153- MÜCMEL:

 

Mücmel; kastolunan (murad edilen) manaya ifadesiyle delalet etmeyen ve kastolunan manayı açıklayacak lafzı ve hali bir karine bulmayan sözdür. Şariin luğavi anlamlarından uzaklaştırarak şeriata has hususi manalar için vazettiği terimler bunlar arasındadır. Namaz, zekat, oruç ve benzeri istilahlar gibi. Bu istilahlardan herbirisiyle şari belirli bir manayı murad etmiştir ki bu mana sırf ona ve mahsusdur. Yoksa lugat manasında böyle bir anlam mevcut değildir. Şeri bir metinde bu lafızlardan herhangi birisi varid olduğu zaman, şari onu tefsir edinceye kadar o lafız mücmel olarak kalır. Bunun için zaten Resulün kavli ve ameli sünneti; namaz, oruç ve zekat gibi Kur’an metinlerinden mücmel olarak gelmiş bulunan lafızları tefsir etmiş ve şartlarını, rükünlerini ve eda ediliş keyfiyetlerini açıklamıştır.

Kur’anın tefsir ettiği garib lafızlar da mücmel sayılır. Mesela; Karia suresine adını veren “Karia” lafzı gibi;

“Karia, Nedir Karia? Karianın ne olduğunu sen bilirmisin? O gün insanlar ateş etrafında çırpınan döğünen pervaneye dönecekler. Dağlar atılmış renkli yüne benzeyecek.” (Karia: 101/1-4)

İşte burada şari Karianın ne olduğunu, yani kıyamet anlamına geldiğini ifade etmektedir. Şariin (şeriatı vazeden, hüküm koyan zatın) özel biranlam murad ettiği halde lafzın sigasında ve harici karinelerde onu açıklayan bir nokta bulmayan her lafız mücmeldir. Bu lafzın icmalini giderip ne olduğunu beyan eden bizzat şeriatı koyan şaridir. Eğer o beyan etmezse o lafzı  beyan etmek imkanı yotur.

Eğer şariden mücmel bir lafzın beyanı sudur etmiş de o lafızla murad olunan anlamların hepsinin açkılanması için bu beyan kafi değilse; bu kafi olmayan beyanla mücmel olan o lafız mücmel olmaktan çıkar, müşkil bir lafız olur. Binaenaleyh hakimin yeni bir tefsirine veya açıklamasına ihtiyaç hissetmeksizin kendi içtihadıyla bu müşkili ortadan kaldırması mümkündür.