293- BİRİNCİ GÖRÜŞ:

 

Bu İmam Malik’in görüşüdür. İmam Malik katil, yaralama ve vurma suçlarını ele alırken, kasıtlı suçlarla kasıtsız suçlar arasında ayırım yapmakta ve suçluyu her iki halde de yaptığımız fiilin neticesinde sorumlu tutmaktır. Vurma veya yaralama kastıyla hareket ederek fiili ölümle sonuçlanan kişi ölüm suçundan sorumludur. Bir organın kopmasıyla neticlenen kişi bundan so  rumludur. Kısa devreden iyileşen bir yara veya tesir bırakmayan bir dayakla son bulan fiilin sahibi de yaptığı fiil kadar sorumlu olur. Kasıtlı işlenen suçlarla kasıtsız işlenen suçlar arasındaki fark suçlunun yaptığı maddi fiilde değil, suçlunun o fiili yaparken güttüğü kasıttadır. Mesela isyan kastıyla bir fiiil yapan kişi kasıtlı suç işlemektedir. İsyan kastıyla yapmayan kişi kasıtsız suç işlemektedir.

İmam Malik, katil, yaralama ve dövme suçlarında umumi kasıtla, yani düşmanlık kastıyla iktifa etmekte bunun tecavüze uğrayan kişinin canını çıkarmayı kastetmiş olması şartını gerekli bulmamaktadır317. Keza İmam Malik, bir organın kopması veya bir menfatın izalesi ile neticelenen suçlarda suçlunun bir neticeyi kastetmiş olması gereğini kabul etmemektedir. Düşmanlık maksadıyla birisine bir tokat atan veya sopa vuran kişi, bu davranışı ölümle sonuçlandığı takdirde kasıtlı ölüm suçundan sorumlu. Aynı şekilde düşmanlık kastıyla üst üste darbeler halinde olmasa bile, hafif darbelerle kırbaç, sopa ve küçük taşla vurup ölüme sebeb olma halinde de düşmanlık maksadı olduğu, fiil ölümle sonuçlandığı için suçluyu kasıtlı ölüm suçundan mesul tutmaktadır. Düşmanlık maksadıyla bir kişiyi iten veya ayağından tutup yere düşüren ve bu yüzden ölümüne sebeb olan kişi de İmam Malik tarafında kasıtlı ölüm suçundan mesul tutulmaktadır. Bu hallerin hçbirisinde suçlunun kullandığı vasıtanın öldürücü olmasını şart koşmamakta, öldürmek kastını bulunup bulunmamasını nazarı itibara almamaktadır318.

(317) 1832 yıllarına kadar Fransız mahkemeleri kasıtlı öldürme suçlarında umumi manada kasıtla iktifa etmekteydiler. Nihayet ölüme sebeb olan vurmaların özel bir cezayla cezalandırılmasını amir kanun çıkmıştır.       

Düşmanlık kastıyla birisine bir tokat atıp gözünü şaşı veya kör eden kişiyi kastı bu olmasa ve gözün kör olmasını tahmin etmese bile İmam Malik, sorumlu tutmaktadır319.

(318) El-Müdevvene, C: 16, S: 108. Mevahib’ül-celil, C: 6, S: 240.

(319) Mevahib’ül celil, C: 6, S: 246, 249.

Yaralayan veya vuran kişi sadece düşmanlıktan başka bir kasıt gütmese bile işlediği fiilin sonuçlarından sorumlu olması demek o kişinin muayyen ve mahdud kastından dolayı değil, bu kastın muhtemel neticelerinden veya çağdaş deyimiyle ihtimali kasıttan dolayı sorumlu kılınması demektir.

İmam Malik’in görüşünü özetleyecek olursak, suçlu kasıtlı fiilin neticelerinin hepsinden sorumludur. İster bu neticeleri bizzat kastetmiş olsun, ister olmasın, ister tahmin etmiş olsun ister olmasın, ister bu neticeler çoğu kerre vukubalan neticeler olsun ister vukuuna ender rastlanan sonuçlar olsun netice değişmez.

İmam Malik bu görüşünde gayet mantıki bir metot takib etmektedir. Çünkü o, kasta benzer ölüm şeklini kabul etmememte ve öldürmenin kasıtlı ve hatalı olmak üzere iki şekli bulunduğunu, üçüncü bir şeklinin mevcut olmadığnı kabul etmektedir. Binaenaleyh bu iki şıkkın dışında kasıtlı öldürmeyi diğrelerinden ayırd eden ve özel bir niyetin bulunmasını gerekli bulmamaktadır.