213- İSLAM HUKUKUNUN BÖLGESEL

OLUŞU DURUMU:

 

Yukarda islam hukukunun aslında evrensel olduğunu, ancak pratik bakımından şartların islam hukukunun bölgesel olması neticesinin doğurduğunu, bu yüzden ancak dar’ül-islamda tatpik zemini bulduğunu belitmiştik. Şimdi ise bu bölgeselliğin sınırlarını öğrenmeye çalışalım. İslam hukukunun hükümleri islam ülkelerinde yaşayan herkese mi uygulanır, yoksa bir kısmına uygulanır bir kısmına uygulanmaz mı? İslam hukuku dar’ül-islamda işlenen suçlara uygulanırsa, dar’ül-islam halkının dar’ül-harbde bulundukları sırada bu suçları işlemeleri halinde, onlara yine islam hukuku tatpik edilir mi edilmez mi? İslam hukukunda aslolan islami hükümlerin; hükümetleri, idari sistmeleri ne kadar farklı olursa olsun dar’ül-islamda yaşayan her kişiye uygulanmasıdır. Bu durumda islam ülkelerinin hepsinin birtek devletin egemenliği altında bulunmalarıyla (Emeviler devrinde durum böyleydi) müteaddid devletlerin hakimiyeti altında bulunması (günümüzde olduğu gibi) arasında bir fark yoktur. İster önde gitsinler, ister arkada, ister ovada yaşasınlar, ister dağda, ister çölde yaşasınlar ister vadide islam ülkelerinde yaşayan herkese islam hukuku tatpik olunur. Dinlerinin, dillerinin ve ırklarının değişik olması önemsizdir. Dar’ül-islamda yaşayanların islam hukukunun hükümlerine sadece dar’ül-islamda uymaları gerekmez. Dar’ül-islamın dışıda da uymaları gerekir. Şu halde islam hukukunda genel prensip, islam hukukunun dar’ül-islamda işlenen  suçların -suçu işleyen kim olursa olsan- hepsine tatpik edilmesidir. Dar’ül harbde işlenen suçlarda ise dar’ül-islamda ikamet edenlere tatbik edilir. Bu genel prensibin esası islam hukukunun tabiatı ve şartlarıdır. Çünkü islam hukuku -daha önce debelirtiğimiz gibi- evrensel (alemşumul) bir hukukdur. Bu niteliği itibariyle yeryüzünün hangi bölgesinde olursa olsun işlenen her suça tatbik edilmesi gerekir. Madem ki şartlar islam hukukunun ancak islam diyarınca tatbikine müsaade etmektedir, ancka dar’ül-islamda yaşayanlara uygulanmasını kabul etmektedir, şartlar göz önünde tutularak islam hukkunun dar’ül-islamda işlenen suçlara tatbik edilmesi gerekli oluyor. Suçu işleyen isterse dar’ül-islam hududları içnide bulunmasın. Çünkü islam hukukunun dar’ül-islamda bulunan herkese tatbiki mümkündür. Dar’ül-harbde işlenen suçlarda hüküm ancak dar’ül-islmada ikamet edenlere tatbik edilir. Çünkü dar’ül-harbde islami hükümlerin tatbiki mümkün olmasa da dar’ül-islamda ikamet edenlere tatbik mümkündür.

İslam hukukundaki bu temel prensip üzerinde hiçbir ihtilaf yoktur. Sadece fakihler bu prensibin tatbiki anında gördükleri muhtelif durumları ve bakış açıları bakımından değişik görüşlere ulaşmışlardır. Bu ihtilaf ise islam ceza hukukunun mekan bakımında geçerliliği konusunda üç ayrı görüşün ortaya çıkmasına vesile olmuştur.