52- TAKSİMİN EHEMMİYETİ:

 

Suçların; haddi kısası, diyeti ve taziri gerektiren suçlar olarak bölümlere ayrılması birçok yönden ehemmiyet ifade eder. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

a) Suçların bu şekilde taksiminin hak bakımında önemi: Haddi gerektiren suçlarda mutlak manada af yasaktır. İster kendisine karşı suç işlenen kişi tarafında olsun, ister devlet yöneticisi, yani develetin baş surumlusu tarafından olsun kimse mutlak manada bu suçları affedemez. Eğer bir kişi haddi gerektien bur suçu affetmişse bu af batıldır, suç ve ceza üzerinde etkili olmaz.

Kısası gerektiren suçlarda ise kendisine karşı suç işlenmiş kişinin suçluyu affetmesi mümkündür. Kendisine karşı suç işlenen kişi bağışlarsa bu affın affedilmenin üzerine etkisi olur.

Kendisine karşı suç işlenen kişi diyet mukabilinde kısas hükmünü affedebileceği gibi diyetten de vazeçebilir. Bunları affettiği zaman suçlu affa uğramış olur. Ama devlet reisinin kısası gerektiren cezalarda -devlet reisi olması hasebiyle- bağışlama yetkisi yoktur. Çünkü bu tür suçlarda af yetkisi kendisine karşı suç işlenen kişi kısır ehliyetli (yani eksik bir kişi olursa) ve onun  velileri bulumazsa devletin başkanı onun velisi sayılır. Zira islam hukukuna göre; “Velisi olmayan velisi devlet başkanıdır.” Bu durumda devlet reisinin kendisine karşı suç işlenen kişinin velisi olması -sıfatıyla ama başka sıfatla değil- affetmesi caizdir. Ancak o zamanda affın bedelsiz olması şarttır.

Taziri gerektiren suçlarda ise devlet reisinin suçu affetme, cezayı kaldıma hakkı vardır. Devlet affettiği zaman bu af geçerlidir. Ancak affın şahsına karşı suç işlemiş olan kişinin hakkını çiğnememesi icabeder. Kendisine karşı suç işlenmiş kişi, taziri gerektiren suçlarda ancak doğrudan doğruya şahsi hukukunu alakadar eden kısımları affedebilir. Ama işlenen suç toplumu alakadar ediyorsa kendisine karşı suç işlenmiş olan kişinin suçtan veya cezadan ferağat etmesi yahut affetmesi geçerli olmaz sadece realitede suçlunun cezasının tahfifine sebeb olur. Zira tazir gerektiren suçlarda cezanın hafifiletilmesi konusunda hakimin büyük yetkisi vardır.

Şu halde kendisine karşı suç işlenmiş kişinin suçluyu bağışlaması her halükarda hafifletci bir sebeb olarak değerlendirilebilir.

 

 

b) Suçların bu şekilde taksiminin hakimin yetkisi bakımından önemi:

Haddi gerektiren suçlarda suç sabit olunca hakimin kararlaştırılmış bulunan cezayı vermesi ve bu cezayı eksiltip arttırması gerekir. Allah tarafından kararlaştırılmış olan cezayı bir başka ceza ile değiştirmesi mümkün değildir. Keza, cezanın infazını durdurma yetkisi de yoktur. Şu halde haddi gerektiren suçlarda hakimin yetkisi sadece o suç için Allah tarafınan bildirilmiş olan cezayı bildirmekten ibarettir, başka değil.

Kısası gerektiren suçlarda da yine hakimin yetkisi Allah tarafından belirtilen cezayı vermekten ibarettir. Kısası gerektiren bir fiil, suçlu tarafından işlenir, hak sahibi de onu bağışlamaz ve dolayısıyla suçluya kısas hükmü verilmeyi gerekirse -suçluya kısas uygulama imkanının bulunması gibi bir engel de mevcut değilse- hakimin kısas hükmü vermesi gerekir. Fakat hak sahibi suçluyu bağışlar veya kısasdan vazgeçer yahut da meşru bir sebebden ötürü, suçluya kısas cezası vermenin imkanı yoksa hakimin diyet hükmü vermesi gerekir. Fakat hak sahibi suçluyu bağışlarsa, hakimin tazir cezası vermesi gerekir.

Tazir gerektiren suçlarda -biraz sonra belirteceğimiz gibi- hakimin çok geniş yetkisi vardır.

Taziri gerektiren suçlarda cezanın çeşidini seçmek, miktarını tayin etmek konusundyetki hakimdedir. Dilerse ağır bir cezayı seçer, dilerse, hafif bir czeayı. Tabii suçun ve suçlunun şartlarını gözönünde bulundurarak. Hakim isterse cezayı en alt dereceye indirebileceği gibi en üst dereceye de çıkarabilir. Cezayı uygulama veya durdurma hususunda emir ve selahiyet de hakime aittir.

 

c) Suçların bu şekilde taksiminin hafifletici sebeblerin kabulü bakımında önemi:

Hadadi, kısası ve diyeti gerektiren suçlarda hafifletici sebeblerin hiçbir tesiri yoktur. Suçlunun durumu ne olursa olsun verilen ceza uygulanacaktır. Fakat taziri gerektiren suçlarda hafifletci sebebler gözönünde bulundurulur. Miktarını tayinde etkisi bulunur. Hakim isterse hafif bir ceza verir ve bu cezayı en alt hududuna kadar indirebileciği gibi cezanın tatbikinide durdurabilir.

d) Suçların bu şekilde taksiminin suçun ispatı bakımından önemi:

İslam hukuku; haddi ve  kısası gerektiren suçların -şahitlerden başka suçu tespite yarayan bir delili bulunmazsa- sayısı belirtilen şahitler ile tesbitini şart koşar.Mesela, zina suçunun tespiti, ancak suçun işlendiği anda mevcut bulunan haddi ve kısası gerektiren suçarda ise en azından iki şahidin şahadeti gerekir.

Taziri gerektiren suçlara gelince, bunlar bir tek şahidin şehadeti ile tespit olunabilir? Beşeri hukuk ise böyle bir taksimi hiç bilmemektedir. Bunun yerine beşeri hukukta suçlar genellikle cinayetler, tecavüzler ve yasaklara karşı çıkmalar şeklinde taksim edilmektedir.