283- İSLAM HUKUKU İLE BEŞERİ HUKUK

ARASINDA MUKAYESE:

 

Tecavüze uğrayanlar konusunda söylediğimiz islam hukukunun hükümleri; beşeri hukukla tamamen ittifak halindedir. Beşeri hukukda tecavüze uğrayan, mümeyyiz, gayrimümeyyiz, akıllı, deli herkes olabilir. Tecavüz bir insana karşı olabileceği gibi manevi şahsiyete, ferde ve topluma karşı da olabilir. Beşeri hukuk ana karnındaki yavruyu doğmazdan önce himayesi altına almakta ve düşürülmesini cezai sorumluluk mevzuu yapmaktadır293. Ana karnındaki yavru ister ananın bir hareketinden dolayı, isterse başkasının tecavüzünden dolayı düşmüş olsun. Her iki şekide de sorumluk terettüb etmektedir. Beşeri hukuk ölünün kemiklerini ve çürümüş toprağını da muhafaza etmektedir. Kabirlere saygıyı çiğneyenleri cezalandırmaktadır294. Bu ise tamamen islam hukuku ile uyuşan bir husustur.

(293) mısır ceza kanununun 260 ve 264. maddelerine bakınız.

(294) Mısır ceza kanununun 160. maddesine bakınız.

İftira suçuna gelince; günümüzde beşeri hukukda en geçerli görüş; iftira suçunun ölüleri değil, dirileri himaye için konmuş olduğunu kabul eden görüştür295. Bunun için de ölmüş birisine iftira eden; ancak bu iftiranın neticesi iftira olunan varislerinden, akrabalarından hayatta bulunanlara tesir ederse cezalandırılabilir.

(295) Bkz. Ceza kanunu, Ahmed Emin, S: 544- 555. Ceza Kanunu, Ahmed Saffet, S: 153 ve devamı. Ceza Kanunu Şerhi, Dr. Kamil Mersa ve Dr. Sait Mustafa, S: 358.

Mısır ceza kanununda olduğu gibi bazı hukuk sistemleri ise dava açmayı iftira olunanın veya varislerinin şikayetlerine bırkmamaktadır. Ama bir kısmı -Fransız ceza kanununda olduğu gibi- iftira suçundan dava açmayı iftira olunanların şikayetine bağlı bırakmaktadır. İftira olunan kişi öldüğü takdirde onun ölümüyle şikayet hakkı ortadan kalkmaktadır. Ancak iftira suçuyla olunanın ailesinin ve hayatta bulunan yakınlarının şeref ve haysiyetini alakadar eden bir husus mevcut ise o takdirde ailesinin ve yakınlarının kendiadlarına dava açmak yetkileri vardır.

Ölülere iftira edilmesi konusunda beşeri hukuk islam hukukunda hemen hemen ayrı bir yol tutmaktadır. İslam hukukunda iftira davası her zaman için iftira edilenin aile veya yakınlarını alakadar etmektedir. İsam hukukunun ölünün varislerine -hiçbir kayda bağlanmaksızın, dava açma hakkı tanıması, tamamen beşeri hukukun ölünün varislerini alakadar eden hallerde dava açma yetkisinin aynıdır. Beşeri hukuk iftira suçunu islam hukukunda olduğu gibi zina veya nesebi red konularına inhisar ettirmemekte, aksine başkasına hakaret anlamında olan bir vakayı isnad eden herkese iftira davası açma yetkisini vermektedir. Binaenaleyh beşeri hukukda iftira suçu olarak değerlendirilen konulardan birçoğu iftira edilen kişinin varislerini veya hayatta bulunan yakınların her zaman için alakadar etmez. Ama iftira edilen kişiye zina isnadı veya neseb reddi şüphesiz ki iftira olunan kişinin hayatta bulunan varislerini ve yakınlarını ilglilendirir. Bunun için de diyebiliriz ki beşeri hukuk her zaman ve sınırsız olarak iftira edilen kişinin varislerine ve hayatta bulunan yakınlarına zina ve neseb reddi davalarında dava açma hakkı tanımaktadır. Davanın iftira olunanın şikayetlerine bağlı oluşu -daha evvelce de belirttiğimiz gibi- islam hukukuna tamamen uymaktadır. Mısır ceza kanunu gibi diğer bazı kanunlar ise, dava açma hakkını iftira edenin şikayetine bağlı tutmamaktadır.