108- UMUMUN MENFAATINI İLGİLENDİREN KONULARDA VERİLECEK TAZİR CEZASINDA “HÜKÜM OLMADAN SUÇ VE CEZA YOKTUR” PRENSİBİNİN TATBİKİ:

 

Şu halde islam hukukunun menfaatını ilgilendiren konularda hakimin tazir cezası verebileceğini kabul etmekle “hüküm olmadan suç ve ceza yoktur: prensibini çiğnemiş değildir. Sadee bu prensibin, toplum menfatlarıyla alakalı suçlar nevine tatbikini kolaylaştırmıştır. Böylelikle aynı prensibin adi suçlara verilecek cezaların tatbikinden daha rahat bir ortan sağlamıştır. Suç oluşturan fiilin hakkında hüküm koymaktan ve onun sınırlarını çizmektense -ki haddi, kısası ve diyeti gerektiren suçlarda durum böyledir- yasaklanan fiil hakkında hüküm koymaktan ve o fiil için ceza tayin ettikten sonra hakime, o fiil için kararlaştırılmış olan cezalardan birini verme yetkisi tanımaktansa... Evet, bütün bunların yerine islam hukuku bir kaide olarak şunu getirmiştir: “Toplum nizamını alakadar eden ve toplumun menfaatıyla ilgili her fiil ve her dava hakkında hakim; tazir için konulmuş olan cezalardan birini vermeye yetkilidir.”

Şimdi islam hukukunda “hüküm olmadan suç ve ceza yoktur” kaidesinin tatbiki konusunda takib edilen muhtelif yolları ve bu yollar arasında ince farkları açıklayabiliriz:

 

a) Suç hakkında verilen hüküm açısından:

 

İslam  hukuuk; haddi kısası ve diyeti gerektiren suçlarla, taziri gerektiren cezalarda suç oluşturan fiili sınırlamış, hiç şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tayin etmiştir. Bu durumda suç; ne zaman ve hangi şartlar altında olursa olsun suçdur. Fakat umumun menfaatını ilgilendiren ve taziri gerektiren suçlarda ise yasaklanan fiil bizatihi sınırlandırılmamış bunun yerine suçun nitelikleri belirtilmiştir.    Madem ki bir fiilin her zaman aynı nitelikleri taşıması ve taşımaması mümkündür bu durumda herhangi bir fiilin bazı şartlarda toplumu menfaatnı ve amme nizamını alakadar etmesi, bazı şartlarda alakadar etmemesi imkan dahilindedir.

 

b) Ceza hakkanda verilen hüküm açısından:

 

İslam hukuku; bütün hallerde suçlar için verilen cezalar hakkında gayet açık hükümler koymuştur. Fakat her suçun cezalarını kendi kategorisi içinde tayin etmiştir. Haddi, kısas ve diyeti gerektiren suçlarda bu belirtilen cezaların verilmesini şart koşmuştur. Tazir gerektiren suçlarda ise (ister suç adi suç olsun ister amme nizamını ve toplum menfaatını korumak gayesi için konulmuş olsun) islam hukuku bu suçlar için bir takım cezalar tayin etmiştir. Bu cezalar mecmuunda herhangi birisini, yani şartlara uygun olanını seçme hakkını da hakime bırakmıştır.

İşte islam hukukunda umumun menfaatını korumak için konulmuş bulunan tazir cezlarıyla ilgili konularda “hüküm olmadan suç ve ceza yoktur” prensibini böylece tahakkuk zemini bulmuştur. Kaide tatbik olunmakla beraber çerçeve gayet geniş tutulmuştur. Bu yüzden, önceden hakkında yasak hükmü bulunmayan bir fiilden dolayı cezalandırılma imkanından söz edilemez. İslam hukuku toplum nizamını alakadar eden veya amme nizamıyla ilgiil konularda herhangi bir davranış içinde bulunan kişiyi cezalandırır. Ve suçlu toplumun menfaatını ilgilendiren ve amme nizamıyla alakalı hallerde suç işleyecek olursa, işlediği suçtan dolyı ceza görür. Şu halde toplumun menfaatını ve amme nizamını ilgilendiren hususlardan kaçınması gerekir. Ayrıca her an ve her zaman içerisinde toplumun şartlarını amme menfaatını ilgilendiren noktaları daima hesab etmesi ve gözönünde bulundurması icabeder.