121- İSLAM HUKUKUNUN HÜKÜMLERİ BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR.

 

İslam hukukunun hükümleri bölünmez ve ayrılık kabul etmez bir bütündür. Bunun nedeni, sadece bölünmenin İslam Şeriatı’nın gayesine aykırı olması değildir. Bu nedenle birlikte, islam hukukunun ana hükümlerinin bazı amelleri yapıp bazılarını ihmal etmeyi, bazı hükümlere inanıp bazılarını inkar etmeyi, bir kısmını gerekli sayıp bir kısmını gerekisiz saymayı yasaklaması, Allahdan gelen hükümlerin hepsine tam olaran inanmayı şart koşmasının bölünmez bir bütün olarak kabulünün bizzarure gerektirmektedir. Binaeneleyh, her kim Allahın şeriatını bölünmez bir bütün olarak kabul etmezse, şu ilahi hükmün muhtevasına girer:

“Sonra sizler o kimselersiniz ki, kendi adamlarınızı öldürüyorsunuz ve içinizden bir zümreyi yurtlarından çıkarıp aleyhlerinde zulüm ve düşmanlıkta birleşerek yardımlaşıyorsunuz. Eğer onlar esir olup sizlere gelirse, mal karşılığında esir mubadelesi yaparsanız da, yine onların yurtlarında kalmasına müsaade etmezsiniz. Halbuki, onların yurtlarından çıkarılması size haram kılınmıştır.Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? sizden böyle yapan kimsenin cezası; ancak dünyada rüsvaylık ve bayağılık, kıyamette en şiddetli azaba atılmaktır. Allah bundan gafil değildir.” (Nisa: 4/1-4)

Şeriatın bazı hükümleriyle amel eeip bazı hükümleriyle amel etmemeyi yasaklayan ayeti celileler şunlardır:

“O zulmedenler, emrolundukları sözü değiştirdiler. biz de o zalimlere yaptıkları fıskın karşılığı olarak gökten blir azab indirdik. Ancka tevbe edenler, hallerini düzeltenler ve gizlediklerini açıklayanlar başka. Ben artık onların günahlarını bağışlarım.” (Bakara: 2/85)

Buradaki saklamaktan maksat hükümlerden bir kısmıyla amel edip bir kısmını terketmek, bazılarını kabul edip, bazılırını reddetmetir. “Allah indirdiği kitabdan Resulün vasfını gizleyip de bununla biraz para alanlar varya, kıyamet gününde yedikleri rüşvet, onların karınlarında ancak ateş olur. Kıyamet günü Allah onlarla ne konuşur, ne de onları temize çıkarır. Onlara yalnız acıklı bir azab vardır. Onlar hak yolu bırakıp sapıklığı, mağfiret yerine azabı satın almış kimselerdir. Onlar ateşe ne de sabırlıdırlar.” (Bakara: 2/59-160)

“Onlar Allahın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi ister istemez O’na boyun eğmiştir ve ahirette ona çevrilip götürüleceklerdir.” (Bakara: 2/174-175)

“Kim islamdan başka bir din ararsa, o asla kendisinden kabul olunmaz ve ahirette de ebedi zarar çekenlerdendir.” (A’li İmran: 3/83)

Vaktiyle Allah kendilerin kitab verilenlerden şöyle teminat almıştı:

“Celalim hakkı için, kitabı, muhakkak insanlara açıklayıp anlatacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz.” Onlar ise o söz ve teminatı sırtlarının arkasın attılar. Böylece karşılığında biraz para aldılar. Bu ne kötü alışveriştir.” (A’li İmran: 3/85)

“Kalbleriyle inanmadıkları halde ağızlarıyla “inandık” diyenlerle, yahudilerin küfür içinde koşuşanlar seni üzmesin. Onlar durmadan yalan dinleyenler ve senin huzuruna gelmeyen başka bir kavim için casusluk edenlerdir. Yerli yerinde hak olarak söylenen kelimeleri sonradan değiştirirler. Eğer size: “Şu verilirse kabul edin, verilmezse sakının” derder. Allah, kim fitneye düşmek isterse, asla sen onun lehine Allahdan hiçbir şeye sahip olamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah kalblerini temizlemek istemiştir. Onlar için dünyada bir perişanlık, ahirette büyük bir azab vardır.” (A’li İmran: 3/187)

“Şüphesiz ki Tevrat’ı biz indirdik. Onda bir hidayet bir nur vardır. Allahın emrine boyun eğen Resuller, onunla Yahudiler arasında hüküm verirledi. Alimler ve fakihler de Allahın kitabını korumaya memur olmaları ve üzerine şahit bulunmaları itibarıyla hükmederlerdi. Öyleyse insanlardan korkmayın. Benden korkun. Benim ayetlerimi menfaat karşılığında değişmeyin. Kim Allahın indirdiği hükümlerle hükmetmezse işte onlar küfirlerin kendileridir.” (Maide: 5/41)

“O kimseler ki, Alahı ve Resullerini inkar ederek kafir olurlar, Allah ile Resullerinin arasını ayırmak isterler ve: “Resullerin bir kısmına inanırız, bir kısmını inkar ederiz” derler ve böylece imanla küfür arasında bir yol tutmak isterler.” (Maide: 5/44)

“Sana da bu hak kitabı kendinden önceki kitabları hem tastikçi, hem onlar üzerine bir şahit olarak indirdik. O halde sen ehlil kitab arasında Allahın sana gönderdiği hükümlerle hükmet; sana gelen bu haktan ayrılıp da onların arzuları arkasından gitme. Ey insanlar! Sizden her bir Resul için, bir şeriat bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi hepinizi tek şeriata bağlı bir ümmet yapardı. Fakat sizi herbirinize göre, verdiği şeriat ölçüleri içinde imtihan edecek. O halde hayırlı işler yapmakta birbirinizle yarışın. Sonunda toptan dönüşünüz Allahadır. O gün, hakkında yaptığınız ihtilafları Allah size haber verecektir.” (Nisa: 4/150)

“Onlar, hala cahiliyyet devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kimmiş Allah’dan daha güzel hüküm verecek? Fakat bunu gerçek anlayış sahibi olan bir toplum bilir.” (Maide: 5/48-50)

“Rabbin tarafından sana indirileni tamamen tebliğ ettirmiş olmazsın. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphe yok ki, Allah kafirler topluluğuna muvaffakiyet vermeyecektir. De ki: “Ey ehli kitab! siz Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizen size indirilen (Kur’anı) tatbik etmedikçe dinden hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun, sana Rabbinden indirilen bu Kur’an onlardan birçoğunun azgınlığını ve küfrünü artırackatır. O halde kafirlerin azgınlığına karşı kederlenme.” (Maide: 5/67-68)

“Biz her Resulü, ancak Allahın izni ile kendisine itaat olunmak için gönderdik. Eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allahdan günahlarına mağfiret dileseler, Resul de kendileri için af isteseydi, elbette Allahı, tevbeleri ziyade kabul edici, çok esirgeyici bulacaklardı. Onlar, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükümlerden nefisleri hiçbir darlık duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe, iman etmiş olmazlar.” (Nisa: 4/64-65)