43- YASAK VE CEZALARIN SEBEBİ:

 

Suç olarak değerlendirilen fiiller ya emirlerdir, ya da yasaklardır. Bu emirlerin yapılmasında veya yasakların yapılmamasında yahut bunun tersinde; toplum düzenine zarar, inançlara tecavüz, fertlerin hayatına, mallarına, namuslarına, manevi değerlerine, ayrıcı toplumun korunması gereken değerlerinin çiğnemek söz konusudur.

Suçun cezalandırılmasından maksat, başkasının onu işlemesini önlemektir. Zira bir fiilin yasaklanması veya yapılmasının emredilmesi sadece insanların onu yapmaları veya vazgeçmeleri ile kafi gelmez. Eğer suçun karşılığında ceza olmasaydı emirler ve yasaklar lüzumsuz, bir nevi abes şeyler olurdu. İşte emirlere ve yasaklara bir anlam kazandıran ve bir neticeyi sağlayan mefhum haline getiren unsur cezadır. Ceza ile hak suç işlenmekten alıkonur. Yeryüzünde bozgunculuğun yayılması önlenir ve halkın kendisine zararı dokunan şeylerden uzaklaşması, menefaatlarına ve iyiliklerine olan şeyleri işlemesi mümkün olur.

Cezalar her ne kadar umumun menfaatı için konulmuşsa da bizatihi cezadan fayda söz konusu değildir. Ceza mahiyeti itibariyle kötülüktür. Ancak islam şeriatı cezayı toplumun faydasına vesile olduğu ve menefaatını korunduğu için koymaktadır. Bazı kerreler suçda da fayda olabilir, ama, islam hukuku onu yasaklarken faydalı olduğu için değil, kötülüklere sebeb olduğu için yasaklamaktadır. Mesela zina, içki içmek, kumar, başkasının malını çalmak, aileyi terketmek, zekat vermemek gibi hallerde bazan ferdin geçici menfaatı bahis mevzuu olabilir. Ama bu faydanın şeriatı koyan yaratıcı nazarında değeri yoktur. Çünkü, şeriat bunları yasaklarken faydalarından dolayı yasaklamamış, aksine toplumu ifsad ettiği için yasaklamıştır.

Salt faydalı veya sait zararlı fiiller çok azdır. Çoğunlukla yapılan işlerde fayda ve fenalık içiçedir. İnsan tabiatı itibarıyla, faydası zararına ağır basan şeyleri tecrih eder. Zararının menfaatından çok olduğu şeylerden de kaçınır, nefret eder. Ne var ki fert, fayda veya zararı seçişinde topluma değil kendisine bakar. Kedi menfaatı topluma zarar verirse onu ister. Kendisinin zararına olduğunu gördüğü şeyden, toplumun faydası da bulunsa- kaçar. Cezalar, insan tabiatı için bir ilaç olmak üzere meşru kılınmıştır. Zira insan kendi faydasına ve menfaatına göz atacak ve işlediği davranışın cezasını bilecek olsa tabiatı tibarıyla faydadan çok zarar ağır basacağı için o işi yapmaktan kaçınır. Keza bir görevin sonumluluğu ve zorluğu düşünüldüğü zaman bu haller görevin terkedilmesine bais olabilir. Ama, görevin terkedilmesi halinde çarptırılacağı ceza hatırlandığı zaman bu onu görevi yapmaya zorluklara, meşakkatlere, tahammüllere sevkeder. Şu halde ceza insanları, toplumun faydasına olduğu sürece hoşlanmadıkları ve istemedikleri şeye götürmek için ve bunun aksi olarak toplumun zararına olan şeyleri toplumun zararına olduğu sürece, hoşlansalar da, isteseler de terketmeleri için konulmuştur. İşte bu hareket peygamberin şu hadisi şerifinin ifadesidir.

“Cennet arzulara uygun olmıyan şeylerle doludur, cehennemse arzulara uygun olan şeylerle doludur.”

Şu da bir gerçektir ki, bazı kişiler bir işi yaparken kendilerine emredildiği için yaparlar. Yahut şöyle de denebilir: Bazı kimseler bir şeyi yapmaktan kaçınırken onun yasak olduğunu bildikleri için kaçınırlar. Yoksa cezasından veya neticesinden korktuklarından değil. Bunun yerine as olmaktan mütevellid mahcubiyet ve utangaçlıklarındandan buyrukları yerine getirir ve toplumun faydasına olan şeyleri gerçekleştirmiş olurlar. Ne var ki emrolunduğu için yapan, yasaklandığı için kaçınan kimseler toplum içerisinde çok azdırlar. Halbuki hükümler azınlık için değil, çoğunluk için konulur.

Yukarıdan beri söylediklerimizi özetleyecek olursak diyebiliriz ki: İslam hukuku bazı fiilleri toplumun faydasını gözeterek, toplum nizamını korumak, toplumun  bekasını, dayanışmasını ve yüce ahlakla ahlaklanmasını temin etmek için suç sayarak cezalar vazetmimtir. Bu hükümleri koyan, emreden Allahdır. İsyan edenlerin başkaldırması ona bir zarar vermez. Yeryüzündeki tüm insanlar onun buyruklarına karşı gelmiş olsalar, Allaha bir zarar vermezler. Tıpkı bunun gibi bir emre itaat edenin taatı da ona fayda vermez. Bütün yeryüzü sakınleri onun  emrine itaat etse ona bir menfaat temin etmez. Ama Hak Teala kullarına acımayı kendi üzerine almış ve alemlere rahmet olsun diye peygamberleri göndermiştir. Böylece insanları cehaletten kurtarmayı, sapıklıktan uyarmayı, isyankarlıktan alakoymayı ve itaata sürüklemyi murad etmiştir.