24- a) DÜŞÜME HÜRRİYETİ:

 

İslam ilk inmeye başladığı gün; insan aklını evham ve hürafelerin, taklit ve ananelerin o iğrenç karanlığından kurtarıp, ona serbest düşünme hürriyetini sunmuş, aklın kabul etmediği her şeyi hudut dışına atmıştır. İslam her konuda iyice düşünmeyi, akıl ve mantık ölçülerine vurmayı, aklın kabul etmediği şeyi yapmamayı emreder. İslam davası haddi zatında aklı esasına dayanır. Kur’an Allahın varlığını ispat için akla hitap eder. Resulullah, Kitabullaha iman mevzuunda yine akla hitap eder. İnsanları kendi hayatları, yaratılışları, yerlerin göklerin yaratılışı mevzuunda düşünceye çağırır. Düşünce hürriyetini, akıl ve mantığı çalıştırmayı emreden Kur’an ayetleri pek çoktur. İşte bir kaç kanesi:

“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar şeyleri denizde akıtıp taşıyan o gemilerde, Allahın yukardan indirip, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, deprenen her hayvanı orada üretip yaymasında göklerle yer arasında boyun eğmiş olan rüzgarları ve bulutları evirip çeşirmesinde aklıyla düşünen bir kavim için nice ayetler vardır.” (Bakara: 2/164)

“De ki ben siz ve Allah için ikişer ikişer, teker teker durmanızı sonra iyice düşünmenizi öğütlerim.” (Sebe: 34/ 44)

“Nefisleri hakkında olsun iyice düşünmediler mi? Allah; o gökleri, o yeri ve ikisinin arasında bulunan şeyleri, hakkın ikamesine ve muayyen bir vadenin kazasına sebep olmaktan başka bir hikmetle yaratmamıştır. Hakikat insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı cidden inkar edicidir.” (Rum: 30/8)

“Deki: Bakınız yerde ve göklerde ne vardır?” (Yunus: 10/101)

“İnsanoğlu neden yaratıldığına bir baksın.” (Tarık: 86/6)                          

“Bakmıyor musunuz ki, develer nasıl yaratılmış, gökler nasıl yükseltilmiş, dağlar nasıl dikilmiş, yer nasıl serilmiş?” (Gayişe: 88/17)

“Kalbi olanlar, yahutta kulağını dikenler için bunda ibret vardır.” (Kaf: 50/37)

“Ancak akıl sahipleri düşünür.” (A’li İmran: 3/7)

Kur’an, aynı zamanda aklı geriye itip, düşünmeyi bir kenara atıp başkalarını şuursuzca taklit ekmeyi, evham ve hurafelere inanmayı, akıl ve mantık ölçülerine vurmadan eski adet ve ananelere sarılmayı şiddetle kınar. Ve bu kimseleri hayvan gibi, hatta hayvandan da aşağı kabul eder. Zira hayvanlar düşünmeden, aklı muhakeme yürütmeden içgüdü ile hareket ederler. İnsanla hayvanı birbirinden ayıran yegane özellik, düşünme hassasıdır. Eğer insanoğlunun da aklını alıp fikrini yok edecek olursak hayvanla hiç bir farkı kalmaz. Artık o, hayvndan da aşağı bir mahluktur. Bunu ifade eden pek çok ayet vardır:

“Onlara, Allahın indirdiklerne uyunuz” dendiği zaman “Biz atalarımızdan alışa geldiğimiz şeylere uyarız” derder. Her ne kadar Ataları bir şey düşünmez, doğru yolu bilmez de olsalar.” (Bakara: 2/170-171)

“Onlar yeryüzünde gezmezler mi ki, kulaklarıyla duyup, akıllarıyla düşüsünler. Gerçekten, sadece gözler kör olmaz. ancak göğüslerdeki kalbler kör olur.” (Hac: 22/46)

Hakikaten biz akılları olup da anlamayana, gözleri olup da görmeyen, kulakları olup da işitmeyen cin ve insanlardan bir çocuğunu cehenneme doldurduk. Onlar hayvan gibidirler. Hatta ondan da aşağıdırlar. Onlar gafillerin ta kendisidir.” (A’raf: 7/179)

İnsanoğlu her konuda düşünmelidir. Ve akıl mantık dışı hareketlerden sakınmalıdır. Şeriat dışı bile olsa, insan, düşündüğünden mes’ul değildir. Zira kafalardan geçen düşüncelerden dolayı şeriat müahaze etmez; ancak bu düşündüklerini fiiliyata döktükleri zaman, müahaze eder. Efendimiz buyuruyorlar:

“Allah benim ümmetimin gönlünde geçen vesveselerden, aklında geçen düşüncelerden -fiiliyat haline dökmedikleri, etrafındakilere söylemedikleri takdirde- vazgeçmiştir.”