156- MÜŞTEREK LAFIZ:

 

İki veya daha çok mana karşılığı olarak konmuş olan lafızdır. Müşterek lafızın bu birkaç manada hangisine delalet etmek üzere konulduğu bedel yoluyla anlaşılır. Mesela yukarıda hayız konusunda serdedilen ayeti celilede “kuru” lafzın hem hayız hem de hayızdan temizlenmeye delalet etmektedir. Keza hırsızın elinin kesilmesini emreden ayeti celiledeki “el” lafzın sağ ve sol ele delalet ettiği gibi parmak uçlarından bileğe, dirseğe ve omuza kadar da delalet etmektedir.

İştirak bazı kerreler lugat ve şeri istilahların her ikisinde de olabilir, bazı kerreler de birden çok lugavi ma bulunabilir.

Eğer müşterek lafızda iştirak; o lafzın lugat manasıyla istilah manası arasında oluyorsa o lafzın şer’an istilah manasına hamledilmesi diğerine yorumlanmaması gerekir. Mesela, şeran talak lafzı nikah kaydının çözülmesi için konulmuştur. Lugat bakımında ise herhangi bir bağın koparılması anlamına gelir. Yüce Allahın:

“Talak iki kerredir.” (Bakara: 2/229)

Ayetindeki talak lafzı ile bu müşterek lafızlardan hangisinin kastolunduğunun öğrenilmesi istenirse burdan şer’i istilahdaki manası olan nikah bağının çözülmesinin anlaşılması gerekir.

Eğer müşterek lafzın iştiraki, o lafzın lugat manalarından ikisi veya daha çoğu arasında varid ise belirleyici bir delil dolayısıyla bu müşterek manalardan birisine hamdedilmesi gerektir. Zira aklen kabul edilmektedir ki, şari bir lafzdan ancak bir mana kasteder. Hakim, karinelerle kastolunan manayı tayin etmeye çalışır. İki mana arasındaki müşterek lafza misal yüce Allahın şu mübarek kavli şerifindeki vav’dır;

“Üzerine Allahın ismi anılmamış olan dan yemeyin. Ve muhakkak ki o fasıklıktır.” (En’am: 6/121)

Vav lafzı müşterek bir lafızdır. Gramer bakımından (lugat bakımından) atıf için kullanılabileceği gibi hal edatı olarak kullanılabilir. Eğer buradaki vav hal edatı olarak kullanılan vav ise o zaman varid olan nehiy; Allahın adının üzerine anılmadığı hayvanların yenilmemesini amir olur. Bunun iksi fasıklık olur. Yani kesilirken Allahdan başkasının adının anılmış olması zorunluluğu ortaya çıkar. Eğer bu vav ile -lugat bakımından- mal edatı değil de atıf edatı murad edilirse Allahın adının üzerine anılmadığı şeyin yenilmesi kesinlikle yasaklanmış olur. Ve bu durumda Allahdan başkasının adının üzerine anılması veya anılmaması neticeyi değiştirmez.

Müşterek lafzın delalet ettiği mana ne kadar çok olursa olsun şari bunlardan sadece birini kasteder. Zira müsteaddid anlamlardan biri ancak diğerinin yerine geçmesi için konulur. Hem anlamlar birbirinin zıddı olabilir. O zaman bu birbirine çelişik düşen anlamları birleştirme halindebir anlamın ve zıddın aynı anda kastedilmiş olması durumu ortaya çıkabilir: