82- İSLAM HUKUKUYLA BEŞERİ HUKUK ARASINDA MUKAYESE:

 

Fransız devriminin öncesine kadar beşeri hukuk siyasi suçları adi suçlardan çok daha tehlikeli görüyor ve siyasi suçluya en basit adalet kaideleriyle bile uyuşmayacak muameleler yapılmasına müsaade ediyordu. Çok katı cezalarla cezalandırıyor, siyasi suçluların malını müsadere ediyor, ailesine işkence yapıyor, adi suçluların faydalandığı haklardan dahi mahrum bırakıyordu. Nihayet Fransız ihtilalinden sonra, beşeri hukukun siyasi suçlar karşısındaki tavrı değişmeye başladı. Fransız devrimiyle birlikte Avrupa memleketlerinde isyan çoğalmaya başladı. Siyasi nizamda ihtilallerin sayısı arttı. Bunun üzerine siyasi suçlulara yavaş yavaş şefkat ve merhamet gözüyle bakılmaya başlandı. Ve siyasi suçlular için konulan cezalar adi suçlar için konulan cezalardan daha az olmaya başladı.

Ne var ki hukukçular adi suçlarla siyasi suçların arasında ayırım yapmak konusunda birbirlerinden ayrı görüşlere sahiptiler. Bir kısım hukukçulara göre siyasi suç ile adi suçun arasını ayıran biricik özellik suçlunun suçu işlemekteki gayesidir. Eğer suçlu siyasi bir gayeyi gerçekleştirmek için suçu işlemişse bu suç siyasi suçdur, aksi takdirde adi suçtur. Bu görüşü benimseyen hukukçuların eksik tarafı suça iten sebebi suçun mahiyetini belirlemek konusunda esas almasıdır. Hırsızların, katillerin faydalanamamaları gereken noktalardan faydalanmalarını sağlayan açık noktalar bırakmasıdır. Diğer bazı hukukçular; ölçü olarak, suça iten faktörü bir kenera bırakıp kendisine karşı suç işlenen kimsenin hakkı üzerinde durmaktadırlar. Bu duruma göre, ancak devletin yapısını veya nizamını hedef alan suçlar siyasi suç olarak değerlendirilebilir. Bu görüşün eksik tarafı ise siyasi olduğu şüphesiz olan birtakım suçları kabul etmesidir. Mesela devrim faaliyetleri veya iç savaşla alakalı suçları buna göre adi suç olarak değerlendirmek gerekecektir.

Hukukçulardan bir grub da iç savaş veya isyan halinde işlenen suçlarla normal hallerde işlenen suçların arasını tefrik ederek; normal hallerde işlenen suçların adi suç olarak değerlendirilmesini kabul etmektedirler.İsterse bu suçu işlemeye sevkeden saik siyasi olsun. İç savaş esnasında veya isyan halinde vukubulan suçları ise siyasi esnasında veya isyan halinde vukubulan suçları ise siyasi suç olarak kabul etmektedirler, eğer suçun iç savaş ve isyanla alakası varsa, işlenen suç iç savaş ve isyanla alakalı oılup harp nizamının mübah kabul ettiği fiillerden ise suç siyasidir. Aksi takdirde adi bir suçtur. İşte Mısır devlet hukuk enstitüsünün benimsediği görüş budur64.

(64) Ceza hukuku ansiklopedi, C: 3, S: 47, 53. Ceza kanunu şerhi, Yazanlar Kamil Mersa, Sait Mustafa. S: 85-89. Ceza Kanunu. Yazan Ali Bedevi S: 88. Ceza kanunu. Yazan Ahmed Saffet, S: 73-76.

Beşeri hukukda yeni bir durum ortaya çıkmış bulunuyor ki, içtimai nimaza karşı yöneltilmiş olan suçlar (komünizm, anarşizm gibi) adi suçlardır. Bunun yanısıra, devletin bağımsızlığı ile alakalı suçlar da adi suçlar olarak kabul edilmektedir. Çünkü onlara göre devletin bağımsızlığı ile ilgili suç vatanı alakadar eden bir suçtur, idareyi ve idari nizamı alakadar etmez 1892 yılında suçluların teslimi prensibi kabul edildiğinde içtima nizama karşı yöneltilmiş olan siyasi ve cinai faaliyetlerin siyasi suç olmadığını kabul eden Mısır Devlet Hukuk Enstitüsünün kararı bu görüşü benimser.

Yukardan beri anlatılanlardan ortaya çıkıyor ki beşeri hukukun kabul ettiği en son görüş idari nizama karşı yöneltilen dahili nizamın şekliyle alakalı suçlar siyasi suçtur. İçtimai nizama, devlete, devletein bağımsızlığına, diğer devletlerle olan ilişkilerine karşı işlenen suçlar siyasi suçlardır. Ayrıca söz edilen suçların isyan veya iç savaş halinde vukubulması, isyan veya iç savaşın gerektirdiği türden suçlar olması şarttır. İşte bu son görüş tamamiyle İslam hukukunun on üç yüzyıl evvel siyasi suçlar için koyduğu hükümlerin aynıdır. İslam hukukuyla beşeri hukuk arasında bu noktada bir fark yoktur. Sadece İslam hukuku adi suçlarla siyasi suçların ayırımı ve tahdidi konusunda beşeri hukukdan çok ileriye girmiştir. Bu ise beşeri hukukun İslam hukukunun izinde yürüdüğünü ve onun koyduğu prensiplere uyduğunu göstermektedir.