208- İSLAM HUKUKU İLE BEŞERİ HUKUK

ARASINDA BİR KARŞILAŞTIRMA:

 

Cezai hükümlerin zaman bakımından geçerliliği konusunda temel prensipleri yukarda açıkladık. Aslında bu prensipleri bugün uygulanmakta olan beşeri hukuk da kabul etmektedir. Ne var ki insanlar tarafından konulmuş olan beşeri hukuk bu prensipleri ancak son zamanlarda benimsemiştir. Eskiden beşeri hukuk kanun koyucu için herhangi bir kanunda makabline teşmil etme yetkisini hak olarak tanımaktaydı ve bu noktada hiçbir kayıt kabul etmemekteydi. Ama, Fransız inkılabıyla bu hak ortadan kaldırıldı ve kanun koyucu için makabline teşmil edilebilen cezai hükümler çıkarma yetkisi kabul edildi. İçinde yaşadığımız yüzyılın başlarıyla, geçen yüzyılın sonlarında hukuk bilginlerinin ve kanun vazılarının Fransız devriminden bu yana saygı görmekte olan bu prensibe karşı çıkma temayülleri belirmeye başladı. Ve o zaman bu konuda mutlak bir sınırlandırmanın toplumun menfaatlarına zarar verdiği kabul edildi. Bu prensip her ne kadar ferdlerin menfaatlerine uyuşuyor idiyse de toplumun menfaatına halel getirmekteydi. Hukukçular toplumun menfaatının fertlerin menfaatına tercih edilmesini kabul ettikleri için toplumun menfaatının bir kanunun makabline teşmilinde söz konusu olması halinde kanun koruyucuya bu hakkın verilmesini kabullendiler. Bu görüşü kabul eden hukukçular daha çok İtalyan hukukçularıdır. Onlar daha önce suç sayılan konularda çıkarılan daha ağır kanunların makabline teşmilini de, yani geriye döndürülmesi prensibini de kabul etmekteydiler. Zira onlara göre toplumun hakkı suçlunun menfaatından önde gelmekteydi. İngiliz hukukçuları ise ağırlaştırıcı hükümlerin makabline teşmilinin makul olduğu görüşünü benimsemektedirler. Fransız kanun koruyucusu da Mısır kanun koruyucusu da anlaşılan suçla ve şüppeli hallerde kanunun makabline teşmilinde fayda mülahaza etmektedirler. 190

(190) Ceza kanunu Ali Bedevi, Sh. 116, 117. Ceza hukuku Ansiklopedisi, Cilt 5, Sh. 568 ve devamı.

Buradan da anlaşılıyor ki kanun koyucuların ve hukukçularının benimsedikleri bu yeni prensip (ki aslında kanun koyucunun kanun makabline teşmili yetkisi bulunmadığı sadece umumun menfaatı gerektirdiği takdirde bunun istisnası olarak bu hakkı kullanabileceği görüşünü benimsemekle islamın ortaya atmış olduğu hukuk ölçüsünü kabul etmiş bulunuyorlar.

1945 yılında ikinci dünya harbi nihayete erince galib devletler mağlub devletlerin önde gelen yöneticilerini, liderlerini ve hakimlerini mahkeme ederek haklarında idam cezası, ağır hapis ve çalışma cezası gibi cezalar verdiler. Mahkeme konusu olan fiiller muzaffer ülkelerin kanunlarında da, mağlup ülkelerin kanunlarında da, devletler arası hukukda da suç sayılmayan fiillerdi ve daha önce bu konularda hiçbir zaman için takibat yapılmamıştı. Harb suçulularının yargılandığı bu tarihi mahkeme eşi bulunmaz bir biçimde kanunun makabline teşmil (geriye döndürülmesi) nazariyesinin pek geniş olarak tatpikine bir örnektir.

Suçlanan kişinin daha önceki suçlarından dolayı menfaatına en uygun gelen hükümlerle mahkeme edilmesi prensibi ise yaklaşık olarak bütün beşeri hukuk tarafından kabul edilen bir husustur. Ne ear ki beşeri hukuk bu kaideyi geçen yüzyılda benimsemeye başlamıştır.

Bu karşılaştırmadan sonra diyebiliriz ki beşeri hukuk geçen yüzyıldan beri islam hukukunun cezai hükümlerde makable teşmil prensibini benimsemeye başlamıştır ve bugün en yeni görüşler ve beşeri hukuk açısından en gelişmiş teoriler olarak kabul ettiğimiz esaslar aslanda islam hukukunun on üç asırdan beri ortaya koyduğu ve son derece incelikleriyle tatpik alanına intikal ettirdiği hükümler ve prensiplerdir.