31- TEADDÜDE ZEVCAT PRENSİBİ:

 

İslamın birden fazla kadınla evlenmeye müsade etmesi, aralarında adaleti temin etmeye bağlıdır. Şayet aralarında adalet temin edilemez, yahut adaleti temin edememek endişesi varid olursa bir kadından fazlasıyla evlenmek caiz değildir. Aralarında mutlak surette adaleti temin edebileceğine inanırsa erkek döre kadar evlenebilir. İslam bu hükmünde,

 “Eğer yetim kızların haklarını gözetemiyeceğinizden korkarsanız bize helal olan diğer kadınlarda ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikah edin; eğer bu şekilde adalet yapamıyacağınızdan korkarsanız bir taneyle yetinin. İşte bu adaletten çıkmamanıza daha yakındır.” (Nisa: 4/3)

İslam, bu hükmünde özel mantığına, insan tabiatına muvafık olarak hareket etmiş, çok evliliği mübah görerek evliliğin esas gayesine uygun davranmıştır. Özel mantıktan maksad şudur: şeriat zinayı kati surette yasaklamış, zina yapan kimse içan ağır cezalar koymuştur. Hatta evli olduğu halde zina eden kimseye recim cezası vermiştir. Bir yandan halka zinayı yasaklayıp, diğer taraftan onları zina etmeğe bırakmaksa şüphesiz ki doğru olmayacaktı. Birden fazla kadınla evlenmeyi yasaklama, insanları zinaya mecbur etmekten başka bir netice doğurmaz. Çünkü, yeryüzünde devamlı olarak kadınların sayısı erkeklerden fazladır. Hele harp zamanlarında bu sayı daha da artmaktadır. Erkekleri, bir kadınla evlenmeye mecbur kılmak; bir çok kadının evlenmemesine ve zinaya sürüklenmesine gözyummak olacaktır. Kadının, müsait olduğu halde erkek bulamamaktan dolayı evlenmemesi, kadın tabiatına karşı girişilen bir harp demektir. Bu harpte, umumiyetle hem mağlubiyet mutlak, hem de fuhuşun yayılması mukadderdir. Yine, cinsi yönden de kadınla erkek arasında önemli farklar vardır. Kadın, her zaman erkeğin cinsi arzusunu tatmin etmeye müsait değildir. Çünkü o, ortalama ayda en az bir defa adet görür. Bu müddetin iki haftaya çıktığı da varittir. Hayızli anında kadınla temas gayet tehlikelidir. Doğum yaptığı takdirde lohusalık süresince cinsi yaklaşım son derece tehlikelidirki bu süre, yaklaşık 40 gündür. Ayrıca hamileliği müddetince, yahutta hamileliğin ağırlaştığı zamanlarda kadının cinsi arzusu zayıflar. Ayların, günlerin geçmesi erkeği hiç tesir etmez. Eğer bir erkeğe biren fazla kadın alması yasaklanırsa bu, onu doğrudan doğruya zinaya sevketmekten başka bir şey değildir. Zira erkekler, hanımlarının, hayız, nifas ve hamile kaldığı zamanlarda cinsi duygularını ne ile tatmin edeceklerdir?

İslam; birden çok kadınla evlenmeyi mübah kılmakla,insan tabiatının bizatihi icabını yapmıştır. O, cinsi duyguların kudretini hakiki ölçülerle değerlendirmiş, kadın ve erkeği, on kişi kazanırsa, yüz kişinin kaybedeceği bir imtihana zorlamamıştır. Ve erkeğe bir tak kadınla yetinme mecburiyeti koymak bir takım kadınların hayatları boyunca dul kalmalarını, evlerinin köşesinde çürüyüp gitmelerine sebep olmamıştır. Eş arzuladıkları halde bulamayan, sıcak aile yuasında oynaşan çocukların hayaliyle kendinden geçen, cinsi duygularına gem vurup neticede aklını, sıhhatini, şeref haysiyetini kaybederek mahkumlar halinde geleneklerine vesile olmamıştır.

