176- İÇTİHAD:

 

İçtihad şariin (şeriat koyan Allah’ın veya onu tebliğ eden peygamberinin) hükümlere delalet etmek üzere koyduğu delillerin tafsili olanından, şeri bir hükmü öğrenmeye ulaşabilmek için sarfedilen gayrettir.

Kaide şudur: Eğer nass delalet ve varid oluşu bakımından sarih ise o konuda içtihad amahal yoktur. (Mevrid-i nass da içtihada mesağ yoktur kaidesi mecellenin önemli kaidelerinden biridir122. Ve o nass’ı olduğu gibi tatbik etmek gerekir. Çünkü Allah’dan veya Resulün’den onun varid olduğu konusunda hiçbir şüphe yoktur, binaenaleyh vürudu araştırma konusu yapılamaz.

Kendiliğinden muhkem ve müfesser olan ahkamla ilgili örnek Allah’ın şu kavli şerifidir:

“Erkek ve kadın zina edenlerden her birine yüz değnek vurun.” (Nur: 4/2)

 Zina edilen sopa ile cezalandırılması konusunda da vurulacak sopaların sayısında da içtihada yer yoktur. Önceden takdir olunmuş cezaların hiçbirisinde içtihad yapılmaz. Kur’an tarafından muhkem ve müfesser olan veya sünnet tarafından mütevatir ve müfesser olan ayet ve hadislerde de içtihad yoktur.

Ancak nas’ın vürud veya delaleti zanni ise o zaman bu konuda içtihad yapılabilir. Müçtehidin nass’ın senedi bize geliş yolu ve kastolunan manaya delaleti bakımından delilleri araştırması gerekir.

Hakkında nass bulunmayan konularda ictihad sahası geniştir. Müctehid; hakkında nass bulunmayan olayın hükmünü öğrenmek üzere kıyas istihsan, istishab, örf veya mesalih-i mürsele yoluyla hükmünü bulmak üzere ictihad yapabilir. Keza şahsi ve medeni meselelerde,y cezai uygulamalarda içtihad mümkündür. Ancak suç ve cezaların tayininde içtihad etmenin imkan yoktur. Çünkü suç ve ceza için mutlaka sarih nassın bulunması gerekir. Bu konuda kıyas veya diğer tali derecedeki yollarla muamele edilemez.