30- İÇKİ YASAĞI PRENİSİBİ:

 

İslam hukuku içkiyi mutlak manada yasaklamış ve içki içmeye öyle bir ceza koymuştur ki devlet reisinin o cezayı affetmesi veya konulan hükmü kaldırması imkanı yoktur. Hakim de içki için konulan hükmü hafifletmek veya başkasıyla değiştirmek yahut da infazını durdurmak yetkisine sahip değildir.

İslam hukuku içkiyi bir defada yasaklamamış, bilakis yasak emri tedrici olarak gelmiştir. Zira içki adeti araplar arasında pek yaygındı ve onları biricik eğlenceleri ve oyunları içkili toplantılardı. Bu yüzden islam hukukundaki hikmeti teşr; içkinin merhale yasaklamasını gerektiriyordu. İçkiyi yasaklayan ayet metinlerinden ilki şu ifadelerle varid oluyordu:

“Ey iman edenler! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar namaza yaklaşmayın.” (Nisa: 4/ 43)

Böylece yüce Allah onlar sarhoşken namaz kılmaktan alıkoymuştu. Namaz da her zaman eda edilmesi gereken bir fariza durumunda olduğu için gündebeş kerre namaz farizasını ifa etmek için sabahdan akşama kadar sarhoş olmamaları veya sarhoş edecek derecede içki almaları gerekiyordu. Belki de bu hükümle onlar uyanır, içkinin ahkamını doğrudan doğruya sormaya başlayabilirlerdi. İçkiyi yasaklayan hükümlerden ikincisi bu sualin cevabı mahiyetinde ve içkinin yasaklanışının sebebini açıklayacı nitelikteydi.

“Sana içki ve kumarı sorarlar. Deki: “İkisi de hem büyük günah hem insanlara bazı faydaları vardır. Ancak günahı faydasından daha büyüktü.” (Bakara: 2/219)

İşte ruhlar içkinin yasaklanması için böylesine basamak hazırladıktan sonra nihayet içkinin yasak olduğunu kesin olarak bildiren emir varid oldu: “Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Öyleyse bunlardan kaçınin ki felaha eresiniz!”

“Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allahı anmaktan, namazdan alakoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değilmi?” (Maide: 5/ 90-91)

Görülüyor ki, islam hukukunun koyduğu bu hüküm de son derece geniş ve elastikidir. İşte İslam hukukunun ana metinlerini diğerlerinden ayıran bu özelliktir ki, onu indiği günlerde tatbike elverişli olduğu gibi, bu asırda da -yani gelişinden 1300 yıl sonra dahi -tatbike elverişli kılmaktadır. Bu özellik, bugün de, gelecekte de ne kadar zaman geçerse geçsin, asırlar birbiri ardısıra gelirse gelsin aynı yeterliliği muhafaza etmesini sağlayacaktır. Biz islam hukuk sisteminin değişim ve tebdil kabul etmediğini söylerken, onun değişme ve tebdili hissettirmeyecek kadar geniş ve kapsamlı olduğunu belirtmiş oluyoruz. İslam hukuku içkiyi yasaklarken o günkü toplumun durumunu, onların arızi isteklerini gözününe almış veya onlara ayak uydurmuş değildir. O gün için içkiyi yasaklama düşüncesi çok uzaklarda bulunuyordu. Arablar böyle birşeye hazır değildi. Ancak islam hukuk sistemi içki yasağını getirirken bir sistemin bütkünlenmesi için bunun zaruri olduğunu, ancak bununla mükemmel bir sistem olunabileceğini kabul ettiği ve toplumun seviyesini yüceltmek istediği için getirmiştir. Eğer bugün müslüman olmayan dünyada içki yasağı konusunu düşünüyorsa, kafaların bu yasağı kabule hazır olmasındandır. Yani, islam hukuku içki yasağı konusunda koyduğu hükümler ile insanları enaz yaşadıkları çağda 13 asır ilerisine götürmüş demektir.

İslam; insanlığı içki yasağına çağırmış ve içkiyi daha miladın 7. yüzyılındayasaklamıştı. Ne varki cihan böyle bir davete koşmamış ve islam ülkeleri  dışında kalan dünya içki yasağını kabullenmemişti. İlim son zamanlarda içkinin bütün kötülüklerin kaynağı olduğunu, sıhhatı yıktığını,malı heba ettiğini, nesil yozlaştırdığını, akla ziyan verdiğini ve üretim vasıtalarını son derece körelttiğini ispat edinceye kadar içkinin esiri olarak yaşamış durmuştur. İşte ancak bunlardan sonra islam olmayan dünyada içki yasağı konulması için bir propaganda başgöstermiştir, bu maksatla dernekler kurulmuş yer yer yığınlarca paralar toplanmış, gazeteler yayınlanmış ve önemli bir başarı da gösterilmiştir. Öyle ki bugün yeryüzünde içkinin yasaklanmasını isteyen birçok dernekler kurulmuş, çalışmalarını sürdürmektedirler. Denilebilir ki bugün içkinin yasaklanması isteği hemen hemen herkes tarafından arzu edilen bir ideal duruma gelmiştir.

İçki yasağı arzusu, içinde yaşadığımız yüzyılda çıkarılmış kanunlalrda görülebilir. Mesela Birleşik Devletler birkaç yıl önce içkiyi bütünüyle yasaklayan bi kanun kabul ektmişti. Hindistan da iki yıldır benzer birkanunu parlementosundan geçirmiştir. Bu iki devlet vatandaşlarına içkiyi bütünüyle yasaklamıştır. Diğer birçok devletler de bu kervana cüzi bir çabayla katılmış, umumi yerlerde içki almayı yahut sunmayı yasaklamış; günün belirli saatlerinde içki satımını mennetmiş, belli yaşlara ulaşmayanların içki kullanmasını veya onlara içki satılmasını yasaklamıştır.

Bütün bunlardan sonra diyebiliriz ki; bugün yeryüzünde insanlık içki yasağı fikrine hazır hale gelmiştir. Zira içkinin milletlere son derece büyük ve telafisi zor zararlar verdiği kabul edilmiştir. İçkiye karşı faaliyetler hızla ilerlemekte ve gelişmektedir. Bilginler, düşünürler bu çabayı desteklemektedirler. Diyebiliriz ki bütün devletlerin içkiyi yasaklayacakları zaman çok uzaklarda değildir. Yeryüzü bu hususuta islamın getirdiği prensibi benimsemeye başlamış ve onun izinden yürümeye girişmiştir. Böylece 13 yüzyıl boyunca kabul etmediği ve kabul etmemekte direttiği bir gerçeğe mecburen boyun eğmek zorunda kalmıştır.