105- TAZİRİ GEREKTİREN SUÇLARDA “HÜKÜM BULUNMADAN SUÇ VE CEZA YOKTUR” PRENSİBİ

 

Yukardaki açıklamalarımızdan anlaşılacağı gibi, islam hukuku taziri gerektiren suçları ve cezaları en ince noktalarına kadar tayin etmiştir. Öyle ki hakim bu şartlar muvacehesinde islam hukukunun yasaklamış olduğu bir fiil hakkında takibata girişme gücünü kendisinde bulamaz. Keza taziri gerektiren suçlar için konulmuş cezaların dışında bir ceza da veremez. Belirtilen hududun dışında çıkamaz.

Ayeti kerime ve hadislerin sarih şahadeti ve yaşanan realitelerin açık tanıklığı ile durum böylece apaçık ortaya çıkmışken, hakimin tazirle ilgili suçlarda islam hukukunda “tahakküm edici” bir yetkisi bulunduğu iddiası hiç şüphesiz aslı esası olmayan bir sözdür. Keza biz bu söylentinin aslının bilgisizlik ve anlayışsızlık olduğunu söylersek aşırı gitmiş sayılmayız. Kendini bilmezlerden başka herkesin tartışmaya meydan vermeden kabul ettği bir gerçek de şudur: İslam hukukunun ana metinlerini inceleme şansına sahip olanlar, islam hukukçularının üslüblarını ve terimlerini anlayabileler, bilirler ki; tahakküm dışı yetkisi vardır. İslam hukuku o cezaları teker teker beyan etmiştir. Bu durumda hakimin yetkisi kendisine sunulmuş olan vakaları islam hukkuunun koyduğu hükümlere göre değerlendirip tatbik etmektir. Eğer suçlunun cezalandırılması gerekiyorsa onu cezalandırmaktır. Şunu da söylemek gerekir ki islam hukuku; hakime, suç için konulmuş birkaç cezadan suçlunun durumuna en uygun olanını seçip tatbik etme yetkisini geniş anlamda verlmiştir. Cezayı seçme konusunda itham edilen kişinin şahsiyetine sabıkalarına ve cezadan ne kadar etkileneceğine bakıp ona göre ceza verme yetkisini tanımıştır. Ayrıca suçun topluma tesirini gözönünde tutma şartını da bildirmiştir. Bu şratlar muvacehesinde islam hukuku hakime verilen cezalardan birini veya bir bir kaçını tatbik etme yetkisini, yahut cezayı en üst seviyesine kadar yükseltme veya en alt sınırına kadar düşürme hakkını tanımıştır. Bunların yanısıra hakim suçluyu öğüt tevbih ve tehdid ile cezalandırabilir. Böyle bir şeyi yapmaması için ihtar edebilir. Bundan daha ağır bir ceza ile cezalandırp hahpsedebilir, para cezası verebilir, yahut bunlardan hiçbirini yapmayarak cezayı kaldırabilir veya bütünüyle tatbikini durdurabilir.

İslam hukukuna göre hakimin yetkisi işte bunlardır. Ancak bu yetkiler tahakküm anlamında değildir. Bilakis suçu ve suçluyu temizleyebilme imkanını rahatça kullanma için ona tanınmış yetkilerdir. Bu yetkiler tahakküm ve üstünlük sağlama kastına değil takdir ve seçme kastına mebni yetkilerdir. Hedefi; hakime suçun ve suçlunun önemini değerlendirerek, uygun tedavi yollarını seçme imkanını sağlamaktır. Bu yetkiler adaletin gerçekleştirilmesi, zorlukların ortadan kalkması, meselelerin yerli yerine konulması ve herkesin müstahak olduğu cezayı çekmesi için değerli ve olumlu hususlardır.

İslam hukukunun taziri gerektiren suçları tedavi konusunda onüç yüzyıl önce meydana çıkarmış olduğu bu metodu son zamanlarda beşeri hukuk bilginleri de benimsemişlerdir. Modern hukuk da suçun ve suçlunun durumuna uygun cezayı seçmek ve takdir etmek konusunda hakime geniş yetki tanıma yönüne doğru gitmektedir. Beşeri  hukukda, hakimin çoğu hallarde iki cezadan birisine kesmesini, yahut ikisini birden uygulamayı veya cezayı en üst sınırına çıkarmayı veya en alt sınırına düşürmeyi bir yetki olarak kabul etmiştir. Belirli şartlar dahilinde cezayı durdurmasını veya bütünüyle kaldırmasını kabul etmiştir. Şu kadarını söylememiz gerekir ki hala hakimin yetkisi konusunda çok dar bir çerçeve içerisinde bulunmaktadır. Çoğu kerre de beşeri hukuku uygulayan hakim, kendisini acz içerisinde görmektedir. Çünkü önüne gelen davada suça uygun cezayı vermekte endişeli davranmaktadır. Bu sebebden dolayı birçok hukuk bilginleri hakimin yetkisinin genişletilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bazıları da bu preblemin halli için, kanunun doğrudan doğruya suçlar için cezalar koymak yerine, suçları tayin etmemeyi, ancak cezanın tayinin ve takbikini hakime bırakmayı istemektedirler. Buna göre hakim suçun ve suçlunun şartlarını değerlendirdikten sonra duruma uygun gelen cezalardan birisini takdir etme yetkisine haiz olacaktır. İşte bugün beşeri hukuk bilinlerini istedikleri ve öngördükleri çare; islam hukukunun sadece taziri gerektiren suçlarda asırlarca önce koyduğu hükmün kendisidir.