Aynı zamanda İslam, erkeği tek kadınla evlenme mecburiyeti altında bırakıp, kadının cinsi duygularının zayıfladığı adet gebelik ve lohusalık müddetince, erkeklerin cinsi arzularının baskısı altında ezilmesini de uygun bulmamıştır. Zira erkek umumiytle aklını değil, cinsi duygularının hakimiyeti altındadır. Kadın da aynı durumdadır. Ancak onun yaşayış şekli erkeğe göre cinsi duygularını zaptetmeye daha müsaittir.

İslam’ın birden fazla kadınla evlenmeyi mübah karşılaması, evliliğin esas gayesine tamamen muvafıktır. Haddi zatında erkek ve kadında cinsi duygular, insan türünün korunması ve bakası hedefine mebnidir. Evlilikte tenasül, aile yuvasının kurulması için konmuştur, çocuğu olmayan kadınla evli bir erkeğe, başka bir kadınla evlenmek yasaklanırsa onun durumu ne olur? Bir taraftan yaradılışının esas gayesi olan tenasül ödevini atalete uğrattığı gibi, evlenmekten de gaye olan esas unsuru yerine getirmemiş olur. Hem erkeğin tenasül kudreti sınırsızdır. Kadınsa muayyen bir hadde kadar çocuk yapabilir. Normal bir erkek altmış ve yetmiş yaşına kadar cinsi kudrete sahiptir. Normal hallerde bir kadının tenasül kudreti kırkla elli yaş arasıdır. Eğer bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi önlenirse, bu onun yarısına yakın hayatının tenasül yönünden atalete uğratılması demektir.

İşte İslam, bütün bu sebeplerden dolayı, zararı defedip zorluğu kaldırmak, ahlaki seviyeyi yüceltip erkeklerle kadınlar arasında müsavatı tahakkuk ettirebillmek için dört kadınla evlenmeyi mubah karşılamıştır. Bütün saydığımız prensiplerde olduğu gibi İslam cemiyetin ihtiyacından neş’et eden bir zaruretten dolayı bu hükmü koymamıştır. Eğer öyle olsaydı. Araplar sonsuza kadar kadınlarla evlenmeyi mubah karşılarlardı. Ayet indiği zaman dörtten fazla kadını olanlar başladılar. Böylece İslam tağyirat ve tebdilat kabul etmeyen ebedi, kamil bir nizam olduğunu göstermiştir.

Halen beşeri hukuk böyle birşeyi bilmediği gibi İslamı kötülemek, müstehcen bir şekilde tanıtmak için çalışmaktadır. Ama bugün yavaş yavaş onlar da bu mevzuya eğilmeye ve bu konuya yer vermeye başlamışlardır. Kim bilir belki yakında yapılacak kanunlarda bu nazariye yer alacaktır. Zira birinci, ikinci cihan harplerinde milyonlarca insanın ölmesi, dul kadınların sayılarının artması, kadınların erkeklerden fazla olması onlara bu nazariyenin zaruretini ispat etmiştir. Gerçekten birden çok kadınla evlenmeyi mübah kılma düşüncesi onları bu mevzuya sevkeden yegane amil değildir. Gayri meşru hayatın artması, her erkeğin karısından başka çeşitli metresi bulunması, erkeklerin karılarından çok onlara yönelmesi, zinanın yaygınlaşması yüzünden işlenen cinayetler, utanılarak sokaklara atılan gayri meşru çocuklar, anne karnında öldürülen yavrular ve bütün bunlara rağmen de hanım olması, anne olması gereken kadınların sayısının artması Avrupa milletlerinde müthiş birşekilde duyguların azalması gibi sebepler, be tehlikeli içtimai hastalığa tabii ilaç olan birden fazla kadınla evlenmenin zaruretini kabule sevketmektedir.