245- İSLAM HUKUKU MÜSLÜMANLARLA

GAYRİMÜSLİMLER ARASINDA

CEZA FARK GÖZETİR Mİ?

 

İslam hukukunda temel kaide şudur: Kim bir suç işlerse o suç için konulan cezaya çarptırılır. Yukarda belirttiğimiz sebeblerden dolayı islam hukuku bir fiili bazı kimseler için yasaklar, bazıları için yasaklamazsa da belirtilen cezaların uygulanmasında hiçbir ayırım yapmaz. Haddi gerektiren cezalar önceden belirtilmiştir. Yani o suçların cezaları bir tek cezadır. Eksiltilemez, hakim onun yerine başka cezalar veremez. Kısası gerektiren suçları cezaları da keza önceden belirtilmiştir. Ama tecavüze uğrayan kişi veya onun velisi suç işleyen kişiyi affedecek olursa hakim önceden takdir edilmiş bulunan cezayı değşitirebilir. Veya kısas suçunda cezanın uygulanmasını önleyen meşru bir sebeb bulunursa hakimin cezayı bir başka ceza ile değşitirme yetkisi vardır. Herhangi bir engel veya af durumu olmadığı takdirde hakimin kısası gerektiren cezayı değiştirme yetkisi yoktur. Meşru bir engel veya af durumu varid olusa hakim onun yerine bir diğer cezayı verebilir. Taziri gerektiren suçların çoğunlukla iki sınırı vardır. Suçun ve suçlunun şartlarını gözönünde bulundurarak hakime alt veya üst sınırda bir ceza vermek yetkisi verilmiştir.

Görülüyor ki islam hukukunda cezaların tabiatı bakımından fertler arasında bir ayırım söz konusu değildir. Müslümanlarla gayrimüslimler arasında hiçbir ayırıma müsaade yoktur. Her suçun belirli cezası vardır ve o suçu işleyen; ister müslüman olsun, ister gayrimüslim olsun belirtilen cezaya çarptırılır.

Fakat bazı suçlarda islam hukukçuları farklı görüşler beyan etmişlerdir. Ayrılık cezanın uygulanmasında değil, suçlunun veya suça maruz kalan kişide bulunması gereken şartlar üzerindedir. Yani, suçlunun sözü edilen suçlar için kararlaştırılmış olan cezaya çarptırılıp çarptırılmayacağı konusundadır. Bu durumu, islam hukukunun esasını veya değişik mezheblerin hükümlerini bilmeyenlerin islam hukukunda müslümanlar ile müslüman olmayanlar arasında cezai ayırım gözetildiği zannına kapılmalarına vesile olabilir. Üzerinde ihtilaf edilen suçlar kesin olarak üç tanedir.

 

1- Kasıtlı öldürme.

2- Zina. 

3- İftira.

Kasıtlı öldürme suçunun cezası islam hukuku hükmüne göre kısasdır. Fakat İmam Malik, Şafii ve Ahmed ibn Hanbel bir müslümanın zimmiyi öldürmesi halinde kısasın gerekmeyeceği görüşünü kabul ederler ve bu görüşü Allah’ın Resulunden nakledilen “Bir müslüman bir kafir için öldürülemez” hadisi şerifinde dayandırırlar... İmam Azam Ebu Hanife ise, bir müslümanın zimmiyi öldürmesi halinde kısas yapılması gerektiği görüşündedir. Çünkü o, yukarda naklettiğimiz hadisi şerifdeki kafir lafzını müslümanlarla ahdi olmayan kimse olarak tefsir etmekte ve bir anlaşma gereğince zimmet ahdini kabul edene uygulanamayacağını belirtmektedir. Dolayısıyla imam Azam Kısası emreden hükmün kasıtlı öldürme hallerinde ister müslüman olsun ister zimmi olsun herkese uygulanacağı görüşünü kabul etmektedir. İslam hukukçuları arasındaki bu ayrılık metnin yorumundan doğan bir ayrılıktır. Ve şüphesiz ki müslümanla zimmiye kısas hükmünü aynı şekilde geçerli olacağını kabul eden imam Azam’ın tefsiri nassın umumi hükümlerine uygun düşen ve genellikle suçlarde eşitlik prensibine uyan tefsirdir.

2- Evlenmemiş zanilerin cezalandırılması konusunda ihtilaf yoktur. Evlenmemiş müslümanın veya zımminin cezaları birdir ve sopa vurulur. Ancak islam hukukçuları evli zanilerin durumunda ihtilaf etmişlerdir. İmam Azam zimminin recmedilemeyeceğini kabul etmekte ve bu cezanın evli zanilere konulmuş bulunduğunu beriltmektedir. Bu hususda hücceti evlenme şartının islam olması gerektiğini ve zimminin ise evli olarak kabul edilemeyeceğini belirtmesidir. Binaenaleyh İmam Azam’a göre zimminin her tür zinada cezası sopadır. Evli müslümanın cezası recmdir. Malik, Şafii ve Ahmed ibn Hanbel ise, evlilikte islamın şart olmadığını dolayısıyla evli zimminin de zina halinde müslüman gibi recm cezasıyla cezalandırılacağını kabul etmetedirler. Şu halde iki görüş arasındaki fark ayeti kerimedeki “ihsan” lafzının tefsirinden doğmaktadır.

3- İftira suçunun rükünlerinden birisi de iffetli ve temiz olmaktır. Ayette

“İffetli ve temiz kadınlara iftira atanlar.” (Nur: 24/4)

Buyurulmaktadır. İhsan lafzının şartlarından birinin de müslümanlık olduğu kabul edilirse bu durumda müslüman müfteriye seksen sopa vurulması ve zimmi müfteriye ise tazir cezasının verilmesi gerekir. Tazir cezası sopa olabileceği gibi, hapis de olabilir veya başka bir ceza da olabilir. Bazı hallerde hadden daha hafif veya daha ağır olabilir.

Bu üç tür suç üzerinde yaptığımız karşılaştırmadan ortaya çıkan netice meselenin tek bir doğrultudan seyir etmediğidir. Aynı neticelere varılmayışıdır. Eğer netice öldürme halinde müslümanın cezasının hafiifletilmesi ise zina halinde zimminin cezasının hafifletilmesine ve müslümanın cezasının ağırlaştırılmasına vesile olmaktadır. İftira suçunda ise netice zimminin menfaatına uyabileceği gibi aksine de olabilir. İslam hukukçularının vardıkları bu neticeler bizatihi islam hukukunun ceza konusunda müslümanlarla gayri müslimler arasında bir ayrım yapmasının mümkün olmadığını göstermeye yeterlidir. Hem bu neticeler bizim, meselenin metinlerin tefsirine raci olduğunu, metinlerin anlaşılmasındaki ihtilaftan doğduğunu ve islam hukukunun hiçbir kitle arasında ayırım yapmadığını belirten görüşümüzü de desteklemektedir.