45- İSLAM HUKUKU BEŞERİ HUKUK ARASINDAKİ FARKLAR:

 

a) Cezanın gayesi bakımından:

İslam hukuk, ahlaki faziletleri, toplumun üzerine kaim olduğu ana esaslar olarak kabul etmiştir. Onun için de ahlakın korunmasına titizlik gösterilir. Bu konuda çok şiddetli davranarak ahlaka zarar verici veya ahalakı rencide edici her davranışı cezalandırma yoluna gider. Beşeri hukuk ise, ahlaki konuları hamen hemen bütünüyle ihmal etmiş gibidir. Ahlaka tecavüz söz konusu olduğu zaman, beşeri hukuku ilgilendiren husus; bu tecavüzün doğrudan doğruya fertlere, amme nizamına veya toplumun güvenliğine verdiği zararlardır. Mesela, beşeri hukuk zinayı suç olarak kabul etmez. Ancak zina eden taraflardan birisi diğerini bu işe zorla sevkettiği zaman kanun onun yakasınü yapışır. Veya zina, taraflardan birisini kendi isteği ile olmadığı takdirde suçtur. Çünkü bu iki durumda işlenen zina suçunun zararı hem doğrudan doğruya fertlere, hem de umumi güvenliğe racidir. İslam hukukuna gelince; o bütün şekilleriyle ve şartlarıyla zinayı cezalandırır. Çünkü ona göre; zina ahlakı ilgilendiren bir suçtur. Ahlak bozulunca da toplum bozulur ve toplumda çürüme baş gösterir. Keza, beşeri hukuk içki içmeyi, sarhoşluğu bizatihi suç telakki etmez. Ancak başkalarını rahatsız ettiği zaman  sarhoşluk suçtur. Bu takdirde sarhoş halkı rahatsız etmiş ve umumun hukukuna tecavüz etmiş sayılır. Binaenaleyh sarhoşluk tek başına sıhhata zararlı olduğu ve ahlakı bozduğu için zararlı kabul edilmemekte ve suçtur. İçen kişi isterse sarhoş olmasın. Zira islam hukuku, içki konusuna -çok geniş anlamıyla- ahlaki açıdan bakar. Ahlak korunduğu zaman içkinin sebeb olduğu diğer kötülükler de önlenmiş olur. Fertlerin sıhhatı, namusu, malı, kanı, güvenliği ve nimazı da korunmuş olur.

İslam hukukunu ahlaka bu açıdan bakarak titizlik göstermesi; onun dine dayalı bir sistem oluşundandır. Din ise güzel ahlakı emreder, faziletleri teşvik eder, faydalı, iyi ve dürüst bir toplum oluşturmayı hedef alır. Dinin emirlerini tağyir ve tebdil kabul etmediği, eksiltme ve artırmaya medar olmadığı için Allahın hükmü, islam dini toplumun ahlakını korumaya ve onu bozmaya çalışanlara karşı titizlik göstermeye devam edecektir.

Beşeri kanunları ahlakı küçümsemelerinin sebebi dini esaslara dayanmamış olmasıdır. Beşeri kanunlar sözüm ona gerçeklerin (realitelerin) üzerine istinad eder. Toplumun kabul etttiği adet ve gelenekleri esas alır. Beşeri kanunların kaidelerini toplumlun seçkin kişilerin yöneticilerle, ortaklaşla hazırlanırlar. Ancak, bu kanunları hazırlarken kendi heveslerinin,beşeri zaaflarının, tabii duygularının tesiri altında kalırlar. Binaenaleyh kendileri için engel kabul ettikleri sınırlardan çıkıp kurtulmak istediler. Ayrıcı bu kaideler toplumu yöneten kişilerin arzusuna göre her zaman değiştirilebilir. Şu halde beşeri kanunların ahlaki meseleleri ihmal etmeleri ve bir müdet sonra her şeyi mübah gören bir analayışın temel kaide haline gelmesi, ahlaki meziyetlerin ise istisna teşkil etmesi tabiidir. Nitekim beşeri hukukla yönetilen ülkeler bugün bu noktaya gelmiş bulunmaktadırlar.

İslam hukukuyla beşeri hukuk arasındaki bu temel farkın ortaya çıkardığı bazı neticeler vardır. Şöyle ki bu tüküm uyarınca ahalaki suçları oluşturan fiillerin sayısı ve Ahlakın hükmünün tatbik edildiği ülkelerdeki durumu artacak ve genişleyecektir. O zaman bu ülkelerde ahlak seviyesi yükselecek ruhi değerler üstün mertebeye erecektir. Beşeri kanunları uygulandığı memleketlerde ise bu durumun neticesi olarak, ahlaki seviyeye düşecek, maddi değerler yükselecek, ruhi değerler çiğnenecektir. Hayvanca arzuların hakimiyeti yaygınlaşacak, ahlaken suç sayılan fiiller azalacak ve yok denecek hale gelecektir.