78- SİYASİ SUÇLULARDA VEYA BAĞILERDE BULUNMASI GEREKEN ŞARTLAR:

 

Bağinin tarifinden ve yukarıda anlatılanlardan siyasi suçluda bulunması gereken veya siyasi suçlu olması için yapması gereken şeyleri şöylece özetleyebiliriz:

a) Suçu işlemekle; ya devlet reisini devirmek veya idari kurulu görevden almak, yahut da idari kurula ve devlet reisine itaat etmekten kaçınmak kasdedilmelidir. Aşağıda sayacağımız diğer şartarla birlike bu gaye bulunduğu zaman suç siyasi olur, suçlu da siyasi suçlu olarak işlem görür. Ancak suçu işlemekten maksad; şeriatın hükümlerine aykırı düşen herhangi bir değişiklik yapmak olursa İslam dışı bir nizamı hakim kılma, memleketi istila etmek isteyen bir yabancı devlete destek olmak veya meşru devletin gücünü diğer devletler karşısında zayıf düşürmek gibi, suç siyasi suç olmaz, suçu işleyene de bağı denmez. Aksine, o zaman suç yeryüzünde fesat çıkarmak, Allah ve Resulüne karşı savaş açmak olur ki o takdirde adi bir suç ve hükmü ağır cezadır52.

b) Suçlu, neden başkaldırdığını açıklıyabilmelidir. Yani bağiler, neden başkaldırdıklarını açıklayabilmeli ve iddialarının doğruluğunu delilleriyle açıklayablimelidirler. İsterse delil temelde güçsüz olsun, haricilerin Hazreti Ali’ye karşı yönelttikleri iddia gibi. Hariciler Hazreti Ali’nin Hazreti Osman’ın katillerini bildiğini, onları altedecek güce sahip olduğu halde, destek olmak için kısası uygulamadığını iddia etmekteydiler. Veya Hazreti Ebu Bekir devrinde zekat vermeyen bazı kiselerin zekatı ancak namazları kendileri için sükun olan kimselere verebileceklerini söyleyerek tevil yoluna sapmaları durumunda olduğu gibi. Onlar da yüce Allahın: “Onların üzerine dua et, çünkü senin duan onlar için sükunettir53” ayetine kadar okuyorlar ve buna göre duası sükunet olacak birisinin bulunmadığını ileri sürerek zekat vermeyeceklerini iddia ediyorlardı. Eğer başkaldırışlarının sebebini açıklayamazlarsa veya şeriatın kabul etmediği bir sebeb ileri sürerlerse devlet reisine hiçbir suç isnad edemeden görevden el çekmesini istemeleri veya devlet reisinin kendi memleketlerinden olmadığını ileri sürerek uzaklalmasının gerektiğini taleb etmeleri gibi, bu durumda baği değil yol kesiciler olarak kabul edilir, yeryüzünde fesat çıkarmak için uğraştıkları belirtilir. Onlar için hususi cezlar vardır. Hiçbir şekilde siyasi suçlu olarak kabul edilemez54.

(52) Esna’ı-Matalib, C: 4, S:111-112 El-Muğni, C: 10, S: Nihayet’ül-Muhtac, C: 7, S: 382. El-Bahr’ür-raik, C: 5, S: 151.

(53) El-Sahr’ür-Raik, C: 5, S: 154.

(54) Şerh-i Zürkani C: 8, S: 62. Nihayet’ül-Muhtac, C: 7, S: 382. El-Muğni, C: 10, S: 49.

 c) Güçlü olmak.  Bağide aranan şartlardan birisi de siyasi suçlunun kendiliğinden bir güce sahip olması değil kendi görüşünde  olanlardan meydana getirdiği bir güce sahip bulunmasıdır. Eğer bu nitelikte güçlü birisi değilse, yani kendisini destekleyenler bulunmuyorsa, o siyasi suçlu sayılmaz55.

(55) Nihayet’ül-Muhtac, C: 7, S: 385.

d) İsyan ve savaş:

Bütün bunlardan ayrı olarak suçun  bir isyan veya siyasi bir hedefin gerçekleştirilmesi için yapılmış olması gerekir. Eğer suç, isyan sonucu veya bir iç savaş olmadan vuku bulmuşsa siyasi suç olarak kabul edilmez, sadece adi suç olarak değerlendirilir ve o suçu işleyene adi suç için verilen ceza uygulanır. Bu ise Hazreti Ali’nin hariciler hakkında koyduğu hükümdür. Nitekim haricilerden bir gurup Hz. Ali’ye karşı çıkarak, minberde hutbe okurken “Allahtan başka kimsenin hüküm verme hakkı yoktur” diye seslenmişlerdi. Bununla Hazreti Ali’nin hakem kabul etmesine taarruz ediyorlardı. Onların bu davranışını Hz. Ali şu sözlerle reddetti: “Bu söylediğiniz hak bir sözdür, ancak onunla batıl kasdolunmuştur. Sizin bizim üzerimizde üç hakkınız vardır. Sizi Allahın adı anılmak için yapılan mescidlerden menedemeyiz, sizinle ilk defa biz savaşa başlayamayız ve bizimle birlikte savaşa katıldığınız sürece ganimetten alıkoyamayız. Yani bize karş ı baş kaldırmadığınız sürece size ganimetten pay ayırırız56.

(56) El-Muğni, C: 10, S: 58. Şerh’ül-Kebir, C: 10, S: 71-72. Esna’l-Metalib, C: 4, S: 112. Nihayet’ül-Muhtac, C: 7, S: 384.