230- HARBİLERİN HUDUD DIŞI EDİLMESİ:

 

Harbilerin islam ülkelerine girebilmeleri ancak özel bir izne veya islam hukukunun temel prensiplerine uygun bir sözleşmeye tabidir. Dar’ül-islama girme izni verildiği takdirde orada ancak muvakkat ikamet etmesi ve ikamet süresinin Ebu Hanife, Şafii ve bazı Hanbeli217 fakihlerine göre bir yılı geçmemesi gerekir. İmam Malik’le diğer bir kısım Hanbeli fakihleri ise muvakat ikametleri için belirli bir sürenin  konulamayacğı görüşünü ileri sürmektedirler218. İmam Şafi’ye göre aslolan ikamet süresinin dört ayı aşmamasıdır. Ancka devlet reisi dört aydan fazla kalmalarında bir fayda mülahaza ederse bu takdirde kalmalarına izin verilir219. Harbinin dar’ül-islamda ikamet etme süresi son bulunca islam devletinin onu kedi topraklarından uzaklaştırma yetkisi ortaya çıkar. Ayrıca genel güvenliği sarsıcı davranışlarda bulması ve genel güvenliği sarsacak davranışlada bulunamsından endişelenmesi halinde ikamet süresi son bulmasa da yurt dışı edilmeleri caizdir. Nitekim yüce Allah bu hükmün tatbikini Enfal suresinde şöyle ifade etmiştir:

“Eğer bir topluluğun da anlaşmaya hiyanet etmesinden korkarsan de onlara karşı aynı şekilde davran. Muhakkak ki Allah hainleri sevmaz.” (Enfal: 8/50)

Bir diğer ayeti celilede ise şöyle buyurmaktadır: “Onlar size doğru davrandıkları müddetçe siz de onlara doğru davranın. Allah sözleşmelerini bozmaktan sakınanları sever.” (Tevbe: 9/7)

(217) Şerhi Feth’ül-kadir, C: 4, S: 351. El-muğni, C: 10, S: 437.

(218) El-Muğni, C: 10, S: 436. Meevahib’ül-celil, C: 3, S: 359.

(219) Esna’el-metalib, C: ‘, S: 204.

Sadece yurd dışı edilmeleri halinde de kendisini güvenlik içerisinde hissedebileceği veyahut güvenebileceği bir yere gönderilmesi şarttır. Çünkü o, dar’ül-islama  bir emanla girmiş bulunmaktadır. Binaenalelyh eman suresince tehlikeye maruz  kalmaması gerekir. Yüce Allah’ın

“Sana onu güvenlik içinde olacağı yere ulaştır.” (Tevbe: 9/6)

Ayeti celilesi uyarınca emniyet içinde bulunacağı bir yere gönderilmesi icab eder.

Zimminin hiyatinden korkulsa bile veya hıyanetini gösteren bir davranışta bulunduğu tesbit olunsa dahi yurd dışı edilmesinin caiz olmayacağı kabul edilmektedir. Sadece islam hukkuçuları zimmi ile müste’men arasında bir ayırım yapmaktadırlar. Zimmi islam devletinde ikamet etmesi ve isam devletinin tebaası sayılması hasebiyle her müslüman gib o da devletin eli altındadır. Hiyaneti ortaya çıkarsa veya tesbit olunursa her müslümanın hiyanet suçunda cezalandırılması mükün olduğu gibi onu da cezalandırmak mümkündür. Meste’menin durumu ise böyle değildir. Onun hıyanetinin tedrici olarak ortaya çıkarılması güçtür220.

(220) Şerhi Reth’ül-kadir, C: 4, S: 294, Mevahib’ül-celil, C: 3, S: 386. El-Mühezeb, C: 2, S: 299. El-Muğni, C: 10, S: 520 ve devamı.