47- İSLAM HUKUKUNUN ALLAH TARAFINDAN GELMİŞ OLMASINDA DOĞAN BAZI SONUÇLAR:

 

İslam hukukunun Allah tarafından gelmiş olmasında iki önemli netice ortaya çıkar:

a)      Bu neticelerden birincisi, şeri kaidelerin devmalı alarak sabit kalıp değişmemesidir. İdareciler değişebilir, idari mekanizma farklı olabilir, hüküm veren heyet muhafazakar veya reformcu olabilir. Rejim demokrasi veya krallık olabilir. Ama bütün bunlar islam hukukunun koyduğu kaidrelere en ufak bir şekilde tesir edemez. Zira islam hukukunun kaidelerinin hakimler heyetiyle idari nizamla hiçbir ilgisi yoktur. O, sadece değişme ve tebeddül kabul etmeyen islam diniyle alakalıdır. Adı ne olursa olsun bütünüyle hakimler, şekli ne olursa olsun bütün sistemler islama inandıkları müddetçe o değişmez kaideleri tatbik edip uygularlar. Ama beşeri kanunlarda durum böyle değildir. Onlara idare edenler, bağlı bulundukları prensipleri korumak için vazederler. Kurdukları sistemlerin hizmetine kullanırlar. Bu yüzden de sistemdeki kanunlar sürekli değişme durumundadır. Onların yapısı istikrarsızdır. Yöneticilerin veya kaim olan nizamın değişmesi kanunların değişmesi, sistemin bir başka şekli olması için yeterli nedendir.

 

b) İslam hukukunun Allah katından gelmiş olmasının bir diğer neticesi ise şeriatın kaidelerine herkes tarafından saygı besenmesidir. Öyle ki bu noktada ( şeriata saygı noktasında) hüküm veren grub da, hüküm verilen grub da aynı seviyededir. Zira her ikisi de onun Allah katından geldiğine inanır ve mutlaka saygı beslenilmesi gerektiğini kabul eder. Bu inanç ise fertlari şeriatın koyduğu kaidelere itaata sevkeder. Çünkü, islam dininin kaidelerine göre, şer’in emirlerini uymak kişiyi itaata sevkeder. Çünkü, islam dinin kaidelerini göre şer’in emirlerine uymak kişiyi Allaha yaklaştırır. İsyan ise dünyada cezalandırmayı gerektirir, ahirette de dünyadaki cezadan daha ağır cezayı icab ettirir. Şu halde islam hukukunun Allah trafından gönderilmiş olması, fertlerin ona saygısını ve itaatını sağlamaktadır. Yeryüzündeki diğer hukuki prensiplerin değeri ise fertlerin ruhundaki saygı ve itaat duygusna göre değerlendirilir. Bu noktada bugün yeryüzünde islam hukuku kadar bağlı bulunan fertler tarafından saygı gsöterilen bir başka sistem bulunamaz. Şüphesiz ki fertlerin uygulanan sisteme saygıları arttıkça, itaatları da artacaktır. Bunun neticesinde işler düzelecek durum iyileşecek ve dünya işlerinin daha iyi yürütülmesi sağlanacaktır.

İşte islam hukukunun durumu ve işte onun Allah tarafından gelmiş olmasının sonuçları. İnsanlar tarafından konulan kanunlara gelince -daha önce de belirttiğimiz gibi- bunlar hakim olan sınıfın eseridir. Binaenaleyh topluma hakim olan sınıf o kanunları vazederken diğer toplulukların menfaatını değil kendi menfaatlarını gözetir. Bunun için koyduğu kanunlarla hakim olan sınıfın önde gelen kişilerini şahıslarını korumaya, onların bağlı bulundukları prensipleri muhafaza etmeye, yerleştirdikleri düzeni sürdürmeye çalışırlar. Ama, bu sınıf ortadan kalkıp, yerine başka bir sınıf gelince bu sefer toplumun hukuk kaideleri de değişir yeni yetişen sınıfın menfatini korumak, yeni doğan sistemi muhafaza etmek ve yeni düzeni sürdürmek için yeni kanunlar vazedilmeye başlanır. Bir süre sonra bunlar da değişecektir. Bunun için beşeri hukuk her zaman değişkendir. Beşeri hukukun değişken olması yüzünden kanunlara güven ve saygı kalmamakta, neticede kanun  hakimiyeti ortadan kalmaktadır. Beşeri hukukun egemen olduğu ülkelerde hiç kimse kanuna karşı içinden bağlılık ve saygı beslemek. Bu ülkelerde  öyle partilere rastlamaktayız ki, partinin ileri gelenleri gayelerini gerçekleştirmek için taraftarlarını kanunların üzerine çıkmaya ve kanunları çiğnemeye teşvik etmektedir. Kanunları yapanları, kendileri gibi insanlar olduklarını ve kanunların, kendilerinden daha üstün olmayan bir kitleyi himaye veya kendi görüşlerinden çok daha kötü olan bir görüşü sürdürmek için konulduğunu kabul ettiklerinden dolayı taraftarlarını kanunsuzluğa teşvik eden bir partinin mensuplarının veya yeni bir ideolojinin taraftarlarının, yahut da yıkıcı bir fikrin baglılarının böyle hareket etmelerinde hiçbir mahzur yoktur. Öyle sanıyoruz ki bugün Avrupa memleketlerinde ortaya çıkan düzen değişiklikleri, ihtilaller, anarşi ve düzensizlikler, ferdlerin ruhundan kanun hakimiyetinin ve hukuka güvenin ortadan kalkmasının sonuçlarıdır. Durum böyle gidecek olursa beşeri kanunların insanlar yanındaki değeri her giden gün biraz daha azalacak ve hukuk kaideleri yazılı kağıt parçası olmaktan öteye geçemeyecektir. Şurasını unutmamak gerekir ki islam hukuk sisteminin Allaha nispet edilmiş olması ve onun Allah tarafından gelmiş olması, tamamen gerçeklere ve eşyanın mantığına uygundur. Zira, islam dininin Allah tarafından geldiğine inanan kimsenin elbetteki islam hukuk sisteminin (islam şeriatının) Allah tarafından glediğine inanması gerekir. Zira, islam şeriatı doğrudan doğruya islam dininin koyduğu yasal hükümlerden ibarettir. İbadet, muameleler, şahıslar hukuku ve ceza hukuku gibi birçok hükümleri ihtiva etmektedir. Hem şeriatın gayesi; bir ferde, bir kitleye, bir sınıfa yahut bir cinse veya belirli bir düzene hizmet etmek değildir. Bütün bunların aksine şeriat; dilleri renkleri, sistemleri değişik te olsa bütün insanlara hizmet için gelmiştir. Ayrıca insanlar arasında eşitliği ve adaleti yerleştirmek, işlerini kolaylaltırmak için gelmiştir. Onun Allaha nispet edilmesi şanı son derece yüce olan Allaha bir payda sağlamaz, çünkü  O yaratıklarından müstağnidir. Aksine Onun Allah tarafından gönderilmiş olması; sapık kararsız ve yolunu yitirmiş insan topluluklarının faydasınadır. Onları kaybettikleri huzur ve güvene tekrar ulaştırmakta, sevgi, şefkat, eşitlik, adalet ve diğerkamlık esasına dayalı üstün ve güzel bir hayata sevketmektedir.