201- BİRİNCİ YETKİ:

 

EMİR YASAK VE CEZA KOYMA YETKİSİ:

 

Yönetici belli bir fiili yasaklayabileceği gibi yapılmasını da (ulü’ül-emr) emir edebilir. Yasakladığı veya emrettiği fiili aykırı davranışları cezalandırılabilir. Yöneticinin cezalandırma yetkisi bulunduğuna göre bir suçun bir veya birden fazla cezasını da tayin etme yetkisi bulunacaktır. Bir cezanın nerede başlayıp nerede son bulacağını belilrtebilecektir.

Devlet yöneticisi bu hakkı kullanırken islam hukukunu belirttiği hükümlerin dışın açıkamaz. İslam hukukunun genel prensiplerine ve teşri ruhuna aykırı davranmak zorundadır. Ayrıca yasak ve emirlerde, bunlara karşı uygulayacağı cezalarda umumun menfaatını gözetmesi, umumunun zarar veya kötülüğünü önleme gayesi gütmesi gerekir. Bu durumda devlet yönetcilerinin sözünü ettiğimiz sınırlar içerisinde kullandıkları yetkileri sahihdir. Bu hududun dışına çıkacak olurlarsa yetkilerini aşmış  olacaklarından verdikleri emir ve yasaklar batıldır. Öyleyse devlet yönetcilerinin islam hukukunun hükümlerini ihmal etmeleri veya tatbikini önleyici davranışta bulunmaları yasaktır. Eğer böyle bir harekette bulunurlarsa yaptıkları şey batıldır. Şu halde islam hukukunun hüküm verip de yöneticiler veya onların temsilcileri tarafından hakkında hüküm vermediği konularda işlenen suçların islam hukuku uyarınca cezalandırılması gerekir. Zira islam hukukunun koyduğu hükümler neshedilmemiştir ve yöneticilerin de bu hükümleri neshetme yetkileri yoktur. İslam hukukunun ve beşeri hukukun hüküm verdikleri konularda ise beşeri hukuka aykırı da düşse islam hukukunun hükümleri uygulanır. Çünkü islam hukukuna aykırı olarak yapılan her şey batıldır. İsam hukukunun ve beşeri hukukun hükümerinin birbirine uygun olduğu suçlarda ise beşeri hukukun hükmünü tatbikinde bir engel yoktur. Beşeri hukuk ile islam hukukunun hükmü bir konuda birleşirse beşeri hukukun koyduğu hüküm uygulamakla islam hukukunun hükmünü uygulandığı kabul edilir. Çünkü islam, hukuku daha önce gelmiştir ve o hükmün esas sahibidir.

İslam hukukunun hüküm koymadığı konularda da beşeeri hukukun hükmü benimsenir. Yeter ki bu hüküm islam hukukunun genel prensiplerine aykırı ve teşri ruhuna muhalif olmasın. Eğer muhalif olursa hükmü batıldır ve onunla amel edilmesi caiz değildir.