80- İSYAN ESNASINDA VE İSYANDAN SONRA BAĞİLERİN HAK VE MESULİYETLERİ:

 

İsyan alevi tutuşur veya iç harp çıkarsa devlet reisinin bağileri korkutmak için -ama öldürmek ve yoketmek için değil- savaş etmesi gerekir. Sadece karşı geleneklerle savaşıp kaçan veya geri duranlarla savaşmaması, yaralılarını teçhiz etmemesi, esirlerini öldürmemesi60 ya da silahlarıın bırakanlara bir şey yapmaması gerekir. Mallarını müsadere etmemesi,kadınlarını ve çocuklarını mahküm etmemesi icabeder. Nitekim Allahın Resulü buyurur ki: “Dar-ül İslamda bulunan her şey olduğu gibi menedilmiştir61.

(59) Şerh-i Ferth’ül-Kadir, C: 4, S: 411.

(60) Diğer imamların hilafına İmam Azam, umumun menfaatı gerektirirse esirin öldürülebileceği görüşündedir. Bakınız, El-Bahr’ür-Raik, C: 5, S: 153.

(61) ahkam’üs-Sultaniye, Maverdi. S: 49, El-Bahr’ür-Raik, C: 5, S: 152. El-Muğni, C: 1, S: 163. Nihayet’ül-Muhtac. C: 7, S: 386, 387. Şerh-i Zürkani C: 4, S: 61, 62. Tebsiret’ül-Hükkam, C: 2, S: 2419. Esna’ül-Metalib,C: 4, S: 114.

Savaş hali son bulup isyan bastırılınca devlet adamının isyancılara adalet ehlinin elinde bulunan mallarını vermesi icab eder. Savaş hali dışında mallarından telefe uğramış olanların kim telef etmişse ona tazmin ettirilmesi gerekir. Asilerden savaş halinde iken yapılan telafet can ve mal kaybı heder olarak kabul edilir. Ama harb hali dışında cana ve mala karşı yaptıkları zararlar kendilerine tazmin olunur, bundan mesuldürler, tercihe şayan olan görüş budur. Bunun karşısında bir diğer görüş yer alır ki; asilerin hap esnasında telef ettikleri şeyleri tazmin etmeleri gerektiğini kabul eder. Onların delili ise, isyanın hakkı ortadan kaldırmayacağı ve haksız tecavüzü izale etmeyeceğidir. Birinci görüşü benimseyenlerin delili İmamı Ali ile Muaviye zamanında vuku bulan büyük fitnedir. Zira Sahabe’i güzin icma etmiştir ki; Kur’anı tevil ile bir kişinin işlemiş olduğu yasaklardan dolayı ona had vurulamaz. Kur’anı tevil ile telef ettiği mal tazmin olunmaz. Bunlar, delil olarak asiler makul bir tevil yoluyla savaştan kaçınmış olan bir taifedir, binaenaleyh onların yaptıkları teleflerin adalet ehlince tazmin olunmaz demektedirler. Ayrıca asileri yaptıkları zarardan dolayı tazmine zorlamak itaattan vazgeçmeye ve tekrar eski hallerine dönmelerine sebep olabilir62.

(62) Nihayet’ül-Muhtac, C: 7, S: 387. El-Bahr’ür-Raik, C: 5, S: 153. Şerh-i Zurkani, C: 8, S: 61-64 Ahkam’üs-Sultaniye, S: 50. Esna’ül-Metalib, C: 4, S: 114. el-Muğni, C: 10, S: 60-61. Eş-Şerh’ül-Kebir. C: 10, S: 61-62.

Asiler isyan esnasında işledikleri suçlardan, cana ve mala verdikleri telefattan sorumlu olmamakla beraber devlet reisi eğer onların suçunu bağışlamazsa başkaldırdıklarından dolayı -uygun görürse- kendilerine tazir cezası verebilir. Fakat bu cezanın İmam Malik, Şafii ve İmam Ahmed’e göre katil cezası olmaması gerekir. Çünkü onlar yaralıların ve esirlerin öldürülmesini mübah kabul etmezler. Bu yüzden de teslim olanı öldürmemesi gerekir derler. Fakat İmamı Azam Ebu Hanife; umumun menfaatı için esirlerin öldürülmesini mübah gördüğü gibi, asilerin de isyanları sonunda öldürülebileceğini kabul etmektedir. Ona göre kıyas bağinin tazir için öldürülmesidir. Her halükarda taziri gerektiren suçlarda hakimin yetkisi çok geniştir. Öyle ki hakim dilerse uygun gördüğü birkaç cezadan birisini tercih edebilir. Ayrıca devlet reisi de cezanın bir kısmını veya bütününü affetme yetkisine sahiptir.