199- TAZİRİ GEREKTİREN SUÇLARDA

 

Daha önce gördük ki176 islam hukuku taziri gerektiren suçlar için haddi, kısas ve diyeti gerektiren suçlarda olduğu gibi belirli ve kesin cezalara koymaşıtır.

Taziri gerektiren suçların bir k ısmının cezasını belirtmiş, diğer bir kısmının (ki büyük bir bölümü teşkil etmektedir) cezasını yöneticilere (ulü’l-emr) bırakmıştır. Yöneticilerin bazı fillerin yapılmasını yasaklamalarını, bazı fillerin yapılmasını emretmelerini, toplum nizamını korumak ve emniyetin temini için kabul etmiştir. Ancak yöneticilerin koydukları yasaklarda veya emirlerde islam hukukunun hükümlerine, genel prensiplerine ve teşri ruhuna aykırı davranışlarda bulunmamaları şartını koymuştur.

Taziri gerektiren suçarla ilgili cezalarda islam hukukunun kabul ettiği genel kaide şudur: İslam hukuku en hafif cezalardan başlayıp en ağır cezalara kadar uzanan tazir cezalarından bir kısmı tayin etmiş ve hakime suçun ve suçlunun şartlarına uygun bulduğu bu cezalar mecmuasında bir kısmını seçme hakkını tanımıştır.

İslam hukukunun; hükmü belirtilen tazir suçlarında koyduğu umumi kaide bu olmakla beraber, tahdid yetkisini -bu tür suçlarda- yöneticilere bıraktığı hususlar da bulunmaktadır. Yani islam hukuku gerek kendisinin, gerese yöneticilerin yasakladığı suçlardan dolayı tazir cezasını vermeyi önleyici bir hükmü esas olarak kabul etmemektedir. Suç tesbit olunduğu zaman hakimin vereceği cezayı yöneticiler berileyebilirler. Veya belirtilen iki cezadan birisini hakim seçebilir. Keza islam hukukunda taziri gerektiren suçların alt sınırını yöneticilerin tayinin önleyici bir engel yoktur. Bu durumda hakimin verebileceği cezanın en alt sınırı belirlenebilir ki, bu da; islam hukukunun taziri gerektiren suçlarda ceza kanunlarının koyduğu hükümleri önlemeyeceğinin delilidir.

Gerek ceza kanuları, gerekse bu konudaki yönetmelik ve kararnameler yöneticiler tarafından konulmuş olmaları hasebiyle islam hukuku uyarınca bu cezalar tazir cezası olarak kabul edilir. Yeter ki koydukları hükümler islam hukukunun hükümlerine ters düşmesin, onun uyumu prensiplerine ters düşmesin, teşrii ruhuna muhalif olmasın.

Baz ıislam ülkelerinin cza kanunlarının islam hukukunun hükümleri gözönünde bulundurulmadan konulmuş olduğu hatta kasıtlı olarak islam hukukunun hükümleri nazarı itibara alınmadan vazedildiği, dolayısıyle, o hükümleri koyan yönetcilerin kendi görev sınırlarını aştıkları kabul edilebilir. Onların görev sınırlarını aşmaları her ne kadar yaptıkları bütün işlerin batıl sayılmasını gerektirmezse de onların islam hukukuna aykırı olarak sudur eden hükümlerin batıl sayılmasını gerektirir.

Yönetcilerin islam hukukunun hükümlerinden gafil bulunmaları, bir yandan haiz bulundukları teşri yetkileri bakımından, öte yandan da tazir cezalarıyla ilgili olarak karşımıza üç tür hükmün çıkmasına vesile olmaktadır.

I- Bazı suçlar hakkında islam hukuku hükmün vazetmişken kanun ve layihalar böyle bir konuda hükmü koymamıştır. Mesela, domoz eti, kan ve ölü eti yemek, faizle alşıveriş yapmak, zekat vermemek, iddet hükümlerine aykırı hareket etmek, ibadetler için konulan şekillerin dışına çıkmak (ayetleri gizli okunacak namazlarda açık okumak, açık  okunacak namazlarda gizli okumak ve namazlara ilavelerde bulunmak gibi) hükümler bu kategoriye girer.

II- İslam hukukunun hüküm verdiği konularda kanun ve yönetmeliklerin hüküm verdiği konulardır. Bu konulardaki suçlar ikiye ayrılır:

a) Bir kısmında islam hukuku ile kanunun hükümleri birbirine aykırı değildir. Mesela ölçü va tartıda hile yapmak, emanete hıyanete etmek, rüşvet almak veya vermek gibi.

b) Bir diğer kısmında ise İslam hukukuyla kanun birbirinde ayrılır. Faiz gibi. İslam hukuku faizin her şeklini cezalandırır. Kanun ise ancak özel sınırlar ve şartlar dışına taşan faizi cezalandırır. Kumar oynatmak suçunda ise İslam hukuku kökten ceza uygularken kanunlar özel halde ceza uygulamayıp ancak belirli şartların dışında ceza uygulamak yoluna başvurmaktadırlar.

III- Kanun ve yönetmeliklerin hakkında hüküm koyduğu halde islam hukukunun hakkında hüküm koymadığısuçlar. Bu suçlar iki kısma ayrılır:

a) Birinci kısım islam hukukunun genel prenisipleriyle teşri ruhuyla uyuşan esaslara dayalı hükümler. Mesela trafik kanunlarına aykırı hareket etmek, toplum düzenini korumak için konulan yasaklar. Esnaf ve sanatkarlar kanunu, amme menfaatının korunması için konulan hükümler, hastalıklar ve afetlerle savaş kanunları gibi.

b) Bir diğer kısmı ise İslam hukukuna aykırı, islam hukukunun prensipleri ve teşri ruhuna muhalif hükümlerdir. Randevu evlerinin işletilmesine dair kararnameler gibi. Bu kararnamenin dayandığı prensip, zinanın normal kabul edlimesi ve resmen zinaya izin verilmesidir. Bu kararnameyle zinanın normal kabul edilmesi gayesi güdülmüştür. Halbuki islam hukuku her şekliyle zinayı mutlak anlamda yasaklamaktadır. Bir diğer örnek ise kanunun alkollü maddelerin yapılması, satılması ve reklamı ile ilgili suçlarda koyduğu hükümlerdir. Bu kanun; içkinin mübah sayılması esasına istinad eder. Bu esasdan hareket edilerek lkanunla düzenlenmiştir. Halbuki islam hukuku içkinin içilmesini bütün şeklilleriyle yasaklamaktadır.