241- ZENGİNLER VE FAKİRLER ARASINDA

EŞİTLİK:

 

İslam hukuku zenginlerle fakirlerin arasını ayırmaz. Hukukun karşısında, ister zengin olsun, isterse fakir bütün fertler müsavidir. İslam hukukunun temel prensipleri zenginin zenginliğinden faydalanmasını veya fakirin fakirliğinden dolayı mutazarrır olmasını katiyen kabul etmiz. Bunun içindir ki zaten islam hukuku hapis cezası verilmesi halinde mali kefaleti veya teminat düzenini kabul etmez. Bunu kabul etmeyişi; mali kefalet veya teminat düzeninin eşitsizlik esasına daylı bir düzen oluşundandır, başka değil...

İslam hukukunda şahsi kefalet hususu kabul edilir ve borç yüzünden hapse düşme halinde uygulanır. Bir kişi borcu yüzünde tutuklanır da borcunu temin edecek bir kefil bulursa bırakılması caizdir. Şüphesiz ki borç yüzünden hapse düşmüş olan bir k imsenin kendisine kefil olacak bir kişiyi bulması mümkündür. Borç yüzünden hapse girmek ancak gücü yettiği halde borcu vermemek durumunda söz konusudur. Binaenaleyh gücü yettiği halde borcunu vermeyen kişinin hapse düşmesi halinde salıverilmesi için bir şahsı kefil bulması mümkündür. Ama her mahsus belli bir miktar malı istendiği anda verme gücüne sahip değildir. Araştırma ve mahkeme hazırlığı için suçluların hapsedilmesi durumunda bazı hukukçular tazirin söz konusu olduğunu kabul etmektedirler. Yani, itham olunan kişiye itham edildiği suç böyle bir cezayı gerektirir demektedirler. Bu tür suçlardan suçlanmış olan kişinin şahsi kefaletle bırakılması mümkün olmaz. Çünkü cezada kefalet kabul edilmez. Bazı fakihler ise bu hallerde hapsin ihtiyati olduğunu ve ceza manasını taşımadığını kabul etmektedirler ve dolayısıyla bu gibi hallerde şahsi kefaletin caiz olacağını benimsektedirler143. Şüphesiz ki ihtiyati olarak hapse atılmış olan her mahpusun kendisi için bir kefil bulabilmesi mümkün ise de, mali teminat yaptırması mümkün değildir. Bu gibi hallerde tutuklamayı; ister tazir, ister ihtiyati olarak kabul edelim islam hukukunda şahsi kefaletin kabulü veya kabuledilmemesi tamamen fertler arasında eşitlik sağlamak esasına müsteniddir.

(143) El- Müdevvene, C. 16, S.14, 17, 18. El-Mebsut, Şerahsi, C. 26, S. 106. Şerhi Fethül _ kadir, C,4, S. 117. Nihayet’ül- muhtac, C. 7, S. 284.