36- Şahadet etmekten kaçınmanın yasaklanması:

 

İslam hukuku; insanın şahitlikten kaçınması veya şahadet için çağrıldığı zaman türlü göstermesini yasaklamıştır. Birinci durum üzerine yukarıda metnini verdiğimiz boşanma ayetinde şöyle buyurulmaktadır:

“Şahitler çağrıldıklarında çekinmesinler.” (Bakara: 2/282)

Şahitlerin belirli bir vakaya şahit olarak çağırıldıkları zaman, kaçınmaları manasızdır. Ayeti kerime, şahitlik yapmaktan çok şahit olmak konusuyla alakalıdır. Yukarıda serdettiğimiz şahitliği gizlemek yahut başka türlü göstermek hususunda ise yüce Allah Bakara suresinde şöyle buyurmaktadır:

“Şahitliği gizlemeyin, onu kim gizlerse şüphesiz ki bi günahın acısından sızlar.” (Bakara: 2/283)

Bir ayeti kerimede ise şöyle buyurulmaktadır:

 “Ey iman edenler! Kediniz, ana babanın ve yakınlarınız aleyhine de olsa Allah için şahid olarak adaleti gözetin. ister zengin ister fakir olsun Allah onlara daha yakındır. Adaletinizde heveslere uymayın. Eğer eğriltirsiniz veya yüz çevirirseniz bilin ki muhakkak Allah işlediklerinizi çok iyi bilendir.” (Nisa: 4/135)

Bu iki ayeti  kerime, şahitliği gizlemek, yalan yere şahitlik etmek vey aşahadetten kaçınmak gibi davranışları yasaklamaktadır. Modern hukuk, yalan şahadeti yasaklamak veya şahitliği gizlemek konusunda islam hukukunun prensibini almış bulunuyor. Fakat henüz şahit olmaktan kaçınmayı yasaklamaktadır. Görülüyor ki islam hukuku beşerin kafasından çıkmış olan hukuktan bu noktada da çok üstün bulunmaktadır. Zira umumun menfaatı, hakların korunmasını, insanlar arası muamelelerin kolaylaştırılmasını gerektirmektedir. Şahit olmaktan imtina; bir hakkın zayi olmasına, insanlar arası münasebetlerin yavaşlamasına veya zorlaşmasına sebep olacağından yersizdir. Ayrıca bazı anlaşmalar vardır ki, mutlaka o anlaşmalarda şahitlerin bulunması gerekecektir. Mesela evlilik akdi bunlardan birisidir. Eğer şahit olmaktan kaçınmak normal olursa, bu gibi anlaşmalar mümkün olmayacak veya atalete mahkum olacaktır. İslam hukukunda şahitlikten kaçınmayı şahadeti gizlemeyi, yahut şahadette bulunmayı yasaklayan hükümleri görenler; islam hukuk sisteminin ne derece tadil ve tebdil kabul etmez bir üstünlüğe sahip bulunduğunu ve ayrıca bu hükümlerin ne denli umumi ve elastiki olduğunu anlarlar.

İslam hukuk sistemiyle, beşeri hukuku karşılaştıranlar; islam hukuk sisteminin güzelliğini, üstünlüğünü, mükemmelliğini görürler ve anlarlar ki, islam hukukunun koyduğu bu hükümler; o günkü toplumun ihtiyaçlarını telafi etmek için değil, sürekli ve mükemmel bir sistem gerekli kıldığı için gelmiştir. Ayrıca toplumun seviyesine uymak değil; onu kendi seviyesine yüceltmek ve islamın istediği noktaya çıkarmak için gelmiştir.