98- MASİYYET (GÜNAH=SUÇ) UN ÇEŞİTLERİ:

 

İslam hukukçuları suçları üç ana bölüme ayırırlar.

1- Haddi gerektiren suçlar. Bazı kerre bu haddin yanına kefaret haddinin eklendiği de olur. Öldürme, hırsızlık, zina ve diğer hadi, kısas veya diyeti gerektiren suçlar ile -ki bunlar yedi tanedir- kısası gerektiren suçlar girer -ki bunların sayısı da beşdir- İslam hukuku sadece bu suçlara -başkalarına değil- haddi yani önceden kesinleştirilmiş olan cezayı tatbik eder. Bu tür günahlarda aslolan had cezasını tazir gerektirmemesidir. Şu kada var ki, had cezası ile birlikte tazir cezasının da verilmesini öneleyecek bir sebeb yoktur. Yeter ki umumun menfaati bunu gerekli kılsın. Dört mezhebin görüşü de bu doğrultudadır.

İmamı Malik; suça kasıt varsa ve suç candan aşağıya tecavüzü hedef alıyorsa kısas cezasından başka suçluya tazir cezası verilmesini de gerekli bulur. Onun bu konudaki dayanağı şudur: Kısas, suça karşılık konulmuş bir cezadır. Ve kısas kandesine kaşı suç işlenmiş kişinin hakkıdır. Tazir cezası ise uslandırmak içindir ve bu toplumun hakkıdır. İmam Malik; kasıtlı öldürme halinde kısasla tazir cezasının birlikte verilmesini gerekli bulmaz. Çünkü ona göre katille birlikte tazir cezası vermenin bir manası yoktur. Ancak kısas hükmünü herhangi bir engelden ötürü ortadan kalkması halinde tazir cezasının verilmesi gerekir79.

(79) Mevahib’ül-celil, C: 6, S: 268.

Şafii mezhebinin ileri gelenleri ise had cezasıyla birlikte tazir cezasının verilmesini de caiz görürler.

İçki içmenin cezası kırk değnektir. Bunun üstü tazirdir. Çünkü Şafiilere göre; suçun cezası kırk değnektir. Kırk değneğin üstünde vurulan sopa tazirdir. Keza şafiiler, hırsızın elini kestikten sonra boynuna bağlamayı gerekli bulurlar. Çünkü onlara göre kesmek had cezasıdır, kesilen eli boyna bağlamak ise tazirdir80.

Hanbeli mezhebinin ileri gelenleri ise, hırsızın elinin kesilmesinden sonra boynuna bağlanmasını caiz görürler81. Yani onlar da had ile tazir cezasının birleşmesini kabul ederler.

Hanefii mezhebinin ileri gelenleri ise, zina eden bekar için kararlaştırılmış bulunan sürgün cezasının had değil tazir olarak kabul ederler. Bu niteliği itibarıyla had cezası ile sürgün cezasın birleştirmeyi uygun görürler. Buradan onların da haddin tazile birleştirilmesini caiz gördükleri anlaşılmaktadır82.

(80) Esna’l-Metalib, C: 4, S: 162. Nihayet’ül-Muhtac, C: 10, S: 266.

(81) Aynı eser.

(82) Bedai’üs-sanai C: 7, S: 89. Şerh-i Feth’ül-Kadir, C: 4, S: 236.

2- Keferati gerektiren fakat haddi gerektirmeyen suçlar: Ramazanda ve ihramlı iken cima yapmak gibi.

Aslında kefaret bir nevi ibadettir. Zira kefareti köle azad etmek, oruç tutmak, miskinleri doyurmak gibi ibadetlerden meydana  gelir. Günah olarak kabul edilmeyen bir konuda bir hüküm konulduğu zaman bu doğrudan doğruya bir ibadettir. Örnek verilmesi gerekirse, oruç tutamayan bir kimsenin oruç yerine fidye vermesi gösterilebilir. Ama kefaret bir günah için konursa o zaman ibadet değildir. Haten öldürme veya zihar kefareti gibi (Zihar bir talak çeşididir.) Bu noktada kefaret  mala benzer.

Keffaret: borçluluk durumunda olduğu gibi bazan ceza olur, zararın tazmini durumunda olduğu gibi, bazan taviz olur, diyette olduğu gibi, bazan da hem ceza, hem taviz olur.

İkinci nev’e giren suçlar muhdurdur. Bu suçun işlenme mahalli, oruç bozma yeminden dönme hayız halinde veya zihar halinde birleşmek gibi...83.

İslam hukukçuları bu nevi suçlara tazir cezasının verilmesi konusunda ihtilaflıdırlar. Bazıları bu nevi suçlarada tazir cezası verilmeyeceği görüşünü benimserler ve bu suç için sadece keffaret cezasıyla yetinilmesi lazım geldiğini kabul ederler. Bir diğer grub ise -ki bunları görüşü daha tercihe şayandır- kefaretle birlikte tazir cezsının verileceğini kabul ederler84.

(83) Bu ifadelerle muhtelif görüşler arasında birlik sağlamayı kastediyoruz, Mesela bazıları ayrı iken birleşmenin kefareti gerektirdğini kabul etmektedirler, bazıları ise kabul etmemektedirler. Bir kısım hukukçular oruçlu iken temasın kefareti gerektirdiğini kabul ederken bir kısmı da oruç bozmanın ve yemek yemenin kefareti gerektireceği kanaatını ifade etmektedirler.

(84) Alam’ül-Muvakkin, C, 2, S: 221. El-Mukaddemat, İbn Rüşt, C: 2, S: 151. Tabsire, C: 2, S: 259. Esma’l Metalib, C: 4, S: 162. Nihayet’ül-Muhtac, C: 8, S: 18.

3- Had ve kefaret olmayan suçlar: Yabancı bir kadın öpmek, yalnız kalma, hırsızlığa başlamak ve ölü eti yemek gibi... Bu tür suç kavramının hududu dahiline daha önce saydığımız iki nevi suçun dışında kalanlar diğer. Öyleki günahların bir çoğu haddi ve kefareti gerektirmeyen suçlar bölümünde yer alır. Hatta diyebiliriz ki, sayılmayacak kadar günah ve suçlar bu bölüme girer.

Üzerinde ittifak edilen hususlardan birisi de bu nevi suçların sadece taziri gerekli kılacağı  ve tazirin ötesinde hiçbir ceza verilmeyeceği hususundadır. Had ve  kefareti gerektirmeyen suçlar birçok bölümlere ayrılır. Bunları aşağı yukarı üç kısım altında toplamak mümkündür85.

(85) Bedai’üs-sanai, C: 7, S: 64.

a) Bu bölüme giren suçların cinsi hakkında had cezası konulduğu halde mevzuubahis suç için had cezası konulmamıştır. Bekçisi bulunmayan malı çalmak, nisabın altında hırsızlık yapmak, tam hırsızlık denemeyecek şekilde bir şey çalmak gibi Bilindiği gibi hırsızlık konusunda şer’an had konmuştur. Ancak haddan uygulanabilmesi için, çalınan malın korunur olması, nisabının tam olması ve hırsızlığın tam olarak yerine gelmiş olması lazımdır. Bu şartlar bulunmadığı zaman had tatbik olunmaz. Zinaya başlamak da bunun gibidir. Zinadan önce yapılan davranışlar, yalnız başına bir kadınla başbaşa kalmak, öpüşmek ve sarılmak gibi... Hakkında hükmü konulduğu halde haddi gerektiren şartlar bulunmadığı için had uygulanmayan suçların tümüne sadece tazir cezası verilir.

b) Bu bölüme giren suçlar hakkında ise had hükmü konulmuş olmakla beraber onu tatbikini önleyen bir şüphe varid olduğu için tatbik edilememektedir. Kadına arkasından yaklaşmak, müşterek olan malı çalmak, gibi. Haddi önleyen sebeb bir şüphe veya suçluya has bir sebeb olabilir. Babanın çocuğunu öldürmesi, fera mensup birinin asla mensup birinin malını çalması gibi... (Feri, babadan sonra gelen oğullar ve torunlardır. Asıl ise baba ve dededir.) Bu durumda da el kesilmez. Bunun yerine tazir cezası verilir.

c) Bu tür suçlarda ise suçun kendisi için de cinsi için de had konulmamıştır. Ölü, kan ve domuz eti yemek emanet edilen mala ihanet etmek, devletin malına yedi emin tayin edilen kişinin emanete hiyaneti, yahut vakıf için mütevelli veya vekil tayin edilen kişinin bu konularda ihaneti, ölçü ve tardıda eksik tartıp fazla almak, yalan şahadet etmek, faiz yemek, sövmek, rüşvet yemek ve buna benzer diğer suçlar bu bölüme girer. Bunlar hakkında haddi şeri konulmamıştır.