c- MESULİYET SEBEBİ VE DERECELERİ

 

284- CEZAİ SORUMLULUK SEBEBİ VE

ŞARTLARI:

 

Sebebi; şarin (kanun koyucunun) müsebbibine işaret olarak koyduğu şeydir yahut da sebeb; müsebbibin varlığına, yokluğunu onun yakluğuna bağladığı, varlığının müsebbibi gerekli kıldığı, yokluğunun müsebbibin yokluğunu zaruri kabul ettiği şeydir296.

Şart, şer’i bir hükmün varlığı onun varlığına bağlı olan ve yokluğundan da hükmün yokluğu zarureti doğan şeydir297.

(296) Usul’ül-Fıkıh, Abdülvahhab Hallaf, S: 91.

(297) Adı geçen eser, S: 93.

Cezai sorumluluğun sebebi yasakları işlemektir. Yani, hukuken yasaklanmış bulunan yasakları işlemek ve hukuken yapılması istenen görevleri yapmamaktır. Şari her ne kadar günahı irtikab etmeyi cezai sorumluluk için bir sebeb olarak kabul etmişse de, meşru sorumluluğun mevcudiyeti için iki şartın bulunmasını gerekli kılmıştır. Bu iki şartın birinin bulunması diğerini gereksiz hale getirmez. Bu şartları idrak ve ihtiyar şartlarıdır. İdrak ve ihtiyar şartlarında birisi bulunmazsa cezai sorumluluk da bulunmaz. Her iki şart birlikte bulunduğu takdirde cezai sorumluluk da bulunur. Mesela hırsızlık bir suçtur, şari onu yasaklamış ve yapanın elini kesilmesini emretmiştir. Binaenaleyh bir başkasının malını çalan kişi öyle bir fiil işlemiştir ki bu fiil cezai sorumluluğun sebebidir. Ama suçlunun idrak ve ihtiyarı bulunmazsa cezai sorumluluk yoktur. Veya idrak sahibi olur fakat kendi isteği ile suçu işlemezse -bir suçu işlemeye zorlanın gibi- yine sorumluluk yoktur.

Sorumluluğun sebebi (ki bu suçu işlemektir) bulunursa ve idrak ve ihtiyar şartları da mevcut olursa suçlu asi olarak kabul edilir ve işlediği fiil şariin emrinin dışına çıkan isyan olarak telakki edilerek hakkında kararlaştırılmış ceza verilir. Ama suçlu suçu işler fakat irade ve ihtiyar şartlarına haiz bulunmaz veya ikisinden birisine haiz bulunur da diğerine haiz bulunmazsa fail asi kabul edilmez ve fili de isyan olarak değerlendirilmez. Şu halde cezai sorumluluğun şer’i bakımdan mevcudiyeti; isyan durumunun mevcudiyetine, cezai sorumluluğun bulunması da isyan durumunun bulunmamasına bağlıdır.

İslam hukkunda isyan; beşeri hukukdaki hata ve kabahat (la faute) terimlerine tekabül eder. Fakat islam hukukunun ifade ettiği isyan terimi kastolunan manaya delalet bakamında Fransızcada ifade edilen (la faute) teriminden daha geniştir. Zira Fransızcadaki (la faute) tabirinden alınan; hata ve hatiyle terimleri, kastolmadan işlenen fiiller için de kullanıldığından bir karışıklığa vesile olabilir.