II- Basit suçlar-itiyat halinde suçlar.

 

62- İslam hukukunda suçlar, suçlunun işleyiş şekline göre, basit suçlar ve itiyat halindeki suçlar olmak üzere ikiye ayrılır.

a- Basit suç:

Bir tek fiil mesela hırsızlık veya içki gibi meydana gelen suçtur. Suçun muvakkat veya sürekli olması farksızdır. Buna göre haddi ve diyeti gerektiren suçlar tamamen basit suçlardır.

b) İtiyad haline gelmiş suçlar: Bir fiilin tekrar tekrar işlemesinden oluşur. Yani, bir fiil kendiliğinden suç olmaz ancak o fiili itiyad haline getirmek suç olur.

İtiyat haline gelen suçlar taziri gerektiren suçlardır. Bir suçun cezalandırılması için o fiilin itiyad haline gelmesi şart koşulursa bu itiyad haline gelen suçtur. Eğer bir fiili mücerret olursa, vukuu; suç olması için yeterli olarak kabul ediliyorsa o zaman suç basit suç olur.

Aslında tazir cezası, kuralları işlemek ve vacibleri terk etmekle teşekkül eder. Bu husus ittifakla kabul edilmektedir. Ancak  mekruhun işlenmesi ve mendebun terki yasaklana şeyleri işlemek veya vazifeyi terketmekle oluşmasıdır. Bu konuda ittifak olmakla konusunda tazir cezasının gerekip gerekmediği ittilaflıdır34.

Bazı hukukçular genelikle mendubun terkinden veya mekruhun işlenmesinden ceza doğmayacağını kabul ederler35. Bir diğer kısmı ise mekruhun işlenmesinden veya mendubun terkinden36 eğer toplumun menfaatı gerektiriyorsa ceza terettüb edeceğini kabul ederler37.

(34) Mekruh; mükellefden kesin olmayarak sakınması istenilen fiildir. Mendub da mükelleflerden kesin olmayarak sakınması istenilen fiildir. Mendub da mükellefden kesin olmayarak yapılması istenen fiildir.

(35) El-Ahkam fi usul’il-Ahkam, İbn Hazm, C: 3, S: 21-22 El-İkna, C:  4, S: 270 ve 71. Mevahib’ül-Celil, 6, S: 320. Bedai’ül-Sanai. C: 7, S: 63.

(36) El-Mustafa, Gazali, S: 75-76 Tuhfet’ül-Muhtac. C: 8, S: 18, Mevahib’ül-Celil, C: 6, S: 320. Tebsiret’ül-Hükkam, C: 2, S: 259-260 El-Ahkam’üs-sultaniye, Maverdi, S: 212.

(37) Bu grubdan bazı hukukçular öyle ifade kullanıyorlar ki, mekruhu yapmak ve mendubu teketmek özellikle mutlak cezayı istizam eder. Ancak gerçek maksaktları bu değildir. Zira tazir cezalarındaki umumi kaide amme menfaatları ile mukayyet olmasıdır. Bunun için yönetcilere tazir suçlarının cezaları affetme yetkisi verilmiştir. Binaenaleyh o mutlak anlam taşıyan ibareler bu genel kaideyle sınırlanmış olurlar.

Mendubu terketmek veya mekruhu yapmak hususunda ceza terettüb edeceğini benimseyenler mendubun terkini veya mekruhun yapılmasını tekerrürünü şart koşarlar ve derler ki bunlar tekerrür etmeyince ceza yoktur. Şu halde onlar, doğrudan doğruya bir fiilin yapılması veya terkini değil de yapmayı veya terki adet haline getirmeyi suç olarak kabul etmektedirler. Adetin tekevvün ettiğini kabul için de filin veya terkin iki kerre meydana gelmiş olmasını yeterli bulmaktadırlar. Yani bunlara göre bir şeyin adet haline gelmesi için iki kerre tekrarlanması yeterlidir38. Buna göre ceza verilen mekruh veya mendub itiyadi suçlar olarak kabul edilmektedir.

(38) Mevahib’ül-Celil. C: , S: 320 El-Ahkam’üs-sultaniye. S: 213.