25- b) İNANÇ HÜRRİYETİ:

 

İslam nizamı, insanlara inanma hürriyetini veren ve bu hürriyeti en son haddine kadar himaye altına alan yegane nizamdır. İslam şeriatına göre her insan dilediği inançta serbesttir.

Hiçbir kimsenin, başkasının inancına karışmaya, başkalarını zorla kendi inancına çekmeye veya inandığını gizlettirmeye hakkı yoktur. Şeriatı ilahi inanma hürriyetini sadece nazari olarak vermemiş pratiktede bir takım garantiler altına almıştır.

İslam; herkesin dilediği itikadı seçmesine veya bırakmasına, inançlarına göre amel etmesine veya etmemesine başkalarının karışmasına yasakladığı gibi diğerlerinin hakkına hürmet etmesini de emreder. Yanlış yolda gidenleri iyilikle ikna etmek, inandığı şeyin hatalı olduğunu anlatmak gerekir. Kabul etmediği takdirde, baskı yaparak, incanı değşitirmesi için zorluk göstermek doğru değildir. Zıt akide sahibi olan kimsenin, muhalifinin hatasınııklaması, doğru yolu göstermesi onun için yeter bir vazifedir. O gerekeni yapmış muhalifini sıratı müstakime çağırtmıştır. Bundan sonra mes’uliyet kabul etmeyenindir. Cenabı hak buyuruyor:

“Dinde zorlama yoktur. Doğru yol eğri yoldan ayrılmıştır.” (Bakara: 2/256)

“Eğer Rabbin dileseydi, yerde bulunanların hesi de iman ederdi. Yoksa sen insanları iman etmeleri için zorluyor musun?” (Yunus: 10/99)

“Sen onları uyar. Sen ancak uyarıcısın. Onlara baskı yapıcı değilsin.” (Gaşiye: 88/8)

“Peygamberin üzerinde açkıça tebliğden başka bir şey yoktur.” (Nur: 24/54)

İslam, inanç sahibinin kendisini, inancını korumaya zorlar. Eğer koruyamazsa, inancına hürmet edilmeyen o ülkeden hicret edip itikadına saygı gsöterilen başka ülkeye göç etmesini emreder. Hicret etmeye gücü yettiği zaman o beldeden göç etmezse, başkaların zulmünden önce o kendisine zulmetmiş olur. Bu işte büyük günah olup azabi elimi icap ettirir. Fakat göç etmeye gücü yetmezse Allah insanlara takatından fazlasını yüklemez. İşte kur’an açıkça beyan ediyor:

“Nefsilerine zulmettikleri halde, meleklerin, canlarını aldığı kimselere melekler şöyle derler. Ne işte idiniz? onlar, “Biz yerde zayıf kimselerdendik hicret etmekten acizdik” derler. Melekler “Allahın arzı geniş değil mi idi? siz de oraya hicret edeydiniz.” derler. işte onları yeri cehennemdir. O ne kötü bir dönüş yeridir.” (Nisa: 4/97-99)

İslam -müslüman olsun veya olmasın- insanlara tanıdığı inanç hürriyetiyle yüceliğin zirivesine ulaşmıştır. Bu hürriyeti islam ülkelerinde yaşayan gayri müslimlere tam olarak vermesiyle de üstün bir nizam olduğunu göstermiştir. Hangi islam ülkesi olursa olsun, gayri müslümler din, itikad ve mezheplerini ilan edip hiç bir zorlukla karşılaşmadan dini tedrisatını, mabed ve mektebini ikame edebilir. Birçok islam ülkelerinde yaşayan yahudiler açıktan açığa ve remi yollarla inançlarında serbest oldukları gibi, mabedlerini inşa edip kendi dini bilgilerini öğreten mektepler açıp, itikatlarını tanıtan kitaplar neşretmektedirler. Birçok değişik mezheblere mensup olan hristiyanlar da aynı haklara sahib olmuşlardır. Her mezhebin özel kiliseleri, okulları olduğu gibi, açıktan açığa dini ayinlerini icra etmekte, serbestçe kitap neşriyatı yapmaktadırlar.