87- İSLAM HUKUKUNDA USUL İLE İLGİLİ KAİDELER:

 

İslam hukukunun temel kaidelerinden birisi şudur:

“Akıllı kişilerin fiilleri için, nas varit olmadan önce hüküm yoktur.”

Yani mükellefin fiillerinden hakkında haram hükmü olana mesuliyet terettüb eder.

Bir fiilin yasaklandığını belirten bir hüküm bulunmadıkça haram olduğunu söylemek mümkün değildir. Hakkında yasak olduğunu belirten hüküm varid oluncaya kadar mükellef o fiili yapmakta ve yapmamakta serbesttir...

İslam hukukunda bir diğer temel kaide de şudur:

“Eşya ve fiillerde aslolan mübahlıktır.” Yani, her fiili yapmak veya yapmamak aslında mübahtır. Yasaklandığını belirten bir nass varid olmadıkça fiiline veya o fiili terkedene mesuliyet yoktur.

Bu kaide68. Bizi şu noktaya götürür: Bir fiilin yapılmasını veya terkini -o fiili yasaklayan veya yapılmasını bildiren açık bir hüküm olmadıkça- suç olarak değerlendirmek mümkün değildir. Binaenaleyh bir fiili veya o fiilin terkini yasaklayan bir hüküm varid olmadıkça o fiili yapan veya terkeden için sorumluluk ve ceza da olmaz. Yasaklanan fiiller islam hukukuna göre, bunu yasaklanmış olmakla suç olarak kabul edilmez, bunun yanısıra işlenmesi halinde -had veya tazir- cezasının da belirtilmesi gerekir. Bundan çıkan şudur: islam hukukunda hüküm olmadan ne suç vardır, ne de ceza.

(68) Bu son kaideyi çoğunlukla Hanefi ve Şafii fakileri kabul ederler. İlk kaideyi ise bunların dışında kalanlar kubul ederler ki, onlar, ibahanın bir mubah kılıcı gerektiğini ve mubah kılacak olanın da Allah olduğunu kabul ederler. Şayet yüce Allah kişiyi bir fiili yapmak veya yapmamak arasında hitabıyla muhayyer bırakmışsa durum böyledir. Eğer hitab olmazsa muhayyerlik de olmaz, mubahlık da olmaz. Bunlara göre fiiller ne yasaktır ne de mubahtır. Yapmakta ve yapmamakta bir beis yoktur. Ta ki hakkında emir veya nehiy varid olsun. Bir diğer grub da ikinci kaideyi kabul eder ki, onlara göre ibahat: fiili yapmakta bir beis olmayacağı manasınadır. Bu ihtilaf usule ilgili bu iki temel kaidenin kurulmasın sebep olmuştur. Daha geniş bilgi isteyenler aşağıdaki kaynaklara bakabilirler: El-İhkam fi Usul’li Ahkam, Ahmedi, C: 1, S: 130, 131 ve devamı. El-Mustafa, Gazali. C: 1, S: 61 ve devamı. Müsellem’üs-sübut, C: 1, S: 49. El-İhkam fi usul’il-Ahkam, İbn Hazm, C: 1, S: 52 ve devamı.

İslam hukukunun temel kaidelerinden birisi de şudur.

“Şer’an ancak, teklifin delillerini anlamaya ve kendisine verilen mükellefiyeti kavramaya gücü yetenler mükellef olurlur.” Şer’an, ancak mükellef tarafında anlaşılabilir bir bilgi ile malum olan ve ferdin takati dahilinde bulunan, mümkün bir fiil teklif olunur69.

(69) Usul’ül Fıkıh Abdulvahab Halaf, S: 173.

Bu kaide; mesul kişinin  yani mükellefin ve teklif olunan fiilin haiz olması gereken şartları beyan eder. Bu duruma göre mükellef; önce teklifin delilini anlayabilecek kudrette olmalıdır. Yani teklifi hükmü getiren şeri nassı anlayabilecek  kapasitede olmalıdır. Binaenaleyh teklifi hükmü getiren nassı anlamaktan aciz olan kimsenin kendisine teklif olunan şeyi yapması mümkün olmaz.

İkinci olarak, mükellefin kendisine teklif olunan şeye ehil olması gerekir. Yani, ceza ve mesuliyet ehli olmalıdır. Teklif olunan fiile gelince. Onda da şu şartların bulunması icabeder:

a) Teklif olunan fiil, mümkün olmalıdır. İmkmansız bir şey teklif olunmaz.

b) Teklif olunan fiili, mükellefin gücü dahilinde olmalıdır. Yani teklif olunan fiili mükellefin yapıp yapmaya gücü yetmelidir. Eğer teklif olunan fiil böyle olmazsa bu teklif sahih olmaz.

c) Teklif olunan fiil, mümkün ve mükellefin gücü dahilinde bulunduğu gibi, mükellef tarafından tam olarak bilinmelidir de. Taki ona niçin imtisal ettiğini anlasın. Niçin bir emre imtisal ettiğini anlayabilmek için gerekli olan bilgide ise şu şartların bulunması icab eder:

1) Teklif edilen hükümlerin bilinmesi. Teklif edilen hükümler ancak hakkında nassa varid olduğu herkese açıklandığı zaman malum olur. Binaenelayh, bir emir veya yasağı bilmeyen kimseye o emir veya yasağın verilmesi mümkün olamaz. Bu şartın suçlar üzerindeki takbiki ise şöyledir: Umuma ilan edilmiş hüküm bulunmadan suç da olmaz.

2) Teklif olunan hüküm mükellefin yapabileceği ve onun isyan etmesini önleyecek nitelikte olmalıdır. Bu da mükellefin ona itaat etmemesi halinde takibata uğrayacağını iblmesini icab ettirir. Bu şartın suçlar üzerinde tatbiki ise şöyle ifade edilir: Suç ile ilgili hükümler ceza ile ilgili hükümleri icab ettirir.

Bu esasla ilgili kaidelerin açıklanmasında anlaşılıyor ki hüküm olmadan ne suç, ne ceza olabilir. Nitekim yukardaki iki kaide bunun apaçık delilidir.