122- İSLAM HUKUKUNUN ÖZELLİKLERİ:

 

İslam hukuk ubeşeri hukukdan birçok özellikleriyle ayrılır. Şöyleki: İslam hukukunun hükümleri hem dünya hem de ahiret için konulmuştur. İşte bu sebebledir ki ona bağlananların gizli açık, görülen ve görülmeyen, heryerde islamın hükümlerini uygulamaları şarttır. Çünkü islama inananlar bilirler ki bu hükümlere uymak kendilerini Allaha yaklaştıran bir ibadettir. Bununla sevaba ererler. Bu duygu içerisinde bir suç işleyebilme ve dünyevi cezasından kurtulma ikanı bulanlar bile uhrevi cezasından ve Allahın gazabına uğramaktan korkarak veya çekinerek işlemezler.

İslam; bağlılarından yüce ahlaki değerlere bağlanmalarını ister. Yüce ahlaki değerleri kendisine şiar edinen kimselerin ise suç işlemeleri çok az görülür. Ayrıca onlar bilirler ki Allah kendilerini gözetlemektedir, yaptıklarından haberdardır, insanlardan ne kadar saklaylabilirlerse saklasınlar yaptıklarını Allahdan asla saklayamazlar. Çünkü Allah nerede bulunurlarsa bulunsunlar kendileriyle beraberdir. İşte bütün bu duyular suçların azalmasına, toplum nizamının ve amme menfaatının korunup sağlanmasına vesile olur. Beşeri hukukda ise durum tamamen bunun tersinedir. Çünkü beşeri hukuku benimseyenlerin içinde ona itaata zorlayan hiçbir duygu bulunmaz. Sadece hukukun pençesi altına düşmekten korkarak ve korktukları miktarda itaat ederler. Kanunun pençesinden emin olarak herhangi bir suçu işleyebileceğini kabul eden bir insanın o suçu işlemesine ne ahlaki, ne de  dini engel vardır. Bunun için beşeri hukuku uygulayan ülkelerde sürekli olarak suçluların sayısı artmaktadır. Ahlak bozulmakta ve suçluluk oranı aydın tabaka arasında ahlaki dejeneresyonu fazlalaşmaktadır, çünkü, aydın tabaka kanunun pençesinden kurtulmanın yolunu daha kolay bir şekilde bulabilmektedir.

İslam hukuku bağlılarından getirdği hükümlerin Allah katında gelmiş olduğuna inanmalarını yeryüzünün en sağlam ve en adaletli nizamını ihtiva ettiğini kabullenmelerini şart koşar. Bunun için müslümanlar başka hiçbir nizamını ona denk saymazlar. Bunun neticesi olarak islam dinine bağlı olan bir mü’minin komünizm, sosyalizm, veya bunlara benzer islama muhalif herhangi bir sisteme rıza göstermesi mümkün olamaz. Halbuki beşeri hukuku uygulayan kitleler kendi nizamlarını madi menfaat ve geçici değerler açısından değerlendirirler ve bunun için de her yeni beşeri nizamı kabullenmeye açık e hazır bulunurlar. Kendi düzenlerinden daha üstün gördükleri herşeyi, yahut da kendilerine daha çok mal, makam ve hakimiyet imkanı sağlayan nizamanı tatbik etmeye çalışırlar. Bunun için de istikrarlı hayatları bulunmaz. Prensib ve sistem bakımından daima kararsızdırlar.

Binaenaleyh islam hukukunun din ve dünya ile ilgili hükümleri birleştirmiş olması ve müslümanların buna böylece inanmaları; islam hukukuna, süreklilik ve değişmezlik temin etmiştir. Bağlılıklarına itaat ve memnuniyet ruhu vermiştir. Onları yüce ahlaki faziletlere sevketmiştir. Netice itibarıyla ne kadar güzel uygulanırsa uygulansın, ne kadar sağlam prensipleri ihtiva ederse etsin ki güzel ve eksiksiz olması mümkün değildir. İnsanlar tarafından konulmuş olan hiçbir hukuk sisteminde bulunmayan gücü, kuvveti ve saygınlığı temin etmiştir.