A- CEZANIN BÜYÜKLÜĞÜNE GÖRE SUÇUN TAKSİMİ:

Had, kısas, diyet ve tazirler.

 

51- CEZANIN BÜKLÜĞÜNE GÖRE SUÇLAR ÜÇ BÖLÜME AYRILIR:

 

I- Haddi gerektiren suçlar:

Had cezası verilen suçlara “haddi gerektiren suçlar” adı verilir. Had; Allahu Tealaya has bir hak olarak onun tarafında önceden konulmuş bulunan cezadır17. Allah tarfından önceden konulmuş olmanın manası onun belirli bir ceza olup alt ve üst derecesinin bulunmamasıdır. “Allah has bir hak olarak” cümlesiyle fertler veya topluluklar tarafından cezanın kaldırılmıyacağı ve kimsenin böyle bir yetkisinin olmadığı kasdolunmaktadır.

İslam hukukuna göre ceza; amme menfatının icabı olarak Allaha aid bir hakdır. Ammenin menfatı; insanlar arasından fesadı kaldırıp, selamat ve huzuru gerçekleştirerek cemiyetin emniyetini temin etmeyi gerektirir. Her suç toplumu dejenere olmasına sebeb olur. Bunun için suçluların cezalandırılması toplumun menfaatı icabıdır. Binaenaleyh suçluya verilen ceza toplumun menfaatının sağlanması ve tolumdaki bozukluğun telafi edilmesi için Allahın bir hakkıdır. Cezanın Allah için bir hak olarak kabul edilmesi cezanın ferdlerin veya toplumların vazgeçmesiyle sakıt olmayacağı manasını taşır.

(17) Feth’ül-Kadir. S: 112-113. El-İkna Cilt 4, S: 244. Ahkam’üs-Sultaniye . S: 192-195. Bedai’üs-Sanai, Cilt 3, S: 33-56.

Haddi gerektiren suçlar belirlidir ve sayıları sınırlıdır. Bunlar yedi başlık altında toplanır:

a) Zina,

b) İftira,

c) İçki içmek,

d) Hırsızlık yapmak,

e) Harabe (savaş ve çatışma çıkarma)

f) İrtidat,

g) Eşkiyalık.

İslam hukukçuları bu suçları hadler olarak isimlendirirler ve ona işlenen suçların adını eklemezler. Bu suçlara verilen cezlara da hadler adı verilir, cezanın adı zikredilerek, hırsızlık haddi denir. İçki haddi denir ve bununla hırsızlık suçu veya içki suçu kastolunur.

 

II-Kısas ve diyet gerektiren suçlar:

 

Hakkında kısas veya diyet hükmü verilen suçlara “kısas ve diyeti gerektiren suçlar” adı verilir. Gerek kısas gerekse diyet fertler için hak olarak kabul edilmiş bir cezadır. Feretler için hak olarak kabul edilmesi demek, bir tek sınırı olup üst ve ait derecesi yoktur. Fertler için hak olarak kabul edilmesi ise kendisine tecavüz edilen kişinin dilerse bu suçu affedebileceği manasına gelir. Tecavüze uğrayan kişi affederse; affedilen kişinin cezasışer.

Kısas ve diyeti gerektiren suçlar beş çeşittir.

a) Kasden öldürme,

b) Kasta benzer (Şibh-i amd) öldürme,

c) Haten öldürme,

d) Kasten candan başka uzva tecavüz,

e) Hataen candan başka uzva tecavüz.

Candan başka uzva tecavüz ile yaralama veya dövme gibi ölüme sebeb olmyan saldırı kastolunmaktadır.

İslam hukukçuları genellikle bu bölümü cinayetler başlığı altında toplarlar. Bunun sebebi: Cinayet teriminin bu fiillere itlak edilmesidir18. Ama bazı fıkıh bilginleri, bu filleri yaralamalar19. Başlığı altında toplarlar. Bunu yaparken de candan başkasına tecavüz yollarının çoğunlukla yaralama ile ortaya çkıtığını gözönünde bulundururlar. Bazı fıkıh bilginleri ise bu bölüm için “kan akıtma” terimini tercih etmektedirler.

(18) Bedai’üs-Sanai . C: 7, S: 233. El-ikna S: 162, C: 4, El,Hüceyri ala’el-Menhec. C: 4, S: 129.

(19) Tuhfet’ül-Muhtac. C: 4, S: 1. El-Muğni, C: 9, S: 318.

 

III- Tarizi gerektiren suçlar:

Tazir suçlarından birisi veya birkaçı ile cezalandırılan suçlara, “Tazir gerektiren suçlar” adı verilir. Tazirin manası uslandırmaktır. İslam hukuku uslandırıcı mahiyetteki tazir cezalarını, kesin tahdit etmemiş sadece bir kısmının en hafifinden en şiddetlisine kadar cezalarını belirtmekle yetinmiş gerisini hüküm veren kişiye havale etmiştir. Her suçun cezasını veya cezalarını uygun gelen şartlar dahilinde suç işleyen kişinin durumunu göz önüne alarak seçme yetkisini hakime vermiştir. Şu halde tazir suçlarında ceza; önceden takdir edilmiş değildir.

Taziri gerektiren suçlar had, diyet ve kısası gerektiren suçlarda olduğu gibi belirli değildir. Zaten kesin olarak belirlenmesi de imkansızdır. İslam hukuku bunlardan bir kısmını mevzubahis etmiş ki her zaman bunlar suç olarak değerlendirilsinler. Mesela, faiz, emanete hiyanet, küfür rüşvet gbi suçlar bu meyandadır. Diğer bir kısmı hakında verilecek cezayı yöneticilere bırakmış ki bu cezalar taziri ilgilendiren suçların büyük bir kısmını teşkil eder. Ne var ki islam hukkuu işi yöneticilere havale ederken onları büsbütün serbest bırakmamış aksine yasaklamaları suçlunun ihtiyaçlarını gözönüne almak, toplumun nizamını ve menefaatlarını korumak şartına bağlamıştır, ayrıca konulacak yasaklar şeriatın hükümlerine, genel prensiplerine aykırışmemelidir.

İslam hukuku idari mekanizmayı elinde bulunduranlara taziri gerektiren cezalarda teşri yetkisini verirken belirli sınırlar koymuş ve toplumun düzenini sağlayarak ferdlerin doğru yola yönelmelerini istemiştir. Toplumun menfaatlarını korumayı, günlük intiyaçları gereğince karşılamalarını gaye edinmiştir.

İslam hukukunun suç olarak belirlediği fiillerle, devlet yönecilerinin yasakladığı fiiller arasında bazı farklar vardır. Şöyle ki: Şeriatın kesin olarak yasakladığı hüküm bir daha katiyen değiştirilemez mübah kabul edilemez. Ama devlet yönecilerinin bugün için yasakladığı hususlar eğer umumun menfaatı öyle gerektirirse başka bir gün normal sayılıp değiştirilebilir.