34- b) TİCARİ BORÇLANMALARIN TESPİTİ PRENSİBİ:

 

İslam hukuku daha önce de belirttiğimiz gibi büyük küçük her türlü borçlanmada yazmayı şart koşmuştur. Sadece bu umumi hükümden ticari borçlanmlayı10. İstisna kabul etmiş ve yazma dışı vasıtalarla bu tür borçlanmanın tespit edilmesini normal olrak kabul etmiştir;

“Ancak aranızda peşin alışveriş olursa onu yazmamanızda size bir veba yoktur.” (Bakara: 2/282)

(10) İslam hukuku, borçlarda yazma ile tespit şartını zaruret halinde ortadan kaldırmıştır. Nitekim Bakara suresi, 282 ayeti bunun ifadesidir.

İslam hukuku ayrıca zaruret halinde yazıyla tesbit etmeme hükmünü kabul etmiştir. Nitekim bu noktada da borçların hükmünü bildiren ayette şöyle buyurmaktadır: “Eğer yolculukta olup katip bulamazsanız alınan rehinler yeter. Şayet birbirineze güvenirseniz güvenilen kimse borcunu ödesin.”

Ticari borçlanmalarda yazma şartının kaldırılması ticari alışverişin sürrati gerektirdiğinden ve beklemeye tahammülü olmadığındandır. Ayrıca ticari muameleler hem sayıca çok hem de tekrar ve tür bakımında fazladır. Ticari alışverişte yazma şartı konması hem bir sıkıntıya medar olabilir, hem de müşterinin kazanma fırsatını, yahut da satıcının kar etme imkanının ortadan kaldırabilir. İşte bunun için islam hukuku; ticari muamelelerde, medeni muamelelerde koyduğu kayıtları koymamıştır. Ve yazma emrini vazetmemiştir. Bu konuda konulmuş olan hüküm son derece geniş ve elastiki olup üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin tadilata ve tebdilata gerek duyurmaz. İşte bu da islam hukuk sisteminin bundan 1300 sene önce nasıl hayata elverişli ise bugün de aynı şekilde elverişli olduğunun delilidir.

Arap milletinin tarihini ve bu ayetin indiği sıralardaki durumunu bilenler görürler ki bu hükümler o günkü toplumun ihtiyacını karşılamak veya isteklerini telafi etmek için nazil olmamıştır. Bunun yerine hükmün nüzülü ile sisteminin mükemmelliğini ve sürekliliğini devam ettirmek, toplumun seviyesini yüksetmek ve topluma iyi bir yön vermek hedefi gözetilmiştir.

İslam hukukunun yüceliğinin ve bütünlüğünün bundan daha güzel bir delili olamaz. Nitekim bahsettiğimiz gibi ticari borçlanmalarda tespit prensibi de bugünkü modern hukukda geçerli bir kaidedir ve beşeri hukukun da ancak yüzyılımızda ulaşablidiği, yeni olarak kabul ettiği prensipleri arasındadır.