166- HASS LAFZIN DURUMLARI:

 

Hass lafız müteaddid şekilde de varid olur. Bazen mutlak olarak, bazen de mukayed olarak. Bazı hallerde emir, bazı hallerde de nehiy sigasıyla varid olabilir.

Mutlak ve mukayyed hali:

Mutlak; lafzen  hiçbir kayıtla kayıtlanmadan yaygın olarak bir ferde delalet eden lafızdır. Mesela “Mısır’lı gibi. Mukayyed ise, bir ferde belirli bir kayıtla delalet eden bir lafızdır. Mesela, “Mısırlı Müslüman” tabiri gibi.

Mutlakın hükmü: Mutlakın hükmü, geldiği şekilde mutlak olarak kabul edilir. Ancak takyid eden bir delil bulunursa o da tayid olunur. Zira mutlakı takyid eden delil onun genelliğini ortadan kaldırır ve asıl murad olunanı tayin eder. Yüce Allahın şu mübarek kavlinde olduğu gibi:

“Öldürmeler de size kısas farz olundu.” (Bakara: 2/138)

Bu ayeti celile kasıtlı olarak vukubulan her türlü öldürmede kısasın farz olduğunu mutlak olarak ifade etmektedir. Fakat bunu Allahın Resulünün şu hadisi takyid eder: “Baba çocuğu için takib olumaz.” Ayetten murad bu durumda babadan başkasında meydana gelen kasıtlı öldürme hali olduğu anlaşılmaktadır. Yani böylece mutlak takyid olunmaktadır.

Mutlak bir lafız şer’i bir metinde, mutlak olarak varid olduğu halde, bir diğer metinde mukayyed olarak varid olusa ve her iki halde de varid olan hükmün dayandığı sebep (illet) de bir ise mutlak mukayyede hamlolunur ve mutlaktan mukayyedin murad olunduğu kabul edilir. Çünkü mutlak ve mukayyetteki ayrılık hükümlerin ve sebeplerin bir olması halinde tasavur olunamaz. Bunun örneği Maide suresindeki şu ayeti celiledi:

“Size ölü, kan ve domuz eti haram kılınndı.” (Maide: 5/3)

Bu ayeti celiledeki kan lafzı mutlak bir lafzdır. En’am suresinin şu ayeti kerimdeki kan lafzı ise mukayyeddir:

“Deki Bana vahyolunanda; yiyen bir yiyici için ölü, akıtılmış kan ve domuz etinden başkasının haram kılıdığını görmüyorum.” (En’am: 6/145)

Her iki ayetteki hüküm aynıdır.

Bir hükümde veya sebebde mutlak ve mukayed olan iki lafız ihtilafa düşecek olursa; mutlak mukayyede hamdolunmaz. Bilakis her lafzın vazolunduğu halde koyduğu hükümle amel olunur.  Zira, mutlak veya mukayyed olmanın sebebi hükmün veya sebebin değişik olmasındandır. Mesela yüce Allah’ın şu ayeti kerimesindebuyrulur ki:

 “Kim bir mü’mini hata ile öldürürse mü’min bir kölenin azad edilmesi ve öldürülenin ailesine diyet vermesi gerekir.” (Nisa: 4/92)

“Kadınlarına zihar edenler sonra söylediklerinden dönünce birleşmeden önce bir köle azad etmeleri gerekir.” (Marifete: 2)

Bu iki yatteki hüküm aynı ve kölenin azad edilmesidir. Fakat, köle azad edilmesinin sebepleri muhteliftir. Çünkü birinci ayette köle azad etmenin sebebi öldürmedir. İkinci de zihardır. Binaenaleyh sebeplerin değişik olması köle azadının da takyidini gerektirmektedir. Yani, hataen öldürme halinde azad edilecek kölenin mü’min olması kaydı yoktur. Çünkü burada şideti gerektiren bir hal mevcud değildir, sadece herhangi bir köle azad etmeyle yetinilir.