242-TOPLUMDASEÇKİNLERLEHALK

ARASINDAEŞİTLİK:

 

İslam hukukunun fertler arasında bir ayırım yapmadığını belirtmiştik. Ve herkesin şeriatın huzurunda eşit olduğunu ifade etmiştik. Binaenaleyh hakim de olsa, mahkum da olsa,  üstün de olsa, aşağı da olsa, güçlü de olsa, zayıf da olsa, yetişkin de olsa, yetişmemiş de olsa herkes hukukunun önünde eşit muamele görür. Nitekim Allah sevgili peygamberimizi, bir hadise üzerine azarlar. Hadise şöyle cereyan eder: Allah’ın Resulü, Kureyş kabilisinden lider seviyesinde olan bir grubu ağırlayıp onlara önem verirken Amr İbn Kays oğlu ibn Ümmü Mektum adındaki fakir bir amaya fazla önem vermez. İbn Ümmü Mektum Allah’ın Resulüne Allah’ın kendisine öğrettiğini öğrenmesi için ona sorar. Bu sırada Allah’ın Resulü Kureyş kabilesinin önde gelen liderlerine Allah katından getirdiği davayı anlatır. İbn Ümmü Mektum’un sözünü keserek sorduklarını cevaplandırmak istemez ve bu istemeyiş hali yüzünden okunur. Allah’ın Resulü Kureyş’in ileri gelenlerine temayül göstermek arzusuyla ona yüz vermeyip yüzünü asar. Bunun üzerine yüce Allah mezkur hadiseye işaretle Abese suresinde şöyle buyurur:

“Yüzünü asıp çevirdi, kendisine o ama geldi diye. Ne bilirsin belki de o temizlenecektir. Yahut öğüt alacaktı da bu kendisine fayda verecekti. Ama kendisini mustağni gören, işte sen onu karşına alıyorsun. Halbuki onu temizlenmesinden sana ne. Ama sen koşarak gelen ve korkan kimselere aldırmıyorsun. Sakın çünkü bu bir öğüttir.” (Abese: 80/ 1-10)  

Allah’ın Resulü fertler arasında ayırım gözetmemeyi ve musavat prensibin tatbike son derece dikkat göstermiştir. Kuruyş’in ulularından bir kadın hırsızlık yapar, halk Allah’ın Resulünün kadının elini keseceğini konu edinerek öte beri söyleşmeye başlar. Allah’ın Resulü hakkında ileri geri sözler sarfederler. Bunun üzerine Allah’ın Resulü onları toplayarak der ki: “Neden siz Allahın hadlerinden bir haddi uygulamam konusunda beni yadırgıyorsunuz? Allah’ın cariyelerinden bir cariye bir suç işlemiştir. Nefsim yed’i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki eğer Muhammed’in kızı Fatıma onun durumuna düşmüş olsaydı hiç şüphesiz Muhammed onun da elini keserdi244..” Böylece eşitlik prensibine ne kadar titizlikle riayet ettiğini göstermiştir.

(244) Kitab’ül-harac, S: 50.

Alalade halkda bir köle sahabe-i güzinin ileri gelenlerinden birisi olan, Abdurrahman ibn Avf’i Resulüne dava eder. Mahkeme esnasında Abdurrahman ibn Avf kızarak köleye: “Ey kara avradın çocuğu!” diye hakaret eder. Bunun üzerine Allah’ın Resulü son derece kızarak elini kaldırır ve buyurur ki: “Beyaz kadının çocuğunun siyah kadının çocuğuna hakdan başka hiçbir üstünlüğü yoktur.” Bunun üzerine Abdurrahman ibn Avf mahcub olur utanır. Ve hakaret ettiği köleden açıkça özür dilemek ister, alnını yere koyarak köleye “tepele onu ki, bağışlayasın,” der.

Hepimiz Eyhem oğlu Celebe’nin kıssasını hatırlarız. Bir Bedevi Kabe’yi tavaf ederken Eyhem oğlu Cebele’nin eteğine basar. Buna karşılık Celebe biçare bedeviye bir tokat atar. Bedevi de onu Ömer’e şikayet eder. Hz. ömer bunun üzerine kısas emrini verir. Bir bedevini kavminin ulusu olan Cebele’ye tokat atması durumu ona zor gelir ve kaçar. Bizans’a sığınır ve Hristiyan olur. Bilahare pişman olarak meşhur mısraları söyler:

“Bir tokat yüzünden hristiyan oldu ulular,

Ne olurdu sabretseydi görmezdi zarar.”

Hz. Ömer ulularla halk arasında eşitlik kurmak için son derece titiz davranmıştı. Bu babda birçok vakalar nakledilir145.

(145) Bkz. Siretü ibn’ül-Hattab, İbn’ül-Cevzi, S: 90-100.

İslam hukukunda temel kaide şudur: Tazminat konusunda suça maruz kalan kişinin şahsiyetine, yerine, makamına servetine bakılmaz. Sadece ona karşı yapılan fiilin neticesi esas olınır. Eşrafdan veya halkdan birisi öldürüldüğünde diyetleri aynıdır, aralarında bir fark yoktur. Bir hadise yüzünden herhangi bir şirkette çalışan bir işçi ile bir müdür yararlanacak olsa ve söz konusu hadiseden her ikisi kollarını veya parmaklarını yitirecek olsalar” her ikisi de diğerinin aldığı tazminatı alır ve aralarında, “bu müdürdür, öbürü işçidir” diye bir fark bahis konusu edilmez.