16- İSLAM HUKUK SİSTEMİNİN DOĞUŞU

 

Modern hukukun doğuşu bu merhalelerden geçmişken, İslam hukuk sistemi bu merhaleleri atlatmamış ve böyle bir doğuşla ortaya çıkmamıştır. Zira, İslam hukuku önceleri basit, değişik ve dağınık bir hukuk manzumesi iken sonradan gelişip tekamül etmiş değildir. İslam hukuku; islam cemaatı ile birlikte doğup sonra yavaş yavaş gelişip büyümüş bir çocuk gibi değildir. Aksine mükemmel bir delikanlı olarak doğmuş Allah katından üstün, ihatalı, toplayıcı birleştirici, eksiği ve nosanı olmayan bir sistem olarak indirilmiştir. Yüce Allah kendi katından kısa bir müddet içinde Reseulunun kalbine onu inzal buyurmuştur. Bu dönem Hazreti peygamberin peygamber olarak gönderilişinden başlar, vefatıyla son bulur. Veya yüce Allahın Maide suresinde buyurduğu gibi:

“Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım ve size din olarak islamiyeti beğendim”. (Maide: 5/ 3)

Ayetiyle nihayete erer.

İslam bir cemaat için gelen ve diğer cemaatları dışarıda bırakan, sadece bir kavmin bir devletin dini değildir. Bilakils ister Arab olsun ister Acem, ister doğulu olsun ister batılı; hareketleri, adetleri, mizaçları gelenekleri tarihleri ne kadar değişik olursa bütün insanlık için gelmiş bir dindir? İslam hukuk sistemi de bütün ailelerin, kabilelerin, bütün toplumların ve bütün devletlerin hukukudur. İslam hukuk sistemi modern hukuk bilginlerinin tahayyül edebildikleri ve tahayyül ettikleri halde gerçekleştiremedikleri en üstün ve en ideal prensipleri ihtiiva eder.

İslam hukuku; eksiksiz bir bütün olarak gelmiştir, her şarta ve her hale hükmeder. Onun hüküm sahasının dışında kalan hiçbir mesel yoktur. Gerek fertlerin, gerek toplumların, gerekse devletlerin bütün meselelerini ihtiva eden prensipler getirmiştir. İslam hukuk sistemi; şahısları ilgilendiren münasebetleri düzenlediği gibi, idari ve siyasi konulardaki hükümleri de düzenler. Fertleri de toplumları da ilgilendiren bütün konuları ihtiva eder. Bunun yanısıra devletlerarası hukuku alakadar eden; savaş ve barış gibi esasları tanzim eder.

İslam hukuk sistemi bir vakte, veya bir çağa hitab etmez. Bir asır veya bir zaman için gelmiş, başka zamanları içine almayan bir sistem değildir. İslam hukuk sistemi bütün vakitlerin bütün çağların ve Allahın yeryüzüne varis kılacağı insanların bulunduğu bütün zamanların hukuk sistemidir.

Yüce Allah İslam hukukuna öyle bir şekil vermiştir ki, geçen zaman ona tesir etmez, yeniliğini gidermez, ciddiyetini kaldırmaz. Devirlerin geçmesi umumi kaidelerinin ve esas prensiplerinin değişmesini gerektirmez. Getirdiği metinler  öylesine geniş kapsamlı, öylesine umumi ve elastiki bir hüviyettedir ki beklemesi mümkün olmayan her yeni şarta kolyaca intibak eder. Bunun için de islam hukuk sisteminin esasları beşeri hukuk metinleri gibi değişiklikleri gerekli kılmaz.

İslam hukuk sistemiyle modern hukuk sistemi arasındaki ana fark şudur: İslam hukuk sistemi:

“Sözleri değiştirilmeyen yüce Allah katından indiilmiştir”. (Yunus: 10/64)

Yüce Allah gelmişi ve geleceği, görüneni ve görülmeyeni bildiği için her zaman geçerli olan prensipler vazetmeye kadirdir. Beşeri hukuk ise insanlar tarafından konulduğu için, ancak belirli ihtiyaçları gidermek üzere kabul edilmiş prensiplerdir. İnsanların geleceği bilmeleri mümkün olmadığından ve bilgileri noksan olduğundan koydukları hukuki hükümler de beklenmeyen şartlara intibak etmekten uzak ve eksiktir.

İslam hukuku; ilk geldiği gün, beşeri hukukun en son ulaşmış olduğu modern nazariyeleri ihtiva etmekteydi. Halbuki beşeri hukuk islam hukukundan daha önce gelmiştir ama islam hukuku geldiği günden itibaren bugünkü beşeri hukukun ulaşabildiği seviyeden çok yücelere sahip olarak gelmişti. Bunu ispat etmek için her kanun adamını istediği ve uygulanmasını arzu ettiği prensiplerin daha ilk günden itabaren islam hukukunda mevcut olduğunu belirtmemiz yeter.