250- İSLAM HUKUKUYLA BEŞERİ HUKUK

ARASINDA MUKAYESE:

 

İslam hukuku suçun düşünülmesi ve hazırlanması safhasında suçlunun cezalandırılmaması konusunda beşeri hukukla uyuşmaktadır. Cezanın uygulama safhasında sözkonusu olacağı hususu da aynı şekilde hem islam hukukunda hem de beşeri hukukda mevcutur. Sadece hukuk bilginleri suçlunun düşünme ve hazırlık safhalarından uygulama safhasına geçiş halinde ayrı görüşler serdetmektedirler. Maddeci görüşü benimseyen hukuk bilginleri suça başlangıç fiilini oluşturan düşünce ve hazırlık safhasından geçip uygulama safhasına başlangıç anı olarak, suçu oluşturan madi fiilin uygulanmaya başlanmasını kabul etmektedirler. Eğer suç bir tek fiilden oluşuyorsa, bu durumda suça başlangıç o fiilin yugulanma alanına konmasıdır. Eğer suç birçok fiillerin birleşmesiyle meydana geliyorsa bu durumda suça başlangıç; suçu oluşturan fiillerden herhangi birisine başlamak anıdır. Suçu oluşturan fiiller arasına girmeyen diğer bir fiilin uygulanmaya başlanması suça başlangıç olarak kabul edilmemektedir. Şahsiyetçi görüş taraftarlarına göre ise suça başlangıç fiilinin gerçekleşmesi için suçlunun herhangi bir fiili uygulama alanına koymaya başlaması yeterlidir. Suçu oluşturan ve neticede suça giden madi dayanaklardan birisinin uygulanma alanına konulması doğrudan doğruya suça başlangıç fiilinin tekevvünü için kafidir. Bu görüşü öne sürenler suçlunun niyetini ve yapmak istediği fiildeki gayesini bilmek için şahsiyetini gözönünde bulundurmaktadırlar.

Şahsiyetçi görüş islam hukukunun ortaya attığı görüşten pek farklı değildir. Buna göre ceza verilebilecek her davranışa islam hukuku da cezi hükümler koymaktadır. Ne var ki islam hukukunun görüşü şahsiyetçi görüşten daha geniştir. Zira islam hukuku suçlunun yaptığ her fiil; eğer bir suçu oluşturuyorsa (günahı meydana getiriyorsa) ister yaptığı fiil doğrudan doğruya suçun maddi dayanaklarının oluşmasına sebeb olsun, isterse olmasın cezai takibat konusu yapmaktadır. Bir kadının bulunduğu eve zina masadıyla girmek gibi. Şahsiyetçi görüşü ise fiilin kesin olarak suçu oluşturan maddi temel meydana getirmesine gerekli bulmaktadır. Duvarı delmek, hırsızlık yapılacak yerin kapısını uydurma anahtarla açmak gibi. Mısır ceza kanunu şahsiyetçi görüş kabul etmiştir. Mısır temyiz mahkemelerinin vermiş olduğu kararlar da bu görüş doğrultusunda olmuştur.