372- İSLAMHUKUKUYLABEŞERİHUKUK

ARASINDAKARŞILAŞTIRMA

 

İslam hukukunda sportif oyunların hükmü budur. Beşeri hukuktaki duruma gelince... Bu noktada henüz oybirliğine varılmış değildir. Bazı memleketle sportif oyunlarda meydana gelen yaralama olaylarını normal sayar. Bazıları ise suç olarak değerlendirir.

Mesela Amerika Birleşik Devletlerinde bazı eyaletler birinci görüşü, bazıları ise ikinci görüşü benimsemektedir. Belçika mahkemeleri ise sportif oyunlarda meydana gelen yaralama ve dövme fiillerini cezalandırır. Ama Fransa cezayı gerekli bulmaz. İngiltere, İtalya, Almanya’da sportif oyunlarda meydana gelen bu tür fiiller belli bir hududa kadar meşru sayılır ve hiç bir sorumluluk söz konusu edilmez. Mısır ve Fransa’da sorumluluğu kabul eden ve etmeyen görüşler rastlanmaktadır. Ki birinci şıkkın daha kuvvetli olduğunu söyleyebiliriz.

Sportif hareketler esnasında meydana gelen yaralama ve dövme olaylarında sorumluluk olmadığını iddia eden hukukçular, bunun nedenini açıklarken birbirinden farklı fikirler ileri sürerler. Bir kısmı buna neden olarak cezai maksadın mevcut olmamasını gösterir. Bir kısmı da olay konusu olan kişinin rızasını işaret ederler. Başka bir gurup hukuk bilgini ise devletin sportif oyunları meşru kabul etmesi nedeniyle sorumluluk olmadığını belirtirler. Binaenaleyh devlet bunu meşru saydığından hatta onları teşvik ettiğinden oyuncular hiç şüphesiz kanunun kendilerine tanıdığı bir hakkı kullanmaktadırlar. Bir “hak” kın kullanılmasından hiç bir sorumluluk doğmaz.52 Bu son görüş en yeni ve en çok kuvvet kazanan görüştür. Bu fikrin uygulanışı aslında İslam hukuku paralelindedir. İslam hukukuyla bu fikir arasındaki biricik fark İslam hukukunun sportif oyunları fertler için bir vecibe ve görev sayması ötekinin ise bunları görev değil hak olarak kabul etmesidir.

(52) Ceza KanunuAli Bedevi S: 398 Ceza kanunu şerhi, Dr. Kamil Mersa ve Dr. Sait Mustafa S: 421-422.

İslam hukukunun görüşü elbette ki, mantık bakımından daha köklü ve sağlamdır. Zira sportif oyunlar sosyal zaruretlerin sonucudur. Fert ve toplumların yararı yönünden bu tip yarışmaların düzenlenmesi gerekmektedir. İster sağlık ve ahlak açısından, isterse sosyal yönden değerlendirilsin, sportif faaliyetler toplum için zaruridir. Günümüzde sporu teşvik etmeyen ve yeni yetişen nesillere okullarda spor sevgisini aşılamayan hiçbir devlet yoktur. Spor, eğitim sistemlerinin temel prensipler arasına girmiş bulunmaktadır. Hatta askeri okullarda polis kolejlerinde spor dersleri birinci planda yer işgal etmektedir. Sportif oyunların millet hayatında böylesine önemli bir yeri olduğuna göre spor yapmayı kişiler için bir “hak” olarak değil de bir “Vecibe”  ve görev saymak son derece mantıki bir yorumdur. Çünkü her türlü sportif faaliyetler “görev” sayılınca bunlardan vazgeçme imkanı söz konusu olmaz. “Hak” şeklinde değerlendirmede ise böyle değildir. Hak sahibi tabii olarak isterse spor yapar, isterse yapmaz. Bu, tamamen kendi isteğine bırakılmış demektir.