178- BİRİNCİ PRENSİP:

 

Şüphelerle hadlerin durdurulması:

İslam hukukunda temel bir kaide olarak şüpheler bulunduğu takdirde hadler ulgulanmaz. Hadler, daha önceden konulmuş olan cezalardır. Had dendiği zaman haddi gerektiren suçlar için konulmuş olan cezalarda kısas ve diyeti gerektiren suçlar için konulmuş olan ceza içine girer. Taziri gerektiren suçlar için konulmuş olan cezalara gelince onlar had olarak kabul edilmez. Çünkü onlar önceden konulmamış olan cezalardır124.

Bu kaidede esas yukarda Allah’ın Resulün’den zikrettiğimiz “Şüphlerle hadleri durdurunuz125” hadisi şerifidir. Bu hadisi uygulayan İslam ümmeti ve onun üzerinde icma eden fakihler bunu temel kaide olarak kabul etmişlerdir. Allah’ın Resulü’nın vefatından sonra sahabe-i güzin bununla amel etmiştir. Nitekim Hattab oğlu Ömer’in “Şüphelerle hadleri yerine getirmektense, durdurmayı daha çok isterim.” dediği rivayet edilir.

Muaz Abdullah ibn Mesud, Utbe ibn Amir’in: “Had konusunda sana bir şüphe geldiği zaman onu bırak.” dedikleri rivayet edilir126.

İslam hukukçuları arasında şüphe halinde hadlerin bertaraf edilmesini gerektiren kaideyi reddedenler yoktur. Sadece zahiriler haddin şüpheyle durdurulacağını uygun görmezler ve Allah’ın Resulün’den sahab-i güzinden nakledilen rivayetlerin sıhhatini kabul etmezler127.

(124) Bakınız 51, 103, 440 pargraflar.

(125) Buhari ve Müslim.

(126) Buhari ve Müslim.

(127) Şerhi Feth’ül Kadir, C: 4, S: 139.

Ne var ki, gerek Allah’ın Resulünden, gerekse sahabe-i güzinden rivayet edilen bir çok rivayetler bu kaidenin doğruluğunu teyit etmektedir. Nitekim Allah’ın Resulüne zina ettiğini itiraf ederek kendisine had tatbik edilmesini isteyen Maiz’e Allah’ın Resulü buyurmuştur ki: “belki öpmüşsündür, belki ellemişindir, belki sıkmışındır.” Böylece Allah’ın Resulü o ikrar ettikten sonra “evet öyle yaptım” diyerek, döndürmek istemiştir. Nitekim hırsızlık yaptığını itiraf eden bir hırsız yanına getirildiğinde ona buyurmuştur ki: “Sen hırsızlık olduğunu bildiğin bir şeyi mi çaldın?” Gamid kabilesinen bir kadın zina ettiğini itiraf ederek huzuruna getirdiğinde ona da buna benzer sorular sormuştu. İşte bunlar haddi gerektiren suçlardan bir suçdur. Bu konuda suçun işlendiğine dair elde bulunan biricik delil suçlunun kendi ikrarıdır. Ama, Allah’ın Resulü suçu işlediğini ikrar edenin ikrardan dönmesini telkin eden ifade kullanılmıştır. Eğer Allah’ın Resulü şüphe halinde haddi durdurmada fayda görmeseydi, ikrar eden suçluya böyle davranmazdı. Allah’ın Resulu haddi uygulamakta ne zaman yavaş davranıyor? Davada yegane delil suçlunun ikrarı olursa. İkrardan dönmek ikrarın sıhhati üzerinde bir şüphe bulunduğunu gösterir ki, şüpheyle hadler durdurulur.

Hamedan’lı Şüraha Hz. Ali’ye zina ettiğini itiraf ederek başvurduğunda Hz. Ali ona şöyle demişti: “Belki uykudayken vuku bulmuştur. Belki de seni onunla evlendirmiştir de gizlemektesindir.”

Hz. Ali bu soruları Şüroha’ya sorarken sadece Allah’ın Resulüne takib etmekteyidi.

Onun için bazı fakihler hakimin ikrar eden kişiye -ikrardan başka meydanda bir deil bulunmadığı hallerde ikrardan dönmesini telkin etmesini mustahab kabul etmişlerdir128.

(128) Aynı eser, C: 4, 121.