202- İKİNCİ YETKİ:

 

KAZA HAKKININ TAHSİSİ YETKİSİ

 

Devlet yönetcisi; kaza hakkını belirli mahkemelere tahsis edebililr. Yani suçları belirli hakimler arasında bölüştürebilir. Bir kısım mahkemelerin muayyensuçlara diğer bir kısım mahkemelerin ise onun dışında kalan suçlara bakmasın veya bazı mahkemelerin muayyen cezaları verme yetkisine haiz olmasını, diğer bir kısım mahkemelerin ise onun dışında kalan cezaları verme yetkisine haiz olamasını belirleyebilir.

Yöneticilerin kaza hakkını belirli mahkemelere verirken kullandıkları yetki islam hukukunun genel prensipleri ve teşri ruhunun dışına çıkmamak kaydına bağlıdır. Eğer bu tahsis yetkisi islam hukukunun genel hükümlerinin ve teşri ruhunun dışına çıkacak olursa bu durumda verilen emir batıldır, hakimi bağlamaz. Batıl bir emrin yasakladığı bir konuya bakmalarını önleyici bir husus yoktur. Mesela, yönetim mekanizması bir hakimi belirli bir hırsızlık suçu içerisine giren konulara bakmaya tahsis edebilir. Bir diğer hakim, katil suçuna bakabilir. ma yönetim mekanizmasının hakimlerin sadece bu suçlara bakmasını veya ölü etinin yenilmesi, içki içmek, dinden dönmek ve zekat vermemek gibi suçlara bakmasını önleme yetkisi yoktur. Yönetim mekanizması, keza bir hakimi faiz, kumar ve müşterek bahis suçlarına bakmaya tahsis edebilir. Ama islam hukukunun yasakladığı şekilde bu noktalara bakmasını öneleyemez. Devlet yöneticileri hakimin tazir suçlarıyla ilgili vereceği cezaları tayin edebilir. Onun dışıda bir ceza verilmemesini şart koşabilirler. Fakat haddi kısas ve diyeti gerek gerektiren suçlarda islam hukukunun koyduğu cezalardan başka bir ceza ile cezalandırmasını isteyemezler.

İslam hukukunun haklarında hüküm koyduğu halde, beşeri hukukun hüküm koymadığı konularda hakimin bakmakla görevli bulunduğu suçlara verilen cezalara eş cezalar verildiği müddetçe bu mahkemelere bakma yetkisi vardır.Yöneticilerin bu suçları kabul edip etmemesi önemli değildir. Çünkü islam hukukunun hüküm koyuduğu ve işleyenleri cezalandırdığı bir konuda geçerli olan onun koyduğu hükümdür. İslam hukuku hiçbir halde yöneticilerin kendisinin koyduğu hükmü uygulamamalarını normal karşılamaz. Bu durumda hakimin yönetcilere tabi olması gerekmez. Çünkü o, islam hukukunun hükmünü uygulamakla yükümlüdür. Bu gibi suçlara bakması veya uygulanmayan bu tür suçların kendi sahasına girmesi için islam hukukunun bu konuda hüküm koymuş olması yeterlidir.

Eğer beşeri hukuk islam hukukunun koyduğu hükümlere aykırı bir hüküm koymuşsa hakim; islam hukukunun koyduğu hükümler uyarınca suça bakma, yetkisinin dayandığı neden, beşer hukukun ihmal ettiği suçlardaki yetkisinin dayandığı sebebin aynısıdır.

Eğer suç islam hukukunun hakkında hüküm koymayıp ta beşer’ hukuku hüküm koyduğu bir suç ise hakim, islam hukukunun hükümerine, genel prensiplerine, teşri ruhuna aykırı bir nokta yoksa suça bakma yetkisine haizdir. Şayet kanunun hüküm islam hukukunun hükümlerinin haricinde ise kadı suça bakma yetkisine haiz değildir. Çünkü kadı ancak islam uhkukunun hükümleriyle uyuşan suçlara bakabilir. Veya bakacak olursa, beşeri hukukun yasak saydığı hükmün islam hukuku esaslarınca batıl olacağından dolayı suçluya beraat kararını verir. Kadının şer’an  kanunun hüküm koymayıp islam hukukunun hüküm koyduğu konularda tazir cezası verme yetkisi bulunduğuna göre bu durumlarda kadının vereceği ceza ne olacaktır? Ceza kanunarında belirtilen cezalardan birisini mi yoksa islam hukukunda belirtilen tazir cezalarından birisini mi verecektir?

Bu sualin cevabı şudur: Verilecek ceza islam hukukunun belirttiği tazir cezalarından birisi olacaktır. Kadının kanunda belirtilmiş olan cezalardan herhangi birisiyle cezaldırması caiz değildir. Zira kanun vazıı her suç için muayyen bir ceza prensibini koymuş, her cezanın suçlara göre değişen birer haddi bulunduğunu belirtmiştir. Kanun suç olarak belirttiği konuların dışında umumi mahiyyet cezalar tayin etmemiştir. Öyleyse kanun vazıının hakkında ceza konulmayan bir konuyu; suç sayıp cezalandırmak mümkün olmaz. Sadece bu gibi hallerde islam hukukunun koyduğu tazir cezalarından birisiyle cezalandırılır. Yahut hakimin suçlunun ve suçun durumuna uygun gördüğü cezalardan biri veya birkaçı seçilir. Çünkü islam hukukunda aslolan tazirle ilglili sulçar için belirli cezalar mecmuasıdır. Bu cezalar en basitinden en ağırına kadar derece derece yükselir. Suçlunun suçu işlendiği şartlara ve suçun durumuna baktıktan sonra tazirle ilgili tayin edilmiş olan cezalardan hangisinin verilmesi gerektiğini kadı tayin eder. Ama her suç için mumayyen bir cezayı vermek zorunda değildir. Onu böyle bir şeye zorlamak caiz değildir. Sadece kadı belirtilen cezalardan suça uygun gördüğünü seçme yetkisine sahiptir. Kadı tazirle ilgili sulçar için verilen cezalar bütününden uygun gördüğünü seçme yetkisine sahiptir. Kadı tazir ile ilgili suçlar için verilen cezalar bütününden uygun olanını seçer ve duruma muvafık düşen cezayı tayin eder. Bu durumda yönetim mekanizması hakkında hüküm verdiği tazir suçlarıyla ilgili olarak kadının yetkisini sınırlayacak olursa veyahut hem kanunun, hem de islam hukukunun hakkında hüküm verdiği suçlardan bir kısmının cezasını tayin konusunda hakimi tahdid edeceke olursa islam hukukunun hakkında hüküm verip de kanunun hüküm vermediği suçlarda kadının ceza verme yetkisi olduğu gibi kalır, sınırlama geçerli olmaz. Zira islam hukukunda aslolan hakimin geniş yetkiye haiz olmasıdır. Sınırlandırma ise belirli suçlarda ve belirli cezalar konusunda yönetim mekanizması tarafından gelmiştir. Öyleyse yönetim mekanizmasının sınır koymadığı hallerde kadının yetkisi vardır. Dolayısıyla islam hukukunun hakkında hüküm kadı tevbih, tehdid, hapis, sopa, sürgün, ölüm ve belirsiz bir süreye kadar hapis cezası verebilir. Bunların dışında bir tazir cezası da uygulayabilir. Sulh ceza hakiminin ise müebbet hapis veya öldürme cezalarının dışında tazir cezası verme yetkisi vardır. Zira yöneticinin ceza kanunlarının konulmasındaki niyeti açıktır. Yönetim mekanizması bu konuları koymakla müebbet hapis cezasının yahut da ölüm cezasının ancak ceza mahkemelerinin ihtisası dahilinde bulunduğu belirtmiştir.

Beşeri hukukun islam hukukunun belirttiği tazir cezalarına gelince; bu cezalarda beşeri hukukla islam hukukunun uyuştuğu konularda beşeri hukukunun hükmü tatbik olunur (dolalyısıyla islam hukukunun hükmü tatbik olunmaktadır.) İslam hukukuyla beşeri hukukun birbirine aykırı düştüğü hallerde ise beşeri hukukun verdiği hükmü yerine islam hukukunun koyduğu cezalar uygulanır. Mesela beşeri hukukun suç saymadığı faiz şekileri için islam hukukunun koyduğu aezlar tatbik olunur. Beşeri hukukun koyduğu hükümlerin islam hukukunun hükümleriyle uyuşmaması halinde de islam hukukunun hükmü uygulanır.