseye terettüb eder. Nitekim Ahzab suresinde yüce Allah şöyle buyurur:

“Yanılarak yaptığınızda size bir günah yoktur. Fakat kalblerinizin bile bile yaptığında günah vardır...” (Ahzab:                       33/5)

Allahın Resulü de buyurmaktadır ki:

“Benim ümmetimden hata ve zorlandıkarı şeyler kaldırılmlıştır.” İslam hukuku bu temel hukuk bu temel esasın istisnası olarak işlenmiş olan suçları cezalandırır. Nitekim yüce Allah bu mealde Nisa suresinde şöyle buyurmaktadır:

“Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olur şey değildir, ancak yanlışlıkla olursa müstesna. Her kim yanlışlıkla bir mü’mini öldürürse mü’min bir köle azad etmesi, ölenin ailelsine de diyet vermesi gerekir. Eğer ölenin ailesi bağışlar ve diyetten vazgeçerse,başka. Şayet öldürülen mü’min düşmanınız olan bir topluluktan ise mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında anlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek diyet ve mü’min bir köle azad etmek lazımdır. Bunları bulamayan kimsenin Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay ardıardına oruç tutması gerekir. Allah Alim, Hakim olandır.” (Nisa: 4/92)

Aslolan kasıtlı suçları cezalandırmak, olmakla beraber hatalı suçların cezalandırılması istisnadır. Kasıtlı olarak işlenen suçların failleri cezalandırılır. Aynı suçu hatalı olarak işleyenler ise cezalandırılmazlar. Kanun koyucu, yani şarii hataen bir suç işleyenler için ceza vazetmemişse onlara ceza verilemez. Çünkü suç böylelikle aynı anda hem kasıtlı hem hatalı suçlar kategorisine girer. Kasıtlı olarak zina yapana zina cezası uygulanır. Ama karısı zannıyla zifaf odasına giren bir yabancı kadınla cinsi temas yapan kimseye ceza verilmez. Çünkü o hataen suçu işlemiştir.

Ama işlediği fiil suçtur. Kasıtlı hırsızlık yapan kimseye hırsızlık cezası tatbik olunur. Ama unutarak bir başaksının malını alan veya kendi malıyla karıştıran kimseye ceza verilmez. Çünkü  o, yasak fiili kasıtlı olarak değil hatalı olarak işlenmiştir. Ama işlediği fiil bir suçdur. İçki içen kimseye içki cezası uygulanır. Ama su zannıyla içki içen kimseye ceza verilmez. İşlediği fiil bir suç olmakla beraber onu içmesi kasta mebni değildir. İşte suçlunun kendi kastıyla işlediği her suçun cezası o suç için konulmuş bulunan cezadır. Ama aynı suçu yanılarak işleyecek olursa ona ceza terettüb etmez. Neden ceza terettüb etmez diye bir soru tercih edilebilir. Hata kasıtlı olarak işlenne suçun temel esaslarından birisini ortadan kaldırır. Binaenaleyh kasıtlı suç durumu tekevvün etmez. Ama suçun esaslarından birisinin bulunmayışı yüzünden cezai sorumluluğun terettüb etmeyişi, failin medeni sorumluluktan kurtulmasını icab ettirmez. Çünkü islam hukukuna göre kan ve mal masumdur. Meşru özürler suç işlenen mahallin masumiyetini kaldırmaz. Binaenaleyh karısı zannıyla zifaf odasına getirilmiş bulunan bir kadınla temasda bulunan kimse zina suçundan cezai sorumluluk yüklenmez ama, medeni hukuk bakımından onun mihrini ödemesi gerekir. Çünkü dar’ül-islamda temas ya mihir ödenerek mümkün olur, yahud da haddi mucib olur. Kendi malı sanarak başkasının malını gizlice alan kimse, cezai kasıt bulunmadığı için hırsız sayılmaz, ama, malını aldığı kimsenin malını iade etmesi gerekir.

Eğer işlenen suç -ister kasıtlı ister yanılarak olsun- katil ve yaralama gibi yasaklanmış bulunan bir suçsa kasıtlı olara o suçu işleyen kişiye kasıtlı suç için takarrür etmiş bulunan ceza verilir. Yanılarak o suçu işlemiş olan kimseye de yanılarak o suçu işleme halinde takarrür etmiş bulunan ceza verilir. Daha önce, şariin kasıtlı cezalandırılmalarla hatalı cezalandırma arasında ayırım yaptığını birincisinin cezasını ağırlaştırıp, ikincisinin cezasını hafifleştirdiğini görmüştük328.

(328) Bkz. 285 nolu paragraf.

Hata halinde cezalandırmayı amme menfatının gereği olarak düşünmek mümkündür. Zira bazı hataen işlenen suçlar vardır ki, önemlidir ve vukuu çok olur. Hataen yaralama ve öldürme  gibi. Hatanın esası da bir eksiklik ve tedbirsizlik durumunda neşet ettiği için (kanun koyan yaratıcı) tehlikesi gizlenemeyen ve vukuu yaygın olan hatalı suçlara ceza vazetmiştir. Çünkü bu durumda suçluya ceza vermekte toplumun menefaatı söz konusudur. Fertlerin ihtiyatlı ve tedbirli davranmasına ve böylelikle bahis mevzuu olan suç türünün azalmasına vesile olur.

İslam hukuku cezası önceden tayin edilmiş bulunan suçların, genellikle kasıtla suçlar olduğunu pek azının da hataen işlenmiş suçlar çerçevesine girdiğini kabul etmiştir. İslam hukukunda temel kaide, kasıtlı suçların cezalandırılması olmakla beraber, hatalı suçların cezalandırılmasının bir istisna teşkil ettiğini yukarda belirtmiştik. Bu durum gözönüne alarak denilebilir ki; kasıtlı bir suçu bilmeyerek irtikab eden kişiye umumun menfaatı söz konusu olmadğı takdirde yöneticilerin ceza vermesi doğru olmaz. Bu kaide islam hukukunun yasaklamış bulunduğu suçlar için geçerlidir. Devlet başkanlarının yasaklamış olduğu suçlar konusunda ise islam hukukunun temel kaidesine riayet etmek kaydıyla aslolan kasıtlı suçlara ceza vermektir, hatalı suçların cezası ise istisna teşkil eden ve umumun menfaatı söz konusu olmyan yerlerde kaldırılablilir. Kasıtlı ve hatalı olarak işlelmiş bulunan suçlardan dolayı ceza vermeleri caizdir329.

(329) Mutezile mezhebi taraftaları, ancak hakkında hüküm bulunan hatalı fiillerin cezlandırılabileceğini belirtmektedirler. Onların delilleri şudur: Ancak suç olunca sorumluluk olur. Bir fiilin suç sayılablimesi için maksatı işlenmiş olması gerekir. Hatada ise kasıt yoktur, binaenaleyh hata suç olmaz ve muaheze edilmez. Ancak cumhur’u-fukaha hata ederek birisinin ölmüne sebeb olan veya direkman öldüren kimsenin, suç işlemiş olup muaheze edilmesi gerektiğini kabul etmektedirler. Daha geniş bilgi için bakınız: Fevath’ür-Rahmut, Abd’ül-Ula’ El-Enslari, C: 1, S: 166.