350- İSLAMHUKUKUYLABEŞERİHUKUK

ARASINDAKARŞILAŞTIRMA

 

İslam hukuku, başlangıcından itibaren, marufu emr ve münkerden nehy gibi bir prensip getirmekle, bütün beşeri hukuk sistemlerinden ayrı ve seçkin bir hüviyete haiz olduğunu göstermiştir. Beşeri hukuk; bu özelliği ancak geçen yüzyılın başlarında, o da çok dar bir çerçevede kabule başladı. İslam hukuku, marufu emr ve münkerden nehy prensibini getirmekle, fertlerin kendi aralarında, diğer fertler ve yöneticiler üzerinde bir gözetim ve denetim mekanizması kurmayı öngörmüştür. İnsanların karşılıkla övgü, nasihat yardımlaşma gibi prensiplerle suçlardan uzaklaşmalarını, kötülüklerden vazgeçmelerini hedef almıştır. Marufu emr ve münkeri nehiy vazifesinin zaruri gereği olarak fertler birbirlerini doğru yola sevketmiş, idarecilere yön vermiş, onların yanlışlıklarını doğrultmuş, tasarruflarını tenkid etmişlerdir. Aslında“yön verme” prensibinin temeli marufu emirdir. “Düzeltme ve eleştirme” kaidesinin dayanağı da münkerden nehiy’dir. Doğruyu söylemek gerekirse, ilk müslümanlar, bu hususu çok iyi anlamış ve son derece titizlikle yerine getirmişledir. İşte Hz. Ebubekir... (r.a.) Halife olduktan sonra minberden mü’minlere şöyle sesleniyor:

“Allah’a itaat ettiğim sürece, siz de bana itaat ediniz. Eğer Allah’a isyan edersem bana itaat etmeniz gerekmez.”

Ve işte Halife Ömer (r.a.)... Devlet reisi olur olmaz şöyle diyor:

“Hanginiz yanlış bir hareketimi görürse, onu bizzat doğrultsun.”

Marufu emir münkerden nehiy vecibesinin zaruri gereği olarak, fertler, düzeni yerleştirmek, güveni sağlamak ve yasak fiillerle savaşmak konusunda karşılıkla yardımlaşma zorunluğunu duymuşlardır. Böylece fertlerden oluşan bir koruyucu birlik kurulmakta ve bunlar, suçları ve suçluları engelleyerek sosyal ahlakı korumaktadırlar. Bu ise toplumu suçtan korumanın en garantili yoludur. Toplumdaki dejenerasyonu veya ahlak çöküntüsünü önlemenin en kesin çaresidir. Toplum birliğini korumanın, cemiyet nizamını anarşik görüşlü yıkıcı hareketlerden muhafaza etmenin teminatıdır. Hatta diyebiliriz ki, emri maruf ve nehyi münker, bozgunculuğu daha kaynağında iken kurutmanın, çevreye yayılıp zararlı duruma gelmeden önce yoketmenin kesin çaresidir.

Beşeri hukuk, marufu emir ve münkerden nehiy prensibini ancak geçen yüzyılın başlarında benimsiyebilmiştir. Fertlere eleştirme hakkı ve doğruya yöneltme yetkisi tanıyarak bu görüşe katılmıştır. Beşeri hukuk, kaçan suçluyu yakalayıp yetkili makamlara teslim görevini fertlere vermekte ve bazı hallerde ise kişilere, suçun işlenmesine kuvvet yoluyla engel olma hakkı tanımaktadır. Ancak bu, toplum nizam ve menfaatini ilgilendiren konularda söz konusudur. Devleti devirmek, amme mallarını tahrib etmek gibi... Yalnız şunu rahatlıkla  söyliyebiliriz ki; beşeri hukukta İslam hukukunda olduğu gibi, marufu emir ve münkerden nehy prensibi, mutlak manada mevcut değildir. Görüldüğü gibi, bazı hallerde tatbikine başvurulmuş ve bu da çok sınırlı bir çerçeve içinde kalmıştır. Halbuki İslam hukuku bu prensibi bütün olaylarda ve her türlü suçlarda uygulamaktadır.