III İÇKİ İÇMEK

 

457- SOPA CEZASI

 

İslam hukuku içki içenlere seksen değnek sopa cezası verir. Bu cezanın bir tek hududu vardır. Çünkü hakim bu seksen değnekten fazla veya eksik bir ceza veremez, onun yerine başka ceza da uygulayamaz.

İmam Şafii içki içmenin haddinin kırk değnek olduğunu kabul eder. Ama bu sade onun görüşüdür. Diğer imamlar ona bu hususta muhaliftirler. İmam Şafii’nin delili Hz. Peygamberden içki içenlere kırk sopadan fazla vurduğuna dair bir rivayetin sabit olmayışıdır. Kırktan sonraki ikinci kırk Şafiiye göre had değil tazir cezasıdır.

İçki konusundaki cezanın kaynağı Rasulullah (s.a.v.) ın şu hadis-i şerifidir:

“Kim içki içerse ona sopa vurun. Tekrar içerse yine sopa vurun.”

İçki yasağının kaynağı ise Kur’an’dır. İçki cezası olarak konulmuş bulunan seksen değneğin miktarı Hz. ömer (r.a.) döneminde kesinleşmiştir. O sırada Hz. Ömer eshab-ı peygamberi ile içki içenlere vurulacak had konusunda istişare etmiş, Hz. Ali seksen değnek vurulmasına hüküm vermiştir. Hz. Ali’ye göre içki içen sarhoş olur. Sarhoş olan hezeyan eder. Hezeyan eden iftira eder. İftira edenin haddi de seksen değnektir. Rasulullah’ın eshabı da bu görüşte Hz. Ali’ye muvafakat etmişlerdir. Şu halde içki yasağının kaynağı Kur’an’dır. Cezasının kaynağı sünnettir. Haddinin miktarının kaynağı ise icmadır.

İçki içeni, içki içmeye sevkeden faktör psikolojik açılarını unutmak ve gerçeklerin verdiği zorluklarından kaçarak içki içerek suni mutluluğa ermektir.

İslam hukuku içki içenin ruhundaki bu faktöre karşı, sopa cezasıyla savaş açmıştır. İçki içen psikilojik acılarından kaçmak ister. Ama spoa cezası onu kaçtığı şeye doğru geri çevirir. Bu takdirde acıları kat kat artar. Çünkü sopa ile ruhi ve bedeni acı birleşmiş olur. İçki içen gerçeklerin verdiği işkenceden suni bir mutluluğa kaçmak ister. Sopa cezası ise onu kaçtığı işkenceye geri çevirir. Gerçeklerin verdiği işkenceye bir de cezanın verdiği azabı ekler.

İslam hukuku içki içene sopa cezası koymakla psikolojik bir esasa dayalı hüküm koymuş olmaktadır. O, suça sevkeden ruhi amile, ters taraftan suçtan alıkoyan ve başka bir şeyin yerine geçmesi mümkün olmayan bir faktörle karşı koyar. Şöyle ki içki içen bir kişi ruhi acılarını unutmak için içki içmeyi düşünecek olursa onunla beraber çekeceği ruhi ve bedeni acılara katlanır. Gerçeklerin verdiği azabtan kaçmak için içmeyi düşünen insan, onunla beraber hem gerçeklerin vereceği azabı, hem de içki içmenin cezası olarak çekeceği azabı düşünür ve vazgeçer. Şayet buna rağme vaçgeçmez de suç işleyecek olursa, bu sefer çarpılacağı ceza, suçu önleyen psikolojik faktörlerin, suça sevkeden psikolojik faktörlere hakimiyetiyle neticelenir.

 

458- TIBBİ VE İÇTİMAİ YÖNDEN İÇKİ

 

Çağımızda tıbbi ve içtimai yönden bakıldığında kesin olarak kabul edilmektedir ki; içkinin hiçbir faydası yoktur. Zararları ise sayılmayacak kadar çoktur. Bir kere aklı bozar. Sıhhatı mahveder. Çoğu kere verimsizliğe ve kısırlığa sebeb olur. Nesillerin zayıflanmasını sağlar. Malın mahvolmasına şeref ve haysiyetin kaybına vesile  olur. Bunlardan dolayı Mısır gibi din olarak resmen İslamı benimseyen bir devletin içkiyi yasaklaması gerekir. Hem içkiyi yasaklayan ve içenleri cezalandıran İslam için, hem de içki içmenin meydana getirdiği kötü sonuçlardan dolayı bu yasağa koyması gereklidir. Makul olan budur. Ama ne yazık ki Mısır böyle bir şey yapmamıştır. Bunun yerine tatbik ettiği beşeri hukukla içkiyi mutlak manada mubah kabul etmiş, içenlere, saklayanlara ve satanlara hiçbir ceza uygulamamıştır. İçki içenler sarhoş olup umumi mahallerde başkalarına sataştığı takdirde kovuşturma mevzuu yapmışsa da, bu içki ve sarhoşluk için değil umuma ait mahalde başkalarına sataşmak suçundan dolayıdır. Bu durumda bile kanun verilecek cezayı ağırlaştırmamıştır. Yüz kuruş gibi veya bir haftayı geçmeyen hapislerle yetinmiştir.183 Bu kabahat kanun koyucunun değildir. Çünkü bu kanunu koyan müslüman olmayan bir Avrupalıdır. Mısır ceza kanunu Fransız ceza kanunundan iktibas edilmiştir. Ama asıl kabahat bu kanunu kabul edenlerindir. İslam hukukuna muhalif olan bütün hükümlerini mutlak manada batıl olan esasları kabul edip tatbik edenlerindir. Asıl kabahat Mısır gibi bir İslam ülkesini bir Fransız müstemlekesi haline getirmek isteyenlerindir. Onlar unutmakta veya unutmaya çalışmaktadırlar ki, Doğuyla, Batı arasında çok büyük farklar vardır. Dini gelenekleri toplumu ve veraset faktörünü bilmemektedirler.

(183) Mısır Ceza Kanunu madde 285.

459- DÜNYA VE İÇKİ YASAĞI

 

İslam başından beri içkiyi haram kılmış ve içenleri cezalandırmıştır. 13 asır evvelden bu hükmünü koymuştur. Uzun süre içki yasağa koyan hükmüyle biricik nizam olarak yeryüzünde kalmıştır. Nihayet 20. yüzyılda insanlar İslamın getirdiği hükümlerin hak ve doğru olduğunu görür gibi olmuşlar ve içki konusunda onun izinden gitmeye başlamışlardır. İlim, içkinin bütün kötülüklerin anası olduğunu -İslamın dediği gibi- kabul edildiğinden beri bütün dünya İslamın koyduğu doğrultuya dönmüş gibidir. İlim göstermektedir ki içki akla, sıhhatı ve mala zarar vermektedir. İşte bugün müslüman olmayan dünyada büyük bir topluluk içkiye karşı savaş açmış bulunuyor. Bu topluluğun dernekleri var, mecmuaları var, kitabları var, kongreleri var. Amerika, Hindistan gibi devletlerde bu topluluğun propagandası son derece güçlüdür. Son zamanlarda her iki devlette de içkiyi yasaklayan kanunlar uygunalıyor.* Diğer birçok ülkeler de cüzi mahiyette de olsa içkiyi yasaklayan kanunlar kabul etmişlerdir. Belirli  zamanlarda satışını ve içki alınmasını yasaklamışlardır. Ne var ki içkiyi yasaklayan bu kanunların çoğu içkiye karşı savaşta başarı kazanamamıştır. Çünkü koydukları cezalar ağır ve korkutucu cezalar değildir.

(*) Kitabın kaleme alındığı tarihlerde A.B.D.’de içki yasağı vardı.

İnsanlar içki konusunda İslamın haklı olduğunu kabul ettiklerine göre, İslamın içki içenlere koyduğu cezaların da doğruluğunu kabul etmek zorundadırlar işte buna inandıkları ve bunu kabul ettikleri gün içki yasağı için konulmuş bulunan kanunar başarılı olur ve görevini en iyi şekilde eda edebilir.