217- İSLAM HUKUKUYLA BEŞERİ HUKUK

ARASINDAKİ KARŞILAŞTIRMA:

 

İslam hukukunda bu konudaki farklı üç görüşünü yukarda belirttik. Öyle sanıyoruz ki beşeri hukukun tanıdığı teoriler de hemen hemen bunların aynıdır. Beşeri hukuk da bu konuda birbirine benzer yaklaşık üç görüş kabul etmektedir:

a) Bir devletin vatanşlarına koyduğu kanunların hem kendi memleketinde hem de dış memleketlerde tatbikini gerektirmektedir. Bu görüş rota çağlarda en geçerli gröşüştü. Ancak devletin kendi vatandaşlarından başkalarına geçerli değildi. Şu halde bu görüşün evletin sadece kendivatandaşlarına kanunlarnı tatbikini ve yabancılara uygulamayacağı belirten bölümü Ebu Hanife’nin nazariyesinei yaklaşmaktadır. Sadece EBu Hanifeden farklı tarafı, kanunun Ebu Hanife’nin muvafakat etmediği konularda da dışardaki vatandaşların riayeti hususudur.

b) İster vatandaş olsun ister başkası olsun bir devletin toprağında bulunanların hepsine ve devletin kanunları tatbik olunur. Buna göre devletin toprağı içerisinde işlenen suçlar (işleyen ister vatandaş ister yabancı olsun) o devletin kanunlarına göre cezalandırılır. Devletin haricinde işlenen suçlar için ise bir ceza tarettüb etmez. Bu teori ondokuzuncu yüyzyıla kadar dünyada en geçerli teorilerden birisi idi. Bu da İmam Ebu Yasuf’un nazariyesinin hemen hemen ayıdır.     

a) Kanunlar gerek vatandaşlar için gerekse yabancılar için bir devletin toprağı içersinde bulunan herkese uygulanır. Devletin sınırları içerisinde bir suç işlendiği takdirde o devletin kanunları uygulanacağı gibi, devletin sınırları dışında işlenen bazı suçlar için de aynı kanunları uygulanır. Günümüzde beşeri hukukun kabul ettği en geçerli görüş budur. Mısır ceza kanunları da bu gröüşü kabul etmiştir. Bu görüşle, İmam Malik, İmam Şafii ve İmam Ahmed’in görüşü arasında bir fark yoktur. Sadece islam hukukçuları hariçte işlenen suçlardan bir kısmı için ceza verilesini şart koşmaktadırlar. Bu konuda devlet yöneticilerinin bir seçim hakkının bulumadığını kabul etmektedirler. Değer bir kısım suçlarda ise cezayı devlet reisine bırkmaktadırlar. Cezalandırmakta fayda mülahaza ederse ceza yetkisine haiz kabul etmektedirler. Bugünkü beşeri hukuk ise haricde işlenen suçları cezalandırma yetkisini yasal kurallara bırakmaktadır. Diyebiliriz ki pratik açıdan islam hukukçularının görşüyle bu görüş arasında büyük bir fark yoktur. Çünkü islam hukukçularına göre ile ceza verilmesi gereken suçlar önemli ve tehlikeli suçlardır ki o suçların cezalandırılmasında devletin menfaatı bahis konusudur